Kurtla Tilki

K

Tilki demiş ki kurda:
— Yamansın vallahi, hayranım sana.
Benim yediklerim de yemek mi sanki?
Kart bir horoz, ya da cılız bir iki tavuk.
Bunlara kalıyorum en çok.
Et mi bunlar senin yediklerin yanında?
Üstelik sen benim gibi
Başını derde sokmuyorsun da:
Açıklarda görüyorsun işini;
Bense evlerin burnu dibinde
Ne olur, bana kurtluğu öğretsene;
Tilkilerin padişahı olurum;
Şişman şişman koyunlara basarım dişi.
Hadi ne olur, yap bu işi;
İyiliğinin altında kalmam.
— Olur, demiş kurt çelebi;
Bir kardeşim öldü dün akşam.
Gidip postunu alalım, geçir sırtına.
— Haydi, demiş tilki; çıkmışlar yola.
Yolda anlatmış kurt vurgun nasıl olur;
Köpekler sürüden nasıl ayırtılır.
Tilki, postu giymiş güzelce,
Hocasının verdiği derslerden
İmtihan vermiş önce.
Kötü, demiş hoca ilk imtihanda.
Sonra fena değil demiş,
Sonra iyi demiş,
Mükemmel! demiş en sonunda.
Olabildiği kadar kurt olunca tilki,
Bir koyun sürüsü sökün etmiş.
Yeni kurt saldırmış hemen,
Ve kızılca kıyamet kopmuş.
Sanki Patroklos bizim tilki;
Akhilleus’un zırhını, kılıcını kuşanmış;
Ordu, şehir birbirine girmiş korkudan.
Analar, gelinler, ihtiyarlar
Hep tapınağa koşuşuyorlar.
Öylesine darmaduman olmuş
Meleyengillerin ordusu.
Köpek, çoban, koyun, kuzu,
Başlamışlar kaçmaya köye doğru,
Bir kurbanlık bırakıp arkalarında.
Tilki atılmış üstüne hemen,
Tam tadına bakacakken,
Bir horoz ötmüş yakınlarda.
Tilki bırakmış koyunu moyunu,
Atmış sırtından kurt postunu,
Doğru horoza;
Ne ders kalmış, ne imtihan, ne hoca.
Ne diye kendin olmaktan çıkarsın?
Tilkiysen kurtluğa kalkman boşuna.
İlk çağrısında dönersin
Kendi yaradılışına.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi