Tarihin Bilinmeyenleri (Alamo Kalesi’ni Hatırlar mısınız?)
Tarihin Bilinmeyenleri (Alamo Kalesi’ni Hatırlar mısınız?)

Tarihin Bilinmeyenleri (Alamo Kalesi’ni Hatırlar mısınız?)

     Evet, doğru bildiniz; Alamo’ya saldıran ve hiç esir almayan Santa Anna’dan söz ediyoruz. O zamanlar Teksas bir ABD eyaleti değildi, hâlâ Meksika’nın parçasıydı. 1836’da, biraz da Santa Anna Meksika anayasasını lağvettiği için Teksas vatandaşları bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu yüzden General Santa Anna oldukça büyük ordusunu Rio Grande ırmağından geçirdi. Eski bir İspanyol misyonu olan Alamo’ya vardığında az sayıdaki Teksas askerinin şaşırtıcı direnişiyle karşılaştı. General, Alamo’yu alınca karşısına çıkan herkesi kırıp geçirdi. Dolayısıyla bacağının başına gelenleri hak etmişti.
     El Presidente
     Santa Anna ilk kez Meksika başkanı seçildiğinde görevi devir alması için yapılan törene katılma zahmetine bile katlanmadı. Hükümeti yönetme görevini yardımcısına bıraktı. Ama kimse yardımcısının yaptığı reformlardan hoşnut kalmayınca, Santa Anna ve bir grup komplocu kendi hükümetine karşı darbe yaptı. Santa Anna iktidarı tekrar ele geçirmişti. Bu sefer, 1834-1836 yılları arasında Meksika’nın diktatörüydü.
     Siesta Vakti
     Diktatör olmak Santa Anna’ya müthiş bir özgüven kazandırdı, böylece Santa Jacinto’daki savaşta, muhafızlarına haber bile vermeden bir ‘siesta’ yapmaya karar verdi. Bu durum, Teksas kahramanı Sam Houston’un ve “Alamo’yu unutma!” diye çığlıklar atan birliklerinin zaferini oldukça kolaylaştırdı. Santa Anna esir düştü ve Washington’a götürülerek Başkan Andrew Jackson’ın karşısına çıkarıldı. Teksas’a bağımsızlığını veren barış anlaşmasını imzaladı. Ama ülkesine geri döndüğünde Meksika anlaşmayı tanımadığını açıkladı. Santa Anna hain ilan edildi ve gözden düştü. Ama sadece bir süreliğine.
     Fransız Pasta Savaşı
     Halkının sevgisini geri kazanmak için ilk fırsat 1838’de karşısına çıktı. Meksiko şehrindeki bir Fransız fırıncı, bazı Meksikalı askerlerin dükkanını yağmaladığı gerekçesiyle Meksika hükümetine dava açmıştı. Bu ufak olay Meksika’nın Fransız ordusuyla çarpıştığı Pasta Savaşı’na kadar vardı. Askerlere önderlik edecek bir generale ihtiyaç vardı, bilin bakalım kim seçildi?
     Bacağa Gelelim
     Santa Anna, Fransızlara karşı birliklerine kumanda etmekten fazlasıyla memnundu. General, Vera Cruz’da öyle kötü yaralandı ki, bacağının dizinden aşağısının kesilmesi gerekti. Santa Anna reklam yapmak için bu olayı son damlasına kadar kullandı. Törenler düzenledi, konuşmalar yaptı, hatta kesilen bacak için kahramanlara yapılan türden bir cenaze töreni bile düzenledi. Bacak askeri törenle gömüldü.
     Fiesta Zamanı
     Mantardan yapılmış, deri kaplı takma bir bacak kullanmaya başlayan Santa Anna tekrar başkan oldu. Ama 1842’den itibaren, çoğu kendi onuruna, öyle çok parti verdi ve kendi özel ordusunu donatmak için öyle çok para harcadı ki, Meksika hazinesini son pesosuna kadar tüketti. Birliklerinin paralarını ödeyemez hale düştü, onlar da Santa Anna’ya karşı ayaklandılar. El Presidente yok oldu, hatta o kadar iyi saklandı ki, Meksika halkı onu bulamadı.
     Saldırın Bacağa
     Meksikalılar hırslarını Santa Anna’dan alamayınca gömüldüğü yeri kazıp bacağı çıkarttılar, etrafta atıp tuttular ve sonunda paramparça edip parçalarını dört bir yana savurdular.
     Bu Sefer de Paçayı Kurtardı!
     Meksika hükümeti Santa Anna’yı birkaç yıl sonra yakaladığında, hâlâ onu Küba’ya sürgün edecek kadar kızgınlardı. 1846’da Meksika-Amerika savaşı patlak verdiğinde Santa Anna iktidara gelmek için yeni bir fırsat doğduğunu sezdi. ABD başkanı James Polk’a daha fazla kan dökülmeden her şeyi düzelteceğine söz veren bir mektup yazdı. Polk buna bayıldı. Santa Anna Meksika’ya varır varmaz sözünden döndü. General tekrar iş başındaydı.
     Ön Saflarda
     Savaş devam ediyordu. Yüzbaşı Robert E. Lee (Evet, İç Savaş sırasında Güney ordularının başındaki aynı Robert E. Lee) öncülüğündeki ABD federal güçleri Santa Fe’ye yaklaşıyordu. Onlar Meksika savunmasına ön cepheden saldırırken, Illinois’den gelen bir gönüllü birliği de arkalarından saldırmak için etraflarından dolanıyordu.
     Santa Anna Bacağını Tekrar Kaybediyor
     Bu arada Santa Anna eski alışkanlıklarına geri dönmüştü. IIlinois’li gönüllüler gelip ormandan yaylım ateşine başladığında, takma bacağını çıkarmış, fırında kızarmış tavuk yemenin tadını çıkarıyordu. Bir Meksika süvarisi, generali çekip aldı ve güvenli bir yere taşıdı. Ama o telaş içinde Santa Anna mantar bacağını yine kaybetmişti. Illinois’li gönüllüler tavuğu yiyip takma bacağı da evlerine hatıra olarak götürdüler.
     Ardımda Bıraktığım Bacak
     Amerikan birlikleri Santa Anna’nın bacağı hakkında bir şarkı da yaptılar. (Sözleri Kansas Üniversitesi kütüphanesindeki belgeler arasında bulunabilir) Şarkının sözleri “The Girl I Left Behind Me” (Ardımda bıraktığım kız) şarkısının ezgisine uydurulmuştu. İşte birkaç mısrası:
Vurulduğumdan beri biraz köksüz kaldım
Cerro Gordo savaşında
Ardımda General Scott’a ödemek üzre
Bıraktım yemeğimi ve verdim bacağımı.
Dönüp bakmaya cesaretim yok
Yanki düşmanlarım gelip de bulur beni diye,
Yüzlerinde alaycı bir gülümsemeyle
Ardımda bıraktığım bacağım.
General Taylor kokudan takip etmeli izimi,
Ya da General Scott yok etmeli kışlamı.
Ben memnun olurum yine de
Gitsem bile okyanuslar ötesine.
Ama kısmetim var yine,
Terk etmez beni kader
Görürüm diye bir müzede,
Bıraktım bacağımı geride.
     Santa Anna’nın Sonu
     Santa Anna Meksika’yı yönetme şansını bir kez daha yakaladı, bu kez askeri bir diktatör olarak! Ama Amerikan hükümetine 48 bin kilometre karelik bir araziyi, şu anda Güney Arizona ve New Meksiko’nun bir parçasını satmasından sonra bir grup öfkeli Meksikalı politikacı onu koltuğundan indirip tekrar sürgüne gönderdi. Meksika’ya dönmek için uğraşıp durduysa da ancak 1874’de çok yaşlı ve tehlikesiz olduğuna karar verildiğinde geri gelmesine izin verildi. Hemen ulusa vermiş olduğu hizmetlerden dolayı kendisine maaş bağlanması talebinde bulundu ancak talebi reddedildi. Ve Santa Anna 84 yaşında fakir, yarı kör ve hâlâ tek bacaklı olarak öldü.
     Santa Anna’nın Bacağı Nerede?
     Belli ki tahta bacak pek kıymete binmişti. Çeşitli tarihlerde, Meksika hükümeti, Santa Anna’nın kendisi ve Teksas Eyaleti onu Illinois’den almaya çalıştı. 1942’de bacak ABD’de politik bir sorun haline geldi. Chicago’lu Demokratlar bacağı Meksika’ya geri vermenin bir jest olacağını iddia ettiler. Cumhuriyetçiler bunu reddettiler. Bu ünlü bacağı -eğer isterseniz tabii- bugün Illinois Eyaleti Askeri Müzesinin, Camp Lincoln, Springfield’deki koleksiyonunda görebilirsiniz.
     Cennete Çıkan Merdiven
     Santa Anna biraz şanssızdı ama sizin öyle olmanız gerekmez. Merdiven altından geçmekle ilgili gerçekleri öğrenin. Merdivenler eski Mısırlılar zamanından beri ruhların cennete çıkmasına yardımcı olmak için kullanılırdı. Ortaçağda merdiven altından geçmek şanssızlık olarak kabul edilirdi çünkü bir duvara dayanmış olan bir merdiven üçgen oluştururdu. Bu da, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh üçlüsünü sembolize ettiğinden, içinden birisi geçince onu bozmuş oluyordu. Ama merdivenlerden uzak durmak için önemli bir neden daha vardı. Darağacı icat edilene kadar mahkumlar merdivenlerin tepesinden aşağı sallandırılırdı ve onların öfkeli ruhları hâlâ etrafta dolanıyor olabilirdi. Meraklanmayın. Merdiven altından geçince uğursuzluk geleceğine inanıyorsanız bunun çok eski bir çaresi var. Basamaklara üç kez tükürün. Büyük ihtimalle şeytani ruhlar bundan iğrenecek ve sizi rahat bırakacaklardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir