Palamutla Balkabağı

P

Tanrı ne yaparsa iyi yapar.
Kanıt ararsanız buna,
Uzağa gitmeye ne lüzum var
İyi bakın balkabaklarına.
Köylünün biri derin düşüncelere dalmış
Balkabağı üstüne:
— Bu koskoca meyvenin, demiş;
İncecik dalda işi ne?
Yaradan ne düşündü bilmem,
Bunu böyle yaparken.
Yanlış yere koymuş, belli,
Allah diye eyvallah dememeli.
Ben olsam meşelere asardım,
Böylesi meyveye öylesi ağaç lazım.
Vallahi, demiş, Tanrı bilmeliydi de
Beni almalıydı hizmetine.
Öyle güzel yerleştirirdim ki her şeyi.
Papaz efendi duymasın ama,
Çok daha iyi olurdu vallahi.
Palamuta bak mesela,
Küçük parmağım kadar yok bile,
Yerinde mi sanki meşe de?
Allah bal gibi aldanmış işte.
Palamutun yeri orası,
Balkabağının yeri burası.
Ulan be; Tanrı alay mı etmiş bizimle?
Bu kadar düşünmek yormuş köylüyü:
— İnsan bu kadar kafalı oldu mu,
Uykularından oluyor, demiş;
Ve gitmiş,
Bir meşenin dibinde çekmiş uykuyu.
Derken bir palamut düşüvermiş tepeden
Tam adamın burnuna. Uyanıp yüzüne götürünce elini
Bakmış bir palamut duruyor sakalında.
Burnundaki acı ve palamut
Şimşeği çaktırmış kafasında:
— Vay, vay! demiş köylü;
Ufacık şeyin yaptığını gördün mü?
Ya daha ağır olaymış, maazallah!
Balkabağı mesela!
Allah’a şükür!
Hakkı varmış:
Meşeye yakışan palamutlarmış.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi