DECAMERON-30 (Yirmi Altıncı Hikâye)

D

     Vaktiyle Napoli’de Rişat Minitula adında asaleti ve zenginliği ile meşhur bir genç yaşıyordu. Genç ve güzel bir karısı olmakla beraber, Napoli kadınlarının en güzeli sayılan ve faziletiyle meşhur Katella isminde bir kadına âşık olmuştu.
     Kadın, genç bir şövalye olan Filip Figinarki’nin karısıdır. Rişat, Katella’nın aşkını ve teveccühünü kazanmak için her çareye başvurur. Fakat bir netice elde edemez, aşkından da vazgeçemez, ölmek elinden gelmez, fakat yaşamanın da tadı yok… Akrabaları bu aşktan vazgeçmesini tavsiye ederler, çünkü Katella, kocası Filip’e sadakatle bağlıdır ve onu delice kıskanmaktadır.
     Katella’nın kıskançlığı Rişat’a emeline nail olmak için bir fırsat verir. Başka kadınlara kur yapıyor görünür, bu suretle Katella, onun kendisini değil başka bir kadını sevdiğine kani olur. Bu hal, Katella’nın kayıtsızlığını giderir ve Rişat’ı, evinin önünden geçerken dostça selamlamaya başlar.
     Yaz günleri Napoli halkı erkek, kadın sahile inerek yemeklerini orada yerlerdi. Katella’nın da sahile indiğini haber alan Rişat, arkadaşlarıyla beraber bunu takip eder ve hazırlanarak Katella’nın grubuna katılır. Kadınlar, Rişat’ın yeni aşkından laf açarlar. O da kendisini çok âşıkmış gibi gösterir. Bir ara Katella, yalnız kalınca Rişat ona, kocasının başka bir kadınla flört ettiğini anlatır. Kadın şiddetli bir kıskançlığa düşer ve bu hikâyeyi emin bir dostunun yanında tekrarlamasını ister. Rişat, “Sizin ricanızı kıramam,” der. “Şu şartla ki, söylediklerimin gerçek olduğuna kani oluncaya kadar kimseye bir şey söylemeyeceksiniz. Gerekli tahkikatı yapmanız için size ipucu verebilirim.” Kadın bu teklife razı olur.
     Rişat der ki, “Sizi eskisi gibi sevseydim, size böyle nahoş bir şeyi söylemeye cesaret edemezdim. Fakat aşkım söndüğü için size gerçeği söylemekten çekinmiyorum. Bilmiyorum Filip sizi sevdiğimi biliyor mu? Bana hiç bir şey söylemedi. Belki de bir ipucu elde etmek için fırsat beklemiştir. O şimdi bir mukabelede bulunmak, karımı ayartmak istiyor. Bir zamandır ona haberler yollayıp duruyor, ama karım her şeyi bana söylüyor ve ona benim istediğim cevabı veriyor. Bu sabah da karımı yabancı bir kadınla mahrem şeyleri konuşurken gördüm, karımı çağırttım, o kadının ne istediğini sordum. Filip’in yolladığı bir aracı olduğunu söyledi. Karımla, gizlice bir hamamda buluşmak istiyor. Sen olmasaydın, böyle müşkülat çıkarmazdım. Haddini bildirerek başımdan atardım. Bana inanmazsanız, kendi gözünüzle hakikati görebilirsiniz. Bu maksatla kadınla Filip’e haber gönderdim ki, saat dokuzda karım onu hamamda bekleyecektir. Elbette karımı göndermeyeceğim, onun yerine sizin gitmeniz münasip olur. Böylece siz de ben de onun yolsuzluklarından öcümüzü almış oluruz.”
     Katella, bütün kıskananlar gibi, bu söze inandı. Duyduklarını birbirine ekledi, böylece öfkeden patlayacak bir halde planı tatbike karar verdi. Rişat, parlak buluşunun ümidi ve sevinciyle dolu olarak kadının şüphesini büsbütün arttıracak şeyler söyledi. Yalnız haber vereni ifşa etmeyeceğine dair kendisinden vaat aldı.
     Ertesi sabah Rişat, hamamın sahibi olan yaşlı kadına gitti. Planı anlattı ve yardım istedi. Kadın her şeye hazırdı. Hamamda penceresiz, karanlık bir oda vardı, Rişat’ın tavsiyesiyle kadın bu odayı hazırladı. Oraya bir yatak koydurdu, yemekten sonra Rişat yatağa uzandı ve Katella’yı beklemeye başladı.
     Rişat’ın verdiği haberlerden öfkelenen Katella, akşam eve döndü. Filip de bazı düşüncelerle kafası yorgun eve gelmişti. Biraz soğukça davranışı kadının şüphesini artırmıştı. Kendi kendine; “Yarın buluşup keyif çatacağı kadını düşünüyor,” dedi. “Ama onu bu sevince kavuşturmayacağım.”
     Geceyi uykusuz geçiren Katella, saat dokuzda kalkarak, kararlaştırılan hamama gitti ve Filip’in gelip gelmediğini sordu. Hamamcı kadın, “Filip’le buluşmak isteyen hanım siz misiniz?” dedi. “Benim.” “Öyleyse içeri girin.”
     Katella, böylece Rişat’ın bulunduğu karanlık odaya alındı. Rişat, sesini kalınlaştırarak, “Hoş geldin hayatım,” dedi ve onu kucakladı. Rolünü iyi oynamak isteyen Katella, sesi tanınmasın diye bir şey demeden adamın buselerine mukabele etti. Oda öyle karanlıktı ki, göz gözü görmüyordu. Rişat kadını yatağa aldı, öyle mesut anlar yaşadılar ki, konuşmayı unuttular. Katella, öfkesini açığa vurmak zamanının geldiğini sanarak, “Kadınların talihi ne kadar parlak!” dedi. “Bir çok kadınların kocalarına alakaları ne kadar sönük! Zavallı ben, sekiz yıldır seni canım gibi sevdim, oysaki sen bir yabancı kadına beni feda ettin, rezil herif. Burada kiminle keyif çattığını sanıyorsun? Ben yıllardır türlü yalanlarla aldattığın Katella’yım. Rişat’ın karısı değilim namussuz herif, aşkımı sana vermekle nasıl israf etmişim, beni başka kadın zannederek hiç yapmadığın şekilde okşamalara gark ettin. Utanmaz herif, bugün gücün kuvvetin yerindeydi, evdeyse daima yorgun ve dermansız görünürsün, iyi ki koynunda yabancı bir kadın değil, kendi karın var. Dün gece bana, ne için yaklaşmadığını anlıyorum. Zaten kuvvete ihtiyacın varmış, buluşum ne isabetliymiş? Neden bir şey demiyorsun, benim sesim seni dilsiz mi yaptı? Gözünü patlatasım geliyor. Sen işi gizli tutabileceğini sanmıştın, fakat herkes budala değil, benim habercilerim senin tanıdığından çok daha, ustaydı.”
     Rişat, bu sözlere seviniyor ve bir cevap vermeden kadım öpüp kucaklamaya devam ediyordu. Katella, “Menfur adam,” dedi. “Bu okşamalarınla beni yumuşatacağını sanıyorsan aldanıyorsun, akrabaların, dostların ve komşuların huzurunda bütün bunları başına çarpmadıkça rahat edemiyorum. Ben Rişat’ın karısı kadar güzel ve asil değil miyim? Onun benden üstün nesi var? Artık benden elini çek, şimdi beni tanıdığın için artık cüretin kolay olmayacak. Ben sana gösteririm, ama yıllardır beni seven ve hiç bir an teveccühüme nail olamayan Rişat’a gitsem, artık günah olmaz, sen onun karısını buraya davet ettiğine göre ben de onun olmalıyım.”
     İşin sarpa saracağını anlayan Rişat, her şeyi açıklamayı uygun gördü. Kadını sımsıkı kucaklayarak, “Sevgilim,” dedi, “İhtirasla elde edemediğimi hile ile elde ettim, ben senin Rişat’ınım!”
     Rişat’ın sesini tanıyan Katella, yataktan fırlamak ve bağırmak istedi, fakat Rişat ağzını kapadı ve “Bütün ömrünüzce bağırsanız, olmuş bir şeyi olmamış yapamazsınız!” dedi. “Sesinizi birisi duyarsa, namus ve şerefiniz lekelenir. Sizi hile ile buraya getirdiğimi inkar ederim, para ve hediye ile kandırdığımı ilan ederim. Halk kötü şeye iyi şeyden fazla inanır, sonra kocanızla benim aramda öyle bir düşmanlık başlar ki, ikimizin de hayatına mal olur. Bu da sizi memnun etmez. Kendinize leke sürdürmeyin, kocanızın ve benim hayatımı tehlikeye atmayın, ilk aldatılan kadın siz değilsiniz, sonuncusu da siz olmayacaksınız. Başvurduğum hile kocanızı elinizden almak için değil, size karşı duyduğum aşktan doğmuştur.”
     Katella, bu sözleri göz yaşlarıyla dinledi. Bütün öfkesi ve kederine rağmen Rişat’ın sözlerini haklı buldu ve “Rişat,” dedi. “Bana yaptığın haksızlığa tahammül için Allah bana sabır verecek mi bilmiyorum. Düşüncesizliğimin ve sebepsiz kıskançlığımın beni düşürdüğü şu odada artık bağırmayacağım, fakat emin ol ki senden öcümü almadıkça rahata kavuşmayacağım, emeline nail oldun. Bırak artık gideyim.”
     Âşığının busesinin, kocasının busesinden daha tatlı olduğunu anlayan Katella, öfkesini unuttu. Rişat’ı sevmeye başladı ve ustaca çareler yaratarak onunla sık sık aşkın lezzetini tatmaya devam etti.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz