Doğrusunu Biliyor muyuz?-2 (Konumuz; Göz Sağlığı)

D

     Kulaktan dolma bilgilerin ışık hızında yayıldığı günümüzde doğru bildiğimiz ne çok yanlış var. Özellikle sağlık alanında ortada dolanan bu bilgi kirliliği arasında neye inanıp inanmayacağımız ise tam bir muamma. İşin aslını uzman doktorumuza soralım dedik…
     Gözde yanma, kaşıntı, kuruluk gibi şikâyetler olması durumunda, göz doktoruna başvurmadan suni gözyaşı preparatları satın alıp kullanmanın bir mahzuru var mıdır?
     Her ne kadar göz kuruluğu toplumda sık görülen bir durum olsa da, gözlerde yanma, batma, kaşıntı ile seyredebilecek pek çok farklı göz hastalığı bulunmaktadır. Alerjik konjonktivitelerden kornea iltihaplarına kadar değişebilen bu pek çok farklı durumun tanı ve tedavisi, ancak göz hekimince yapılacak muayene ile mümkündür. Suni gözyaşı kullanarak gözdeki bu rahatsızlıkların geçmesini beklemek, tedaviye başlamayı geciktirebilir ve bu hastalıklar daha sonra tedavi başlansa bile sekel ile iyileşebilir.
     Bebeklerin ancak çocuk doktorları tarafından gerekli görülür ise göz muayenesi olmaları doğru mudur?
     Bebekler doğumdan hemen sonra ve 1 yaşında iken göz doktoru tarafından muayene edilmeli ve bebeklik çağında görülebilecek göz hastalıklarının, kayma veya kırma kusurlarının olup olmadığı değerlendirilmelidir.
     Katarakt yaşlıların hastalığı mıdır?
     Yeni doğan bebeklerden ileri yaşlara kadar her dönemde görülebilecek bir durum olan katarakt, gözümüzün içinde yer alan doğal merceğimizin saydamlığını yitirmesine verilen addır. Bebeklerde anne karnında geçirilen enfeksiyonlar, genetik veya metabolik hastalıklar bu duruma sebep olabilirken, erişkinlikte bazı ilaçların kullanılması, travmalar, sistemik hastalıklar ve ışın maruziyeti gibi durumlar ileri yaşlardan önce kataraktın oluşmasına sebep olabilir.
     Gözlük takmak gözü tembelleştirir mi?
     Özellikle çocukluk çağında doğru muayene ile verilmiş gözlüklerin kullanımı ambliopi adını verdiğimiz göz tembelliğinin önlenmesi ve tedavisinde önemlidir. İleri yaşlarda da hastaya uygun olarak reçete edilmiş gözlüklerin kullanılması gözün tembelleşmesine sebep olmadığı gibi, iyi görme keskinliği sağlayarak hastalarda ense, şakak ve göz ağrılarının önüne geçilmesini sağlar.
     Göz tansiyonu, gözlerde sadece ağrı ile mi bulgu verir?
     Birkaç farklı tipi olan glokom hastalığı ya da halk arasında bilinen adı ile göz tansiyonu, çok az bulgu veren sinsi bir hastalıktır. Genellikle göz doktorları tarafından rutin muayene esnasında şüphelenilerek yapılan tetkiklerde ortaya konur. Özellikle periferik (çevresel) görme daralması yapacağından görme azlığı hasta tarafından fark edilmez. Bu sebeple özellikle ailesinde glokom hastalığı bulunan kişiler, yüksek kırma kusuru olan bireyler ve şeker hastalığı, kardiyovasküler rahatsızlıkları olan kişilerin yılda bir kez glokom açısından değerlendirilmeleri gerekmektedir.
     Çocukların güneş gözlüğü takmasına gerek var mıdır?
     Ultraviyole ve mavi ışın adı verilen yüksek enerjili görünür ışınlar bebeklikten yaşlılığa her bireyin göz sağlığı açısından tehlike arz eder. Bu tür zararlı ışınlar kataraktan makula dejenerasyonlarına kadar pek çok hastalığa sebep olabilmektedir. Çocuk gözünün doğal merceği, daha saydam oluşu sebebiyle erişkinlik çağına göre UV ışığın daha az miktarını bloke eder. Ek olarak çocukluk çağında bireylerin dış ortamda geçirdiği zamanın pek çok erişkinden fazla olduğu da göz önüne alınırsa, çocuklarımızın gözünü güneşten korumanın ne denli önemli olduğu anlaşılacaktır.
     Gözler yorulduğunda dinlendirici gözlük kullanmak gerekir mi?
     Tıbbi olarak dinlendirici gözlük diye bir kavram yoktur. Bu, genellikle halk arasında düşük numaralı gözlüklere verilen bir isimdir. Ancak gözlük takması gerekli olan bir hastaya doğru muayene ile verilmiş bir gözlüğün hastalarda ense, şakak ve göz ağrılarının önüne geçerek yaşam konforunu artıracağı da ortadadır.
     Göz kuruluğu yaşayan kişiler ağlayamaz, gözlerinde sulanma olmaz mı?
     Gözyaşımızın üretimi refleks ve bazal üretim dediğimiz iki yöntemle olmaktadır. Yine göz kuruluğuna sebep olabilecek hastalıkların bir kısmı gözyaşı üretiminin yetersiz olması sebebiyle ortaya çıkarken bir kısmı ise üretimin normal olması ancak gözyaşının hızlı buharlaşması ile ilişkilidir. Tüm bu faktörler göz önüne alındığında, göz kuruluğu yaşayan insanların da ağlayabileceği, zaman zaman gözlerinde sulanma olabileceği anlaşılabilmektedir.
     Bebeklerde gözde sulanma normal midir; tedavisine gerek yok mudur?
     Doğduğu andan itibaren gözde sulanma yaşayan bebeklerde en sık karşılaştığımız sebep, gözyaşı kanallarının tıkanıklığıdır. Tedavisinde ılık pansuman ve kanal açıcı masajın günlük olarak yapılması ve gerekli görülen durumlarda damla şeklindeki antibiyotik formlarının kullanılması gerekebilmektedir. En önemli nokta doğumdan sonra görülen sulanmanın gözyaşı kanalı tıkanıklığına mı yoksa nadir görülen başka doğumsal/edinsel göz hastalıklarına mı bağlı olduğunun ortaya konmasıdır. Bu sebeple gözlerinde sulanma olan bebeklerin göz doktorunca vakit kaybedilmeden muayenesi gerekmektedir.
     Lazer cerrahisi sonrasında numara artışı olması durumunda tekrar lazer olunamaz mı?
     Kornea kalınlığı, düzeltilecek numara miktarı ve korneal kurvatür gibi bazı faktörlerin uygun olması durumunda, daha önce lazer cerrahisi olmuş kişilere tekrar lazer uygulaması yapılabilir.

(Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Başak Bostancı)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz