Herkül-27 (Hylas’ın Kayboluşu)

H

     Argo gemisi, kaptan Jason kumandasında, önce Lemnos adasına uğradı; daha sonra Çanakkale boğazından geçerek Marmara denizine girdi. Yol boyunca güçlükler eksik olmuyordu. Bütün bunların üstesinden geldikten sonra tayfalar eski neşelerini buluyor ve altın post’a ulaşmak için var güçleriyle küreklere asılıyorlardı.
     Rüzgârın kesildiği günlerden biriydi. Argo, sarkmış yelkenleri ile Marmara’nın ortasında kalmıştı. Jason, tayfalarını heveslendirmek, hiç değilse rüzgâr çıkana kadar biraz yol alarak kıyıya ulaşmak için, aralarında kürek çekme yarışması tertipledi.
     Herkes kürek başına geçerek, var gücüyle çekecekti. Yorulmadan, en uzun müddet kürek çekebilen, yarışmanın şampiyonu olacaktı. Jason’un işareti ile bütün tayfalar küreklere yapıştı ve çekmeye başladılar. İkinci saatin sonunda, yavaş yavaş yorgunluk işaretleri görülmeye başlandı. Önce, tek kadın tayfası, avcı Atalanta küreğini bıraktı; arkasından Idman, derken az sonra Jason ve Herkül’den başka kürekçi kalmamıştı. Bu kahramanlar, geminin birer yanında oturmuş, hiç yorgunluk belirtisi göstermeden küreklerine asılıyorlardı.
     Yarışma bahanesi ile Argo da bir hayli yol almış ve Chinus nehrinin ağzındaki Mysia’ya iyice yaklaşmıştı. Az sonra, uzaktaki kıyı seçilir hale gelmişti.
     Jason ile Herkül arasındaki yarışma hâlâ devam ediyordu. İki yarışmacı da son güçlerini harcıyorlardı. Birden; hiç umulmayan bir şey oldu. Seyircilerin şaşkın bakışları arasında Jason ve Herkül, oturaklarından yere yuvarlandılar. Herkül, elinde kırık bir kürek sapı ile düştüğü yerden hemen ayağa kalktı:
     “Tam da kırılacak zamanı buldu,” diye bağırdı.
     Aksi bir tesadüf, kürek kırılmış ve Herkül, hızını alamadığından sırt üstü yere yuvarlanmıştı. Jason ise, yorgunluktan bayılmıştı. Hepsi, yarışmanın galibi Herkül’ü kutladı. Daha sonra gemiyi Mysia kıyısına yanaştırdılar. Nerede ise akşam olmak üzereydi; karaya çıkıp ateş yaktılar, kamplarını kurdular. Bu arada arkadaşlarının yardımı ile Jason da ayağa kalkmıştı. Yarışmayı kayıp ettiğinden dolayı sinirliydi:
     “Geceyi kıyıda geçireceğiz, herkes karaya,” diye emretti.
     Kamp ateşi yakılmış, akşam yemeği hazırlanmıştı. Bu sırada Herkül, kırık küreğinin yerine bir yenisini yapmak için yakındaki koruluğa gitti. Etrafına bakınarak, uygun bir ağaç arıyordu. Az sonra, kökünden söktüğü bir kayın ağacını peşinden sürükleyerek ateşin başına döndü. Bunu yontup, kürek şekline sokmak için yardıma ihtiyacı vardı.
     “Hylas!” diye seslendi. “Hylas, neredesin?”
     Yardımcısı yerine, başka biri cevap verdi:
     “Hylas, yakındaki gölden su getirmeye gitti. Bir saat kadar oluyor ayrılışı.”
     Herkül, ağacı bir kenara çekerek Hylas’ı aramak üzere tekrar ormana daldı. Hem yürüyor, hem de bir taraftan, “Hylas! Hylas!” diye bağırıyordu.
     Az sonra karşısına başka bir tayfa çıktı. Herkül’ün seslenişini duymuştu:
     “Biraz önce, Hylas’ın yardım istediğini işittim. Sesi göl tarafından geliyordu,” dedi.
     Birlikte Mysia gölüne doğru gittiler. Yolda rastladıkları yerli halktan hiç biri Hylas’a rastlamamıştı. Göl kıyısında, Hylas’ın boş testilerini buldular; ama kendi ortalıkta yoktu. Herkül’ün araştırmaları sabaha kadar sürdü.
     Şafak vakti, kamp uyanmış, yol hazırlığına başlamıştı. Uygun ve tatlı bir rüzgâr da hafif hafif esmeye başlamıştı. Jason;
     “Toplanın arkadaşlar, yola çıkıyoruz. Herkes gemiye binsin!” diye emir verdi.
     Aralarından biri; “Herkül ve Hylas olmadan nasıl yola çıkarız?” diye itiraz etti.
     “Onları daha fazla bekleyemeyiz. Yolculuğumuz uzun sürecek. Her konakladığımız yerde bu kadar zaman kaybedersek, ömrümüzün son günlerinde ancak Colchis’e varmış oluruz.”
     Castor, bir adım ileri çıkarak;
     “Jason!” dedi. “Kürek yarışmasında kaybettiğin için Herkül’e düşman oldun. Bunu biliyorum. Eğer onu burada bırakırsak, yol boyunca Herkül gibi güçlü bir kahramanın yardımından mahrum olacağız. Bize çok faydalı olabilecek bir savaşçıdır o!”
     Castor’un bu çıkışı, Jason’u daha da öfkelendirmişti:
     “Yarışma dün yapıldı ve orada bitti. Bu konuyu tekrarlamakta yarar yok. Yolculuğa katılan bütün tayfalardan ben sorumluyum. İki kişi için bu kadar adamımı bekletemem. Yola çıkıyoruz. Herkes gemiye!”
     Az sonra Argo, Herkül ile Hylas’ı Mysia’da bırakarak yola çıkmıştı (51). Aslında Hylas, su almak için kamptan ayrıldıktan sonra, doğruca göl kıyısına gitmişti. Burada yaşayan periler, onun güzelliğini görerek Hylas’a âşık olmuşlar ve bir fırsatını bularak onu gölün derinliklerindeki saraylarına kaçırmışlardı.
     Herkül, Mysia’da günlerce kaldı. Yerli halktan rehineler alarak hepsini Hylas’ı aramaya zorladı. Hatta onları, şehirlerini yıkmakla tehdit etti. Bütün çabaları boşa çıktıktan sonra, o da ülkesi Mycenae’ya döndü.

Açıklamalar:
(51) Argo gemisinin Colchis’e varması ve dönüşü olaylarla dolu geçmiştir. Jason, Colchis kralının kızı büyücü Medea’nın yardımıyla altın postu ele geçirmiş, ülkesine getirerek hakkı olan krallık tahtına oturmuştur.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz