Aşk-ı Memnu

A

                                                               Halit Ziya Uşaklıgil
                                           1866 İstanbul – 27.3.1945 Yeşilköy-İstanbul

Romanın Özeti:
    Firdevs Hanım ile kızları, İstanbul’un tanınmış ailelerindendir ve Göksu eğlenti yerinin sürekli ziyaretçileri arasında bulunmaktadırlar. Bir sandal gezintisinde, Adnan Beyin sandalı, onlarınkine dokunurcasına yakın geçer. Adnan Bey iki çocuklu dul bir adamdır; ama Firdevs Hanım’ın küçük kızı Bihter’le evlenmek istemektedir. Peyker ise zaten evlidir.
    Firdevs Hanım, aralarındaki yaş farkını düşünmeksizin kızını Adnan Beye verir. Nitekim bu yaş farkına karşın, evlilikleri gayet düzgün gider; hayatları derli topludur. Adnan Beyin kızı Nihal ise, son derece duygulu bir kızdır. Üvey annesine yaklaşmak isterse de anlaşamayacaklarını görür, kendi âlemine çekilir, ince, zeki ve anlayışlı bir çocuktur. Hayatın güçlüklerini şimdiden sezmiştir.
    Nihal’le kardeş çocuğu olan bir de Behlül vardır. Behlül’ü Nihal’le evlendirmek isterler. Nihal buna içten içe sevinir. Onun pek sık ziyaretlerinin nedenini elbette tahmin etmiştir. Gerçekteyse Behlül’ün ziyaretleri, Nihal için değildir. O, çapkın yaratılışlı, bir dalda duramayan bir insandır. Firdevs Hanımın büyük kızı Peyker’e karşı içinde bir yakınlık duymaktadır. Kadını tuzağına düşürmekte gecikmez. Bir kısım kadınların cüret’e karşı asla dayanamayacaklarını, denemeleriyle bilmektedir.
    Bir gün Bihter, Behlül’e şekerleme ısmarlar. Almak için de genç adam odasına gider. Oda loştur. Vakit akşamdır. Biraz konuşurlar. Kadın odasından çıkacağı sırada Behlül birdenbire yengesini içeri çağırır. Kendisine duygularını anlatır. O, asıl Bihter’i sevmektedir. Ama Bihter, Behlül’ü, Göksu’da Peyker’in ensesine eğilmiş, onu öperken görmüştür. Bu sahneyi anımsadıkça genç adamın sevgisini reddeder, ona inanmaz. Buna karşılık öteki, şeytanca bir buluşla, hayatının yalnızlığını körpe kadına anımsatır. Onu baştan çıkarmak için elinden geleni yapar, zayıf anlarından faydalanır ve sonunda bu işi başarır.
    Bihter’le Behlül’ün sevişmeleri türlü tehlike içinde sürüp gider. Ta ki, delikanlının Nihal’le evlenmesi yeniden ortaya atılıncaya kadar.
    Nihal’i seven biri daha vardır: Beşir. Beşir, evde büyütülmüş bir zenci çocuğudur. O da bütün duygularıyla bu sarışın, ince kıza hayrandır. Ona karşı sevgisi yüzünden verem olmuştur. Kışta kıyamette, soğuk sıcak demeden Nihal’in peşini bırakmaz. Bir köpek bağlılığıyla ona bakar, hizmetine koşar. Gizli sevgisi bir yandan, Nihal’in Behlül’le evleneceğini duyduğu andan itibaren dayanılmaz duruma gelen kıskançlık, Beşir’i sonunda yere serer.
    Bir gün Nihal, kötü bir rastlantı sonucu üvey annesinin gizli ilişkisini öğrenir. Bihter’in nefti çarşafını giymiş, prova yapmaya kalkmıştır. Bunu fark edemeyen Behlül, Nihal’i Bihter sanarak bir söz söylemiştir. Nihal bu iz üzerinden yürür ve işin iç yüzünü öğrenir. Bir akşam, merdiven başında, Bihter’le Behlül’ün konuşmasını gizlice dinlerken, işittiklerine ince ruhu, sağlıksız vücudu dayanamaz, düşer bayılır. Böylece öğrendiklerini de açığa vurmuş olur.
    Bihter, Nihal’le Behlül’ün evlendirilmesine engel olmak istemektedir. Çünkü o da Behlül’ü şiddetle kıskanmaya başlamıştır. Deneyimsiz ruhunun bütün gücüyle sevdiği adamı elinden kaçırmak istemez.
    Bu karmaşık durum, kendiliğinden çözülür. Nihal, uğradığı sarsıntının etkisinden kurtulamadığı için o bayıldığı akşam yatağa düşmüştür. Onu yatakta, kendinden geçmiş bir hâlde gören Beşir, dayanamaz; uzun zamandan beri sezdiklerini, gördüklerini, duyduklarını, Nihal’in yatağı başında, Adnan Beye birer birer sayar, döker. Karısının kendisini aldattığını öğrenen zavallı adam deliye döner. Doğru Bihter’i aramaya koyulur.
    Bihter, artık kendisi için çıkar yol kalmadığını, ne yaparsa yapsın hayatını, mutluluğunu kurtaramayacağına karar vermiştir. Bir kere kocasına dönmesi mümkün değildir. Onuruyla oynadığı bir insanın artık yüzüne bakamaz. Öte yandan Behlül ise, kendisinden hevesini alınca er geç onu affedecek olan Nihal’e dönecektir. Bu durumda kendisi nasıl yaşayabilir? Kocasının karşısına çıkmamak için odasına kapanır. Elinde mini mini bir tabancayla, o genç yaşında ölümü düşünür. Buna nasıl katlanacaktır?
    Ne var ki Adnan Bey gelmiş, kapıya dayanmıştır. Bihter için iki yol vardır: Ya onsuz bir hayata razı olmak veya razı olmamak…
    Razı olmayacaktır. Sanki başka biri, bileğini büker; elindeki zarif, mini mini oyuncağa benzeyen tabancasının simsiyah küçücük ağzı ona döner, Bihter intihar eder.
    Bihter’in intiharından bir süre sonra, Nihal iyileşir. Behlül insan içine çıkmaya yüzü kalmadığı için kaçıp gitmiştir. Bu acı hayat deneyiminden sonra baba kız, artık birbirleri için, evet, yalnız birbirleri için yaşamaya karar verirler.
Roman Hakkında:
    Yapıt ilk kez 1900 yılında basılmıştır. Teknik bakımdan Mai ve Siyah’a göre daha ileri bir düzeydedir. İstanbul yaşayışı gerçekçi bir yaklaşımla canlandırılmış olmasına karşın, temel konu, toplumun yapısına aykırı bir nitelik göstermektedir. Yapıtta işlenen yasak sevgi teması, ruhsal çözümlemelerdeki ustalık, romanın yapısı, kuruluşu gibi iç özelikler Fransız romanlarının etkisiyledir. Bu yüzden bir hayli eleştirilmiştir. Yapıttaki kişiler başarıyla canlandırılmış, kuvvetli bir dil kullanılmıştır.

 

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz