Tarihin Bilinmeyenleri (En Tiz Notalara Çıkmak)

T

     ‘Castrati’ müzik uğruna hadım edilen erkek şarkıcılardı. Bu şaşırtıcı uygulama nereden kaynaklanıyordu? Aileleri böyle bir sakatlamaya nasıl gönüllü olarak razı oluyorlardı ?
     Koro şarkıcılığı Roma Katolik kilisesi hizmetlerinde her zaman önemli bir rol oynadı. Başlıca dayanaklarından biri de hep oğlan bir soprano olmuştu. Sorun, oğlanların sesinin ergenlik çağının başlarında çatlaklaşması, sonra da kalınlaşmasıydı. Bir çocuğun eğitimiyle geçen onca zaman ve emekten sonra her şeye yeniden başlamak gerekiyordu.
     Rönesans Oğlanları
     On altıncı yüzyılın sonlarında bazı dahiler bu sorunu nasıl halledeceklerini buldular. Bariz bir çözüm olabilecek kadın sopranoların kullanılması, seçenekler arasında değildi. Kadınlar ve Katolik kilisesi korosu o zamanlar bir arada düşünülemezdi ama bir alternatif daha vardı.
     Ergenliğin Tedavisi
     Hristiyan âlimlerinin kısıtlı bir yaşamları olabilir ama eğer bir oğlan hadım edilirse sesinin çatallanmayacağını biliyorlardı. Böylece göğüs ve diyafram normal olarak gelişirken, hadım edilme sonrasında ses telleri yavaş gelişecekti. Ama bu imkansızdı, değil mi? Kim müzik uğruna böyle bir sakatlanmaya katlanırdı ki?
     Tabii ki Roma Katolik kilisesi! Hem sonra bir çocuğun o lanet şeylere ne ihtiyacı vardı ki? Onlar sadece başlarını belaya sokmaya yarardı.
     Papanın Onayı
     Papa V. Sixtus oğlanların koro için hadım edilmesini 1589 yılında onayladı. Arkasına kiliselerde hadım etme (kastrasyon) furyası fırtına gibi esti. Handel ve Rossini gibi ünlü besteciler bu tiz seslere sahip oğlanlar için özel besteler yaptılar. Hepsine birden ‘castrati’ denilmeye başlandı. (İtalyanların kelimeleri çoğul yapmak için kullandıkları komik yönteme bakarsak, bu kelimenin tekili castrato olmalı. Bize güvenebilirsiniz.)
     Sıradaki
     Şehirlerde berberler ek iş olarak kastrasyona başladılar: Dükkanlarının vitrinindeki tabelalarda “Oğlanlar burada hadım edilir,” yazardı. Şehir dışında ise bu konuda tecrübeli olan domuz çiftçileri aynı hizmeti birkaç kuruşa veriyorlardı.
     Tabii ki o zamanlar bir uyuşturucu filan kullanılıyor değildi. En yaygın uygulama karotid artere kompres yapılmasıydı ki, böylece dolaşımı durdurarak oğlanı operasyon sırasında koma durumuna sokuyorlardı. Bazen oğlan ayılamıyordu. Kanama ve enfeksiyon, strerilizasyonun bilinmediği o günlerde sıklıkla karşılaşılan problemlerdi. On çocuktan üçünün masada kaldığı tahmin ediliyor. Ama sanat uğruna değer. Değil mi?
     Zor Hayat
     Castratilerin çoğu fakir ailelerin çocuklarıydı. Bir oğlan müziğe yetenek gösterirse bir müzik kurumuna satılırdı. Bunlar çoğunlukla castratiden para yapmak isteyen yetimhaneler veya yardımsever okullarıydı. Castratinin yanı sıra, hâlâ donanıma sahip müzisyen ve bariton şarkıcıları da eğiten müzik okullarıydılar. Opera toplulukları düzenli olarak buralara uğrayarak yeni yetenekler arıyorlardı.
     Ailelerin hadım edilmiş çocukları hakkında, ünlü olup anne ve babalarına yaşlılıklarında bakacaklarına dair büyük umutları vardı. Ama bu nahoş operasyon garantili değildi. Ve tabii ki operasyondan önce müzik yeteneği olmayan oğlanların aniden iyi şarkıcılar olmaları da mümkün olmuyordu.
     Hadım edilen oğlanlarla -hatta şarkı söyleyebilenlerle bile- ‘hilkat garibesi’ diye alay ediliyordu. İyi şarkıcı olmazlarsa müzik kurumlan kıçlarına tekmeyi vuruveriyordu. Peki ya nereye gideceklerdi? Artık aileleri için bir utanç kaynağıydılar ve toplum dışına itilmişlerdi.
     Bir Akımın Sonu
     Her iyi şeyin olduğu gibi bunun da sonu geldi ve böylece tüm castrati, geçen sezonun İspanyol paça pantolonları gibi demode oldular. Çok azı dünya çapında üne kavuşmuştu. Artık önemsizdiler ve hilkat garibesiydiler. 1825’de son castrato opera performansında gazeteler okuyucularına “doğanın travestilerinden” uzak durmalarını tavsiye ediyordu. Bu içler acısı uygulamanın üzerinden 300 yıldan fazla zaman geçtikten sonra 1903’de Papa X. Puis, castratiyi Papalık kiliselerinde resmen yasakladı. Son profesyonel castrato olan Alessandro Moreschi 1922’de öldü. Şarkılarının kayıtları Son Castrato adıyla CD’ye aktarıldı ve online olarak dinlenebiliyor. Ne kültür şoku ama?
     Ünlü Castrati
     Carlos Broschi -Daha çok ‘Farinelli’ olarak tanınır- aralarında en ünlü olanıdır. Çoğu castratinin aksine Farinelli oldukça varlıklı bir aileden gelir (artık ne düşündülerse?). Büyük besteci Nicola Porpora tarafından eğitildi. Aryaları kalabalıkları kendinden geçirirdi. Üstün nitelikli trampetçilerle düello halinde şarkı söyler ve onları bastırırdı.
     Gaetano Majoramo –Daha çok ‘Cafferelli’ adıyla ünlüydü- çok iyi bir opera şarkıcısıydı ama söylenenlere göre pek de iyi huylu sayılmazdı. Ani mizaç değişiklikleriyle (haksız sayılmaz), hiddetten tepinmeleri ve hanımefendilerle yaşadığı romantik maceralarıyla (biyolojik durumunu düşünürseniz bayağı büyük başarı) ünlüydü.
     Giovanni Battista, -Velluti adıyla tanınırdı- Velutti asla bir castrato olmak niyetinde değildi, subay olmak istiyordu. Çocukken hastalandı ve ameliyata alındı. Ne yazık ki doktor, Giovanni’nin kastre edilmek için getirildiğini zannetti ve olaylar böylece gelişti. Velluti sesinden çok yakışıklılığıyla tanındı. Her toplulukta öyleleri çıkar değil mi?
     Giusto Tenducci; Bu ünlü castrato 1750’lerde yaptığı bir Avrupa turundan sonra Londra’ya yerleşti. Kendisi için parçalar yazan büyük besteci Mozart’la arkadaş oldu. Tenducci’nin sesi onu İngiltere’de bir yıldız yaptı. On sekizinci yüzyıl yazarı Tobias Smouet, imgesel çalışması The Expedition of Humphrey Clinker’da, Tenducci’nin sesinden büyülenen dinleyicilerinden biri olarak, onu ilk kez dinlediğinde, “Sesi kesinlikle ne kadın, ne erkekti ama her ikisinden de daha ahenkliydi; ve öyle bir şakımaydı ki dinlerken kendimi gerçekten cennette hissettim,” demişti.
     O ses aralıklarında şarkı söyleyen erkekler bugün kontrtenor ya da sopranist olarak adlandırılıyorlar. Bu aralıkta şarkı söyleyebilmeleri ise, ya genetik ya da sürekli çalışma sayesinde.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz