Kuğuyla Kaz Palazı
Kuğuyla Kaz Palazı

Kuğuyla Kaz Palazı

Kaz palazıyla kuğu
Kümes hayvanlarıyla dolu bir yerde
Yaşayıp gidiyorlarmış bir arada;
Biri efendinin gözlerine mahsus,
Öteki ağzının tadına.
İkisi de mağrur:
Biri bahçe arkadaşı efendinin,
Öteki sofra arkadaşı.
Şatonun su dolu hendekleri
Gezi yeriymiş bu ikisinin.
Yan yana yüzdükleri görülürmüş
Bir süzülerek, bir dalaraktan,
Boş heveslerini doyuramadan.
Bir gün içkiyi fazla kaçıran aşçı,
Kaz palazıyla karıştırıp, kuğuyu
Yakalamış boynundan,
Kesip mancasını yapmak için.
Tam bıçağı vuracakken
Kuğu son ötüşüyle dert yanmış.
Şaşkınlıktan donakalan aşçı
Anlamış ne halt ettiğini.
— Ne, demiş, demek az kalsın
Böyle bir şarkıcıyı haşlayacaktım.
Aman, tanrılar korusun ellerimi
Bu kadar güzel sesler çıkaran
Bir gırtlağı kesmekten.
Bunun gibi, umulmadık belalardan
Bir tatlı sözle kurtulabilir insan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir