Ateşten Gömlek

A

                                                                Halide Edip Adıvar
                                                   1884 İstanbul – 9.1.1964 İstanbul

Romanın Özeti:
    Peyami, dışişleri mesleğini seçen bir gençtir. Bacaklarını kaybetmiştir. Anılarını yazdığı sıralarda, kafatası da açılacak, içeride kaldığı sanılan bir kurşun çıkarılacaktır.
    Peyami’nin uzak bir akrabası olan Ayşe, İzmir’den, onunla evlendirilmek üzere İstanbul’a davet edilmiş ama Peyami istememiştir. Bunun üzerine, onuruna çok düşkün olan Ayşe, bir daha hiçbir zaman Peyami’yle evlenmemeyi aklına koymuştur. Nitekim bir başkasıyla evlenir. Ayşe’nin kardeşi Cemal de subay olan akrabadır. Harbiye Nezaretindeki Binbaşı İhsan’la Mütareke’nin ilk zamanlarından beri çok iyi anlaşmaktadırlar. O sırada hepsi İstanbul’da bulunmaktadırlar.
    Peyami’nin annesi, Şişli’deki salonuyla o günlerin kibar kadını, tanınmış kadını, söz geçiren bir kadınıdır. Kadınlar arasındaki propagandayı o idare eder. İstanbul’da çeşit çeşit inanç, türlü türlü çalışma vardır. Özellikle Amerika mandası taraftarları, ülkeyi bir başka yabancı devletin boyunduruğu altına koymak isteyenler çok çalışmaktadırlar.
    Bir gün, İzmir’e Yunanlıların çıktığı haberi gelir. Ayşe’nin kocasını, küçük oğlunu, birçok suçsuz insanla birlikte süngülemişler, delik deşik etmişlerdir. Ayşe, kalkar İstanbul’a Peyami’lere gelir.
    Günün birinde, Sultanahmet meydanında büyük bir miting yapılır. Mitinge kadın erkek, çoluk çocuk katılmıştır; asıl gelenler İstanbul’un arka mahalle insanlarıdır. Minarelerin arasına çok büyük siyah bayraklar asılmıştır. Orada halk, ülke kurtuluncaya kadar dövüşmeye, sanki and içmeye gelmiştir.
    İşte bu büyük toplantıdan sonra İhsan’la Cemal, Anadolu’ya geçerler. Şiddetli bir tifo geçirdikten sonra Peyami’yle Ayşe de, bir kağnıya atlayıp Kandıra köylerinde İhsan’a kavuşurlar. Bir çete kurmuşlardır. Ulusal harekete karşı koymak isteyen köyleri yola getirirler.
    Peyami’yi, dil bilgisinden yararlanmak üzere, mütercim olarak Milli Müdafaa’ya verirler. Ankara’ya gelir. Ayşe hemşire olmuş, Eskişehir’e gitmiştir. İhsan, sessiz ve çelikten bir insan gibi, yorulmak bilmeden didinir, çalışır. Hepsi Ayşe’nin, İzmir kızının peşinde, İzmir yolunda ölmeye söz vermişlerdir. Bu kararlılıkla, sanki arkalarına ateşten bir gömlek giymişlerdir.
    Peyami, büyük bir uğraştan sonra kendini ihsan’ın komutası altındaki birliğe verdirir. İhsan, bir akşam Peyami’ye, Ayşe’yi nasıl yana yana sevdiğini anlatır. İkinci inönü Savaşı’nda, alayının başında, başını kurşunlara uzatarak ölümü beklemiştir. Metristepe’de göğsünden bir kurşun yiyerek bayıldığı an her şeyin bittiğini anlamıştır. Çok kan kaybetmiştir. Hastanede yer olmadığı için İhsan’ı bir otelde, küçük bir odaya yatırırlar. Ayşe sabahları gelir, yarasını gözden geçirir, çarşaflarını değiştirir, derecesini alır. ihsan, öğleye kadar hep bunu yaşamakla vakit geçirir.
    Bir akşam, Ayşe’yle, İzmir’e inecekleri günü konuşurlar. İzmir’e ilk giren kendi-si olmak koşuluyla Ayşe’den kendisiyle evlenmesini ister. Ama o kabul etmez. Bunun üzerine İhsan, yarasını açarak intihara teşebbüs eder. Ayşe de ister istemez geri dönmek zorunda kalır.
    Rastlantılar İhsan’a fena bir oyun oynar. Hava değişimi için Ankara’ya gönderilir. Orada, ihsan’ın isteğine aykırı olarak, bir amca kızını onunla evlendirmeye kalkarlar. İhsan bunu kabul etmez, ama dönüşte, trene binerken amcasının kızına, onu öperek veda eder. işte kötü rastlantı burada kendini gösterir; Ayşe, bu sahneyi görmüştür. İzmir’in kızı, o günden sonra İzmir’den başka hiçbir şey düşünmez olur. İhsan’da yırtıcı bir savaş başlamıştır; dışından düşmanlarla içinden kendi kendisiyle savaşmaktadır. İhsan, bir saldırı sırasında, tırmandığı tepenin en yüksek noktasında bir makineli ateşiyle vurulur. Peyami’nin kollan arasında hayatını kaybeder.
    Hemşire Ayşe de bu saldırıda vurulanlar arasındadır. Peyami, bir sedye içinde, bir asker kaputu altında onu bulur. Hemşire gömleği kana bulanmıştır. Sol kaşının üstünden bir yara almıştır.
    Ayşe’nin şehit oluşu hazindir. Sıhhiye bölüğünde çalışırken komutanın şehit düştüğü haberi gelir. Bunu duyar duymaz fırlar, ileri, en ileri hatta kadar koşar. Ayşe’yi yakalayamazlar. Bir top mermisi parçasının isabetiyle işte bu sırada vurulur.
    Peyami, Ayşe’yi de, İhsan’ı da Gökçepınar’da yan yana gömdürür. Niyeti İzmir’e en önce girip bunu Gökçepınar’da yatan Ayşe’ye anlatmaktır. Çünkü, Peyami’ye göre Ayşe hiç kimseyi sevmemiştir. Onun seveceği insan, İzmir’e ilk girecek olan insandır.
    Peyami’nin anı defteri burada biter. Ameliyattan sonra, Cebeci hastanesinin iki doktoru bu konuda konuşurlar. Yedek asteğmen Peyami Efendi’nin kâğıtları incelenmiştir. Ne İhsan isminde bir alay komutanı bulunmuştur, ne de Ayşe adında bir hemşire… İki doktor, anı defterindeki olayların, kafasına kurşun girmesinden ileri gelme hayaller olduğuna karar verirler.
Roman ve Yazarı Hakkında:
    Yapıt ilk kez, 1922 yılında tefrika edildi. Daha sonra kitap halinde yayımlandı. Yazarın en çok okunan yapıtlarından birisidir. Yapıtta İstiklâl Savaşı belgelenmektedir. Kendisi de olayların içinde yer aldığı için yakından bildiği birçok gerçekleri kuvvetli bir mantık içinde vermeye çalışır. Sultanahmet mitingi, Düzce olayları bunlardan bazılarıdır. Yapıtta coşkulu, heyecan verici bir dil kullanılmıştır.
    Halide Edip Adıvar, İstanbul’da doğdu. Öğrenimini Amerikan Kız Koleji’nde tamamladı. Felsefe, sosyoloji, matematik dersleri aldı. Matematik öğretmeni Salih Zeki ile ilk evliliğini yaptı. Öğretmenliklerde bulundu. Kocasının ölümü üzerine Dr. Adnan Adıvar ile evlendi. Müterakeden sonra Anadolu’ya geçerek ulusal mücadele hareketine katıldı. Halide Onbaşı diye anılarak, ordu içinde kendine iyi bir unvan sağladı. Uzun yıllar Avrupa ve Amerika’da yaşadı. Döndükten sonra İstanbul Üniversitesine İngiliz Edebiyatı profesörü oldu. Romanlarında İngiliz edebiyatının etkisi açıkça görülür. İlk romanlarında aşk ve kadın psikolojisi üzerinde duran yazar, sonraki yapıtlarında yurt ve ulus sevgisine yöneldi. İstanbul’da öldü.

 

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz