Herkül-30 (Beyaz Boğa)
Herkül-30 (Beyaz Boğa)

Herkül-30 (Beyaz Boğa)

     Herkül, beyaz boğayı ve onun dölü Minotour’un (53) arkadaşı Theseus’un başına ne dertler açtığını işitmişti. Zaman kaybetmeden Girit’e giden bir gemiye bindi ve yeni görevine doğru yola çıktı.
     Girit Kralı Minos, Herkül’ü sarayında karşıladı. Yeni yaptırdığı bu bina bir şehir kadar büyüktü. Kral, ona sarayının her yanını gezdirdi. Anlaşılan zenginliğini göstermekten gururlanıyordu.
     Theseus’un, kızı Ariadne ile birlikte kaçmasından sonra, adada bir hayli değişiklikler olmuştu. Minos ilk iş olarak, Minotour’un hapsedildiği labirentten, Theseus’a çıkış yolunu öğreten mimar Deadalus ve oğlu Icarus’u bir kuleye hapsetmişti. Ancak mimar buradan kurtulmak için, kuş tüylerini balmumu ile birbirine tutturarak, kendine ve Icarus’a birer çift kanat yapmıştı. Bunlarla Girit’ten kaçan Deadalus, sağ salim Sicilya’ya kadar gidebilmişti. Oğlu Icarus ise, babasının sözünü dinlemeyip, gökte çok yükseklere çıktığından ve özellikle Tanrı Helios’u öfkelendirdiğinden, güneşin sıcaklığıyla kanatlarındaki balmumları erimiş, denize düşerek boğulmuştu.
     Daha sonra, Minotour’u doğuran büyücü karısı, Minos’un yatağına yılanlar, çıyanlar ve akrepler koymaya başlamıştı. Zaten, bütün bunlardan önce başında bir de bu beyaz boğanın derdi vardı. O günden beri Tanrı Poseidon’un kudurttuğu hayvan, bütün adaya korku saçıyordu.
     Herkül’ün sarayı dolaşması iki gün sürdü. Bütün bunlardan canı sıkılan kahraman, nihayet dayanamayıp sordu:
     “Azgın boğayı nerede bulabilirim acaba? Buraya onu yakalamak için geldim.”
     “Tanrı Poseidon, hayvanı kudurttuktan sonra, onu ağıllarımda besleyemedim. Bir gece kaçtı. Nereye gittiğini bilmiyorum. Verdiği zararları bana bildiriyorlar. Kimi zaman dağlarda geziyor, kimi zaman da köylere girip insanları öldürüyor.”
     Herkül, çepeçevre adayı gezdi. Uğradığı her köyden, boğayı görüp görmediklerini soruyordu. Bundan bir netice alamayınca, dağlara tırmandı. Bu hayvanın gizlendiği bir in olmalı diye düşünüyordu. Neticede, yanılmadığını gördü. Bir gün, ansızın boğa ile karşı karşıya geliverdi. Hemen belindeki kalın ipi çıkararak üzerine atladı. Kısa bir mücadeleden sonra, azgın hayvanın ayaklarını bağlamayı başarmıştı. Elindeki meşhur topuzu ile boğayı sersemlettirdikten sonra, yine elindeki iple ağzına gem vurdu.
     Peşinde sürüklediği beyaz boğa ile şehire dönüşüne Kral Minos çok sevindi. Bu hizmetine karşılık ona bazı armağanlar vermeyi teklif etti ise de, Herkül hiçbirini kabul etmedi. Boğayı gemiye yükleyerek Mycenae’ya doğru yola çıktı.
     Peşinde bir boğa ile saraya girmesi Kral Eurystheus’u çok korkutmuştu. Hemen, saklanmak için özel olarak yaptırdığı bakır küpün içine girdi. Buradan ancak, boğanın tanrılara kurban edildiğinin haberini aldıktan sonra çıktı.
     Birkaç saat sonra da Herkül’e yeni görevini bildiriyordu:
     “Trakya kralı Diomedes’in ahırlarında bulunan dört azgın atı buraya getirmeni istiyorum.”

Açıklamalar:
(53) Minotour: Canavar Minotour’un hikâyesini daha önceki bir yazımızda anlatmıştık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir