Tarihin Bilinmeyenleri (Kristof Kolomb’un Gerçek Mirası)

T

     Colombus’ un bildiğiniz büyük kahraman olarak kalmasını tercih ediyorsanız bu bölümü okumayın…
     Christopher Colombus’un gerçek mirası ‘Colombus Günü’ de değildir. Hatta Ohio’daki Colombus şehri bile değildir. Hayır… Christopher Colombus, Yeni Dünya’yı keşfederek eskisinin ölüm çanlarını çaldırmıştır. İşte size ilkokul tarih derslerimizde anlatılmayanlar.
     Eski Dünya Yenisiyle Buluşuyor
     12 Ekim 1492’de kocaman tuhaf görünüşlü bir gemi pastoral plajlarına yanaştığında, Arawak Kızılderilileri Bahama Adaları’nda kendi işleriyle meşgullerdi. Gemiden çıkan adamlar çok etkileyiciydiler: Beyaz tenleri ve parlak metal kıyafetleriyle tanrılara benziyorlardı. Liderleri sert konuşsa ve tehditkâr görünümlü uzun metal bir şey çekmiş olsa da, Arawaklar misafirlerini nezaketle karşılamak için ellerinden geleni yaptılar.
     Yabancılara papağanlar, pamuk yumakları ve iyi niyetlerini gösteren pek çok şey sundular. Kaptanları Christopher Colombus bu olağanüstü nezaketi fark etmekte gecikmedi. Seyir defterine, yerlilerin ne kadar cömert olduklarını yazdıktan sonra, “50 adamla hepsini buyruğumuz altına alıp her istediğimizi yaptırabilirdik,” diye eklemeyi ihmal etmedi.
     Misyon Sahibi Bir Adam
     Colombus altın istiyordu. Bu yüzden yerlilerin kulaklarında ufak altın süsler olduğunu fark edince bazılarını (altınları değil, yerlileri) zorla alıp gemisine götürdü. Kendisini altına götürmelerini istedi. Arawaklar onu, altın bulmalarını emrettiği 39 mürettebatını bıraktığı Hispaniola’ya götürdüler. Ardından daha fazla Kızılderili’yi esir alıp, Ferdinand ve İsabella’ya, “büyük altın ve diğer metal madenleri” bulduğu Asya’ya (aptala bakın) ulaştığını rapor etmek için İspanya’ya döndü.
     Yanlış Üstüne Yanlış
     Tabii ki baştan sona hatalıydı. Ama raporu, yeni bir sefer için yeteri kadar cesaretlendiriciydi. Bu kez sefer 17 gemi ve 1.200 adamla başlıyordu. Bu seyahatinin amacının, mümkün olduğu kadar çok altın ve esir elde etmek olduğunu itiraf ediyordu.
     Geri Dönüş
     Colombus, Hispaniola’ya ulaştığında, kadınları ve çocukları seks ve iş kölesi olarak kullandıkları için 39 adamının yerliler tarafından öldürüldüğünü öğrendi. Colombus orada çok az altın olduğunu öğrenince daha da kızdı. Bu pahalı seyahatin kâr etmesi gerektiğini bildiğinden, adamlarını baskınlar düzenleyip köle toplamaya gönderdi. 500 Kızılderili esir alındı, 200’ü İspanya yolunda öldü.
     Evet, Sert Bir Adamdı
     Ama Colombus’un hâlâ altın bulmak gibi bir niyeti vardı. Güney Amerika’ya geri döndü ve Haiti adasında 14 yaş ve üzerindeki herkesin, bulabildikleri her altın parçasını toplamasını istedi. Altın bulamayanların elleri kesilecek ve kanamadan ölmeye terk edileceklerdi. Etrafta, akarsu kıyılarındaki toz altın dışında altın yoktu.
     Manyok Alacağım
     Kaçmaya çalışan yerliler köpeklerle avlanıp öldürüldüler. Adada büyük çaplı intiharlar gerçekleşti. Yüzlerce yerli, İspanyolların (Colombus’un durumunda, İtalyan) ellerine düşeceğine manyok zehri almayı tercih ettiler. Colombus’un ilk karşılaştığı Arawaklar çocuklannı İspanyolların zulmünden korumak için öldürdüler.
     Hoşça kal Eski Dünya
     Yeni Dünya’yı bilmeden keşfeden Colombus böylece eskisinin de kaderini belirledi. Binlerce yıl boyunca Amerikan yerlileri göreli bir barış ve uyum içinde yaşamıştı. Christopher Colombus’un gerçek mirası bu yaşam tarzının ölüm çanlarını çalmak olmuştur.

Yazar hakkında

Yorum Ekle