Koruyucu Aile Kavramı Üzerine

K

       Çocukların sağlıklı ve mutlu gelişebilmeleri için onları koruyup kollayacak, sevecek, destekleyecek, güven sağlayacak, sosyal ve maddi ihtiyaçlarını karşılayabilecek sıcak bir aile ortamına gereksinimleri vardır. Tüm dünyada ise bu imkânları sahip olmayan yüz binlerce çocuk yaşamaktadır. Evlat edinerek çocuk sahibi olmak çoğumuz için bilinirken, Koruyucu Aile olarak bir çocuğa yuva sunmak; günümüzde ve özellikle ülkemizde yeni bir oluşum olarak karşımıza çıkmaktadır. Koruyucu Aile kavramı genel olarak evlat edinmekten biraz daha farklıdır. Çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında olmayan ve bakıma muhtaç çocuğun devlet denetiminde sorumluluğunu alacak, bakımlarını üstlenecek ailelere Koruyucu Aile denilmektedir.
     Bazı aileler çeşitli sebeplerle bütünlüklerini sürdüremeyecek ve çocuklarının gereksinimlerini karşılayamayacak hale gelirler. Böyle bir durumu yaşayan çocuklar, öz ailesinin koşulları iyileşinceye kadar başka bir ailenin yanında bakımlarının sağlanması amacıyla koruyucu aile hizmetinden yararlanabilir. Koruyucu Aile kavramı, bu durumda olan çocukların psiko-sosyal gelişiminin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi açısından önem taşır.
     Koruma İhtiyacı Olan Çocuk ve Koruyucu Aile İlişkisi
     Kurum bakımının çocuk üzerindeki etkilerine yönelik yapılan araştırmalar incelendiğinde; bu bakım türünün sadece pahalı olmadığı, çocuğun gelişimini bazı yönlerden eksik bıraktığı da ortaya çıkmıştır. Koruyucu Aile hizmetinde amaç, çocuk için karmaşık ve sorunlu olan bir dönemde özenli davranılarak çocuğun bu dönemi örselenmeden geçirmesini ve normal hayatını devam ettirmesini sağlamaktır.
     Koruyucu Aile kavramı her ne kadar anne-baba ve çocukları veya sadece eşlerden oluşan bir yapıyı çağrıştırsa da, tek bir yetişkin ebeveyn de bu yapı içinde yer alabilir. Burada önemli olan, çocuğa bir mekân, bir yuva içinde yer açılmasıdır. Çocuk; bir ailenin sıcak ortamında büyürken bir ev ortamının paylaşılmasını, pratik yaşam becerilerini, kendi kendine yeterli olmayı, toplumsal yaşamın kurallarını, kişilerarası ilişkileri ve cinsiyet rollerini doğal gözlem yoluyla deneyimleyerek öğrenir ve içselleştirir.
     Çocuğun ailenin yaşamına ve evin içine yerleştiği gibi sorumlu kişilerin kalbinde ve zihninde var olması ve taşınması da önemlidir. Çocuğun yetişkinin iç dünyası içinde tutulması ve yaşatılması onun da hayata tutunmasına, dünya içinde kendini konumlandırmasına, çevresindekilerle güvenli ilişkiler kurmasına ve bir işe, bir meşguliyete bağlanmasına yardımcı olur. Bir aile veya bir yetişkin tarafından şefkatle sarılıp sarmalanan, korunup kollanan, değer verilen, sevilen bir çocuk kendini güvende hisseder ve mutlu olur. Böylece o da kendini ve çevresindeki insanları sevmeyi, kendini korumayı ve kendine değer vermeyi öğrenir. Koruyucu ailenin sağlayacağı kapsayıcı yaklaşım, çocuğun psikolojik ve sosyal yönden sağlıklı bir birey olarak hayata katılmasında etkili olur.
     Çocukların Aile Ortamında Büyümesinin Önemi
     Bu ilişkide alışveriş tek yönlü değil, karşılıklıdır. Çocuk kendine sahip çıkacak yeni bir aile bulurken, aile de bir çocukla birlikte yaşamayı deneyimleme olanağına kavuşur. Çocuklar bulundukları ortama coşku, heyecan, neşe, mutluluk verirler. Çocuklarla ilişki, yetişkinlerin kendilerini daha iyi tanıması için gerçekçi bir ayna tutar. Farkında olmadan kişiyi geliştirir, olgunlaştırır. Ayrıca Koruyucu Aile olarak bir çocuğun zorlu dönemlerinde ona destek olma kişinin insani ve vicdani duygularının tatminini sağlar.
     Koruyucu Aile olmak, çocuksuz yetişkinlere bir çocukla deneyim yaşama zenginliği kazandırdığı gibi, aile içindeki çocukların farklı kişilik özellikleri geliştirmelerine de katkıda bulunur. Örneğin; ailede tek çocuk olarak büyüyen biri için paylaşma, rekabet etme, başkalarının ilgi ve ihtiyaçlarına dikkat etme, haklarını gözetme gibi yetileri kazanmalarına fırsat verir. Çocukların aile ortamında büyüklerinin de desteğiyle öğrendikleri bu davranışlar, onların daha geniş sosyal ortamlarda sağlıklı ilişkiler kurabilmesine ön hazırlık oluşturur.
     Koruyucu Aile Olma Yolculuğu
     Tüm iyi niyetli isteklere rağmen, Koruyucu Aile kapsamında çocuk ile ailenin veya ondan sorumlu olan bireyin karşılaşması ve birbirlerini kabul etmesi her zaman kolay olmaz. Her iki taraf için belirli bir uyum süreci gerekir. Çocuğun yaşı, bu uyum sürecinin süresini ve zorluk derecesini etkiler. Çocuk ne kadar küçük olursa uyum o kadar kolay olur, ailenin çocuğu kendi yaşam koşullarına, değer yargılarına göre yetiştirmesi mümkün olur.
     2-3 yaşlarından sonra çocuklar çevresinde olup bitenlerin daha fazla farkında olur. Önceki yaşam deneyimlerinden gelen bir kişilik yapısı da oluşmuştur. Bu yaştaki çocuklar koruyucu aileyi bir süre sınayacaktır; çünkü öz ailesinden kendisinin isteği olmadan ayrılmak zorunda kalmıştır ve bir kuruma bırakılmıştır. Yeni ailesi tarafından da terk edilip edilmeyeceği belirsizdir. Ayrıca eğer öz ailesi ile görüşme devam ediyorsa, çocuk için yeni aileyi sevip bağlanması öz ailesine ihanet olarak da algılanabilir. Bu karışık duygular içinde çocuk ara sıra ailenin sabrını denemek ister, hırçınlaşabilir. Tüm bunlara rağmen sevildiğini ve istendiğini görmek çocuğu rahatlatır, uyum sürecini hızlandırır.
     Benzer kaygı koruyucu aile için de geçerlidir. Evlat edinme şeklinde olduğu gibi, çocuk ailenin resmi olarak çocuğu değildir. Öz ailesi tarafından her zaman geri alınma olasılığı vardır. Ancak, aile üyeleri başlangıçta kendini bu duruma hazırlarsa hayal kırıklığı yerine bir süre de olsa bir çocuğun hayata daha güçlü hazırlanmasına destek olmanın huzurunu ve mutluluğunu duyabilir.
     Koruyucu Aile Yanındaki Çocukların Psikolojisi
     Koruyucu aileye katılan kimi çocuklar, içinde bulundukları ortamı kaybetmekle ilgili kaygılarının etkisiyle aşırı uyumlu davranışlar geliştirebilirler. Gerçek duygu ve düşüncelerini saklayıp olması gerektiği gibi görünme eğilimi içine girebilirler. Bu durumda ailenin güven veren destekleyici tutumu, çocuğun kendini özgürce ifade etmesine yardımcı olur. Yine bu çocuklarda sıklıkla gözlenen, bir süre de olsa aileleri tarafından bırakılmış olmanın getirdiği değersizlik duygusudur. Bununla baş etmek için çeşitli savunma yöntemleri geliştirirler. Örneğin; bazen kendilerini bir kahraman gibi göstermek isterler. Bazen de tepki olarak kendilerini çok yetenekli, çok başarılı, olağanüstü yeteneklere sahip biri gibi algılama ihtiyacı hissederler. Onları kırmadan kendi gerçekleriyle barışmalarını sağlamak faydalı olacaktır.
     Koruyucu ailenin önemli işlevlerinden biri bu çocukların büyüyüp hayata hazırlanmasına yardımcı olmaktır. Ancak bu çocuklar için büyümek, sorumluluk almak, yetişkin dünyasına katılmak ürkütücü gelebilir. Onlar için büyümek aynı zamanda güvenli ev ortamını bırakmak, artık korunmamak anlamını da taşıyabilir. Ailenin çocuğun ihtiyacı olduğunda yanında olacağına dair güven vermesi, çocuğun bu çatışmayı çözmesine katkıda bulunacaktır.
     Özellikle biyolojik ailesi ile görüşmeyen çocuklar, koruyucu ailesi ile bir sorun yaşadıklarında kendi öz ailelerini hayallerindeki gibi ideal kişiler olarak göstermeye çalışırlar. Bu da birlikte yaşadıkları anne-babaların kırılmasına ve üzülmesine neden olur. Yetişkinler olarak, çocuğun içinde bulundukları durumun zorluğunu fark etmek ve tepkilerine anlayışla yaklaşmak çocuk için rahatlatıcı etki oluşturacaktır.
     Ortak Yaşam Oluştururken
* İlk haftalar herkes için bir uyum dönemi olacaktır ve her iki taraf da birbirini tanımaya çalışacaktır. Bu dönemde sunulacak en önemli şey, sürekli ve tutarlı bir aile yapısıdır. Çünkü çocuklar farklı yaşantılarla koruyucu ailenin yanına gelirler. Dolayısıyla çocuğun, ailenin yaşam tarzına ve beklentilerine uyum sağlaması için hoşgörülü ve sabırlı olmak gerekir. Alışma sürecinde, çocuğun kişilik özellikleri ve olgunluk düzeyi göz önüne alınarak özenli davranmaya dikkat edilmelidir.
* Koruyucu Aile, çocuğun eğitiminde genel gelişim, eğitim ve disiplin yaklaşımlarını uygulamaya çalışmalıdır. Onların geçmiş yaşantılarındaki zorlukları düşünerek normalin üstünde bir tolerans göstermemeli, aşırı koruyucu davranmamalıdır.
* Çocukla ilgili alınacak kararlarda, onun da görüşünün alınmasına dikkat edilmelidir.
* Çocuğun aile bireylerine hitap şekli ile ilgili yaptığı seçimlere saygı gösterilmeli, bu konuda çocuğa baskı yapılmamalıdır.
* Çocuklar, ailenin bir bireyi olarak anne-baba ilişkisinin yanı sıra, kardeş ilişkisi içinde de yer alacaktır. Çocuklar arasında olabilecek çatışmalar sırasında taraf olmadan kendi aralarında çözüm bulmalarını desteklemek, sakinlikle karşılamak, dengenin bulunmasını sabırla beklemek herkesin huzuru için önemli yaklaşımlar olacaktır.
     Sonuç Olarak
     Görüldüğü gibi; her iki taraf için de yoğun emek isteyen, diğer yandan da manevi ve ruhsal olarak geliştirici, olgunlaştırıcı deneyimlere ve kişisel mutluluğa fırsat yaratan Koruyucu Aile modeli içinde yer almak, kimimiz için farklı bir varoluş yolu olabilir. Bu çocuklara içimizde ve düşüncelerimizde yeni bir yer açarak; onları kendi yaşamamıza davet edebiliriz. Böylece bizler de kendi dünyamızla ilgili yeni keşifler yapma imkânını sağlayabiliriz.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi