Yarasa, Karaçalı ve Ördek
Yarasa, Karaçalı ve Ördek

Yarasa, Karaçalı ve Ördek

Karaçalı, ördek ve yarasa,
Bakmışlar kendi yurtlarında
Büyük servet yapacakları yok
Ortak olup gitmişler uzak bir yere
Zengin olmuşlar alavere, dalavere.
İşletmeler, bankalar, acentalar
Ne gerekse hepsini tezgâhlamışlar;
Gider gelir hesaplarını akıllıca
Kılı kırk yararak dosyalamışlar.
İşler tıkırında, pupa yelken giderken
Mal yüklü gemileri bir boğazda
Toslayıp kayalara, hesapta yokken,
Deniz altındaki mağazalara
Götürmüşler bütün malları.
Bizim üçlü kumpanya yanmış tutuşmuş,
Ama duman çıkarmamışlar dışarı.
Bu durumda her bezirgan işini bilir.
Kredi batmasın diye zarar gizlenir.
Ne var ki, bizimkilerin zararı
Kapatılır cinsten değilmiş pek.
Çok geçmeden çıkmış meydana foyaları:
Ne kredi kalmış, ne para, ne çek.
Bu durumda, tüccar ya zindanı boylar
Ya da başında yeşil külahla gezer.
Kimse el uzatmamış dünkü zenginlere,
Sermaye karşılamaz olunca borçları
Gelsin hacizler, mahkemeler;
Sabah sabah daha gün ışımadan
Alacaklıların biri gelir biri gider.
Bizim trionun işi gücü artık
Kimini atlatıp kimine masal anlatmak.
Karaçalı ikide bir,
Yapışıp gelen gidenlerin eteklerine:
— Baylar, diyormuş, ne olur söylesenize
Bizim mallar nerede olabilir?
Denize gitmiş diyorlar, hangi denize?
Ördek dalıp dalıp sulara
Mallarını istiyormuş yalvara yakara.
Yarasaya gelince, gün ışığında
Dolaşamaz olmuş şehrin sokaklarında
Deliklerde yaşıyormuş biçare
Tahsildarlar arayıp bulmasın diye.
Çok borçlular görmüşümdür hayatımda,
Karaçalı, ördek, yarasa değil hem de,
Ne anlı şanlı beyzadeler bilirim ben
Her gün gizli merdivenlerden tüyen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir