Mısır Piramitleri-11 (Mumyaların Sırrı Neydi?)

M

     Dünyanın en büyük harikaları olan piramitler ve piramitlerin içinden çıkarılan eserler, elbette çok yüksek bir medeniyetin belgeleridir. Fakat, mumyaların onları rahatsız edenlerden intikam almaları bir türlü izah edilemiyor. O yüksek medeniyet, mumyalara intikam alma gücünü nasıl verdi?
     Bu soruya Oakbridge Atom Dairesi profesörlerinden Louis Bulganin cevap verdi ve bu cevap bilim dünyasında çok geniş yankılar uyandırdı.
     Atom bilgini Profesör Louis Bulganin şöyle söylüyor:
     “Firavunlar devrinin bilginleri nükleer enerjiyi biliyorlardı. Tutankamon’un mezarı atomla korunuyordu. Hiçbir şüpheye yer kalmayacak şekilde inanmış bulunuyorum ki, piramitleri açanların, mumyalara dokunanların hepsi bir atom tuzağına düşmüş bulunuyorlar. Mısırlı rahipler uranyum tozunu piramidin içine serpiştirmiş veya tabutların üzerine gizli bir yöntemle koyabilmişler. Böylece, binlerce yıl sonra bile, firavunu rahatsız etmek isteyenlere kurtulamayacakları bir tuzak kurmuşlardır!”
     Profesörün bu açıklamasından sonra bilginler, mumyaların sırrını çözebilmek için konuyu bu açıdan da ele aldılar ve daha ilk aşamada öteden beri kendi kendilerine sordukları bir sorunun cevabını da bulmuş oldular: “Eski Mısırlıların aydınlatma aracı ne idi? Işığı nereden ve nasıl elde ediyorlardı?”
     Piramitlerin karanlık odalarının duvarlarında, tavan ve tabanlarında öyle büyük ustalıkla ve incelikle yapılmış şekiller, renkler vardı ki, bunları yapmak, ancak gündüz gibi ışık veren bir lamba sayesinde mümkün olabilirdi. Bunlar, dışarıda yapılıp içeriye sokulacak şekiller değildi. Demek ki karanlık odayı gündüz gibi aydınlatan bir enerjiye sahiptiler. Elektrik olmadığına göre, aydınlatma aracı olarak nükleer enerjiyi kullanmış olabilirler. Çünkü başka hiçbir yakıt bu kadar ışık veremez.
     Öldürüyor ama şifa da veriyorlar
     Mumyanın kendisine dokunan meraklıları ölüme sürüklemesi nasıl herkesi hayrete düşürüyorsa, ağır yaralıları, yanıkları, veremli olanları iyi etmeleri de günümüz bilginlerini öylesine şaşkına çeviriyor.
     Gerçekten, mumyaların ‘öldürücü’ oluşlarının yanında, ‘şifa verici’ özellikleri de var. Bunlar abartmalı söylentiler değil, bilginlerin üzerinde ciddiyetle durdukları konulardır.
     Tarih okumayı sevenler bilir: Eski Romalılar zehirlemek istedikleri kimselerin yemeklerine mumyadan kopardıkları bir parçayı ufaltıp atarlardı. Bunu yiyenler ölürse günahkâr, ölmezse suçsuz sayılırdı.
     Profesör William O’Connel’in dediğine göre, mumyaların sargılarında bugünkü penisiline benzeyen kimyevî bir madde vardır. Şifayı veren bu olabilir.
     Ortaçağ’dan itibaren mumya parçaları hastalara eritilerek şurup gibi verilmeye, mumyalı su ile banyo yapılmaya başlandı. Bu şekilde birçok hastalığın tedavi edildiği biliniyor. O zamandan kalma bir görenek olarak bugün bile mumya tozları şifa veren ilaçlar gibi kullanılmaktadır. Bir hayli rağbet gördüğü için Mısır, mumya tozu yetiştiremez duruma düşmüştür.
     Mumyalar, kendilerini rahatsız edenlerden intikam alsın almasın, mumya tozları hastalığı iyi etsin etmesin, piramitler kadar, piramitlerde bulunan heykeller kadar, bir sanat, teknik ve tıp harikası sayılmaktadır.

(Gelecek yazı: Piramitleri Yapanların Mezarları Bulundu)

 

Yazar hakkında

Yorum Ekle