İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-2)

İ

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (2) KAVRAM OLARAK TERÖR VE TERÖRİZM
     Terör sözcüğü etimolojik kökleri itibarıyla Latince “terrere” sözcüğünden türemiştir. Korku salmak, dehşete düşürmek yıldırmak anlamına gelmektedir. Terör, en basit tanımıyla; “insanları yıldırmak, sindirmek yoluyla onlara belli düşünce ve davranışları benimsetmek için zor kullanma ya da tehdit etme eylemidir. Sosyal Bilimler Ansiklopedisi‘nde terör tanımı: “Sistematik şiddet kullanma yolu ile hedeflerini elde etme amacı güden organize bir grubun metodunu veya teorisini tasvir etmek için kullanılan bir terim” olarak yapılmıştır.
     Türkiye’deki Terörle Mücadele Kanunu’na göre ise terör; “Baskı, cebir, şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasada belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milleti için bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak ve yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla, bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir.”
     Amerikan Savunma Bakanlığının 1998 tarihli güvenlik raporlarında terör için; “Genellikle, politik olarak, bir hedef kitleyi etkilemeye yönelik olarak ulus altı gruplar veya gizli ajanlar tarafından silahsız hedeflere karşı kullanılan kasıtlı şiddettir” tanımı yapılmıştır.
     Daha kapsayıcı ve güncel anlamıyla ise terör; terörizmi herhangi bir siyasi, dini ya da çıkar odaklı oluşumun ya da bu gibi bir oluşuma mensup kişi veya kişilerin, şiddeti, siyasi, ekonomik ya da kültürel bazı kazanımlar elde edebilmek için; sivil hedeflere veya karşılıklı mücadele içerisinde oldukları kesimlerin ve güçlerin, bilfiil şiddete dayalı mücadele içerisinde olmayan birimlerine karşı sonuç elde etmek adına, sistemli ya da sistemsiz, bir yöntem olarak kullanması olarak tarif edebiliriz.
     Bu bağlamda terörün gelişim sürecine ilişkin kısaca şunlar söylenebilir. Terörizm, dünya tarihine ilk girişi M.S. I. Yüzyılda Zelaotlar döneminde olmuş ve o günden beri ortaya çıkan terör ve etnik terör olayları dünyayı etkilemeye devam etmiştir. Özellikle I. Dünya Savaşı öncesi parçalanan İmparatorluklarda baş gösteren terör olayları terörün uluslararasılaşmasında önemli rol oynamıştır zira bu sayede terörün devletlerarası ilişkilerde aktif bir baskı aracı olarak kullanılması sistemleşmeye başlamıştır. Akabinde II. Dünya Savaşı boyunca da bu politika örtülü olarak uluslararası ilişkilerde kendini kabul ettirmiştir.
     İkinci Dünya Savaşı ile değişen dünya dengeleri ve uluslararası ilişkilerdeki farklılaşmalar sonucunda sıcak savaşlar, yerini soğuk savaş metotlarına bırakmıştır. Soğuk Savaşın gereği olarak uygulanan gayri nizami harp faaliyetleri ve bu savaşın vazgeçilmezi olan düşük yoğunluklu çatışmaların yaşanması terör ve terörizm kavramlarını sorgular hale getirmiştir. Bu perspektifte Soğuk Savaş döneminden günümüze dek, özellikle KGB ve karşısındaki ittifak içerisinde yer alan CIA, MOSSAD ve MI6’in, terörün, devletlerin sistemli ve aktif bir politika aracı haline gelmesi konusunda son derece etkili oldukları çok açık bir gerçek olmuştur. Bu dönemde her iki tarafın da birbirleri ve birbirlerinin etki alanları üzerinde etkili olabilmek için terörü ve terörist grupları nasıl destekledikleri, hangi terör örgütlerinin kurulmasında rol aldıkları açıkça bilinen bir gerçek olarak tarihe geçmiştir.
     Özellikle 2001’de ABD’de düzenlenen terör eylemlerinden sonra ise terör, küreselleşen dünyanın küresel tehdidi olarak ortaya çıkmış, dünyanın birbirine karışan ekonomik, siyasi kültürel ve demografik yapısı sayesinde son derece etkin ve etkili hale gelmiştir. Ancak terörün bu denli büyük bir sorun haline gelmesine rağmen, günümüz dünyasının tehdit algılamalarında ve uluslararası ilişkiler platformunda terör ve terörizmin tanımı ile ilgili üzerinde tüm ülkeler tarafından anlaşılmış ortak bir tanım hala bulunmamaktadır. Terör konusunda yapılan bir araştırmada sadece 1936-1980 yılları arasında terörizmin 109 ayrı tanımın yapıldığı belirtilmiştir. Küreselleşmenin getirdiği genel eğilimlerle terör ve terörizmin yeni taktikler ve yeni boyutlar kazanmaya başladığı düşünülürse ilerideki dönemlerde de bu sorunun devam edeceği görülmektedir.
     Terör konusunda dikkat edilmesi gereken nokta, eylemlerin toplumda yaratacağı duygusal reaksiyondur. Zira terör örgütlerinin eylem yapmaktaki asıl amaçları toplum üzerinde yaratacakları korku ve yılmışlık hissinden beslenen ayrışma ve öfke duygularını ortaya çıkartmaktır. Terör örgütleri bu öfke ve ayrışma hissini asıl hedeflerinde olan kişi, kurum ya da oluşumlara isteklerini kabul ettirebilmek için kullanırlar.
     Terörü diğer çatışma biçimlerinden ayıran en önemli özelliklerinden biri hedef kitlesini büyük bir titizlikle seçmesine rağmen kurbanlarını seçmek konusunda her zaman belirleyici olmamasıdır. Kitleleri hedef alan eylemlerde kimlerin kurban olacağı kestirilemez bir sonuçtur. Kurbanın ayrım gözetmeden belirlenmesi, korkunun yayılmasına neden olur. Eğer herhangi birisini hedef alması için özel bir neden yoksa hiç kimse güvenlikte olmayacaktır. Potansiyel hedef, kendisini korumak için hiçbir şey yapamaz. Çünkü terörist kendi kurallarına göre yargılar ve kendi seçtiği yer ve zamanda yani inisiyatifi elde bulundurduğu anda harekete geçer. Terörün bütün biçimleri için geçerli olan diğer özellikleri ise acımasız, tahrip edici ve insan haklarını hiçe sayan bir nitelikte olmasıdır.
     Öte yandan sanılanın aksine, terör ile terörizm farklı kavramlardır. Terör, büyük çaplı korku veren ve bireylerde yılgınlık yaratan bir eylem durumunu ifade ederken; terörizm, siyasal amaçlar için mevcut durumu yasadışı yollardan değiştirmek amacıyla örgütlü, sistemli ve sürekli terör eylemlerini kullanmayı bir yöntem olarak benimseme durumudur. Terör irade dışı olarak da meydana gelebilir, ancak terörizm siyasal maksatlarla ve bilinçli olarak terör yaratmak ve terörü sistematik ve hesaplı kullanmaktır. Ne kadar ham olursa olsun bir felsefe, teori veya ideolojiye dayanır mücadele mevzuatına göre terörizm; “siyasi kurumlara karşı şiddet kullanımı veya toplumun çeşitli kesimlerinin korku içinde bırakılması amacıyla şiddet kullanılmasıdır.
     Günümüz dünyasında ise terör ile terörizm arasında ki kavramsal fark ortadan kalkmış ve birbirinin yerine kullanılır hale gelmiştir. Sonuç olarak hedef topluma hâkim siyasi yapıyı değiştirmek amacıyla belirli bir örgüt tarafından sistematik olarak uygulanan ve kitleleri paniğe sokan şiddet eylemleri, terör eylemleri veya kısaca terör ya da terörizm olarak adlandırılmaktadır. (Konuk Yazar: Özge Nur Şafak)

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslar arası Bir Bakış-3)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz