Herkül-35 (Karanlıklar Ülkesinde Bir Buluşma)
Herkül-35 (Karanlıklar Ülkesinde Bir Buluşma)

Herkül-35 (Karanlıklar Ülkesinde Bir Buluşma)

     Kral Eurystheus’un Herkül’e verdiği son görev, şimdiye kadar başardıklarının en zoruydu. Onun, yer altındaki ölüler ülkesine giderek, orada bekçilik etmekte olan Cerberus adlı köpeği, canlı olarak yeryüzüne çıkarmasını, kendisine getirmesini istiyordu. Bugüne kadar hiç kimse bu ölüler ülkesinden canlı olarak geri dönmemişti.
     Tanrı Hades, egemen olduğu yer altı dünyasında kendine büyük bir saray yaptırmıştı. Typhon’dan doğma, üç başlı ve yılan kuyruklu köpek Cerberus, bu sarayın giriş kapısında, zincirlerle bağlıydı. Görevi, dirilerin içeri girmesini önlemek, ülkedeki kötü ruhlara bekçilik etmekti. Zaman zaman korkunç sesi ile ulur, havlarken sırtında yılanlar belirirdi.
     Tanrı Hades, arkadaşları ile oynamakta olan Tanrıça Demeter’in kızı Persephone’yi arabasına alıp kaçırdıktan sonra, yer altındaki sarayına getirmişti. Eğer Persephone, burada hiçbir şey yemez, oruç tutarsa tekrar yer yüzüne dönebilecekti. Ancak genç kız, açlığa dayanamayıp, ağzına bir nar taneciği atınca, bekçi Ascalaphus, hemen Hades’e haberi ulaştırdı. Artık Persephone bu ülkeden ayrılamazdı.
     Kaybolan kızını arayan Tanrıça Demeter, neticede Persephone’nin nerede olduğunu öğrenerek durumu Zeus’a şikâyet eder; kızı geri verilmezse toprağın bereketini kaçırmakla tehdit eder. Neticede Zeus, Persephone’nin yılın kış aylarını kocası Hades’in yanında, geri kalan zamanları da yeryüzünde annesinin sarayında geçirmesini kararlaştırır. Tanrıça Demeter de, kızının yer altında kalmasına yardım eden bekçi Ascalaphus’u bir kayanın altında hapsederek intikamını alır.
     Tanrı Helios’un bile giremediği bu karanlık ülkenin giriş yolunu kutsal Stxy nehrinin bataklıkları kesiyordu. Ölü ruhları, bir yandan diğer tarafa kayığı ile Charon taşıyor ve bu hizmetine karşılık da bir metelik para alıyordu. Genellikle bu para ölülerin ağzında bulunuyor, Charon para almadıklarını asla öteki yana geçirmiyordu.
     Herkül, aylarca bu yer altı ülkesinin giriş yolunu aradı. En sonunda Athena ve Hermes’in yardımları ile Sparta’daki Tainaron mağarasındaki kapıyı buldu. Karanlık giriş tüneli boyunca Tanrı Hermes, altın asasından etrafa saçılan ışıkla Herkül’e yol gösterdi. Uzun bir yolculuktan sonra kutsal Stxy nehrine vardılar. Tanrı Hermes’in kılavuzluğu burada bitiyordu. Nehrin karşı sahili, artık Hades’in egemen olduğu ülkeydi.
     Kutsal Stxy nehrinin kıyısına yanaştırdığı kayığın içinde ihtiyar Charon müşteri bekliyordu. Herkül’ü görünce, aksi aksi;
     “Geçiş paranı hazırladın mı?” diye sordu.
     “Hayır, benim param yok!”
     “Paran yoksa, ben de seni karşıya geçirmem. Buraya gelen herkesten para aldığımı bilmiyor musun? Ölü ruhların ağzına para konduğunu hiç işitmedin mi?”
     “Bana baksana ihtiyar!” diye bağırdı Herkül. “Ölüye benziyor muyum ben? Ama madem ki bu kadar ısrar ediyorsun, sana para yerine başka bir şey vereyim.” Herkül böyle dedikten sonra, Charon’un elinden küreği kaptığı gibi, hızla suratına indirdi, sonra da “Tamam oldu mu? İşte geçiş paramı ödedim, şimdi yapış küreklere bakayım.” Dedi.
     Aksiliği ve acımasızlığıyla ün salmış olan ihtiyar şaşırmış kalmıştı. Herkül’ün kızgın bakışlarından, hemen yola çıkmazsa dayak yemeye devam edeceğini anlamıştı. Oyalanmadan Herkül’ü kayığına alarak karşıya geçirdi.
     Herkül, Hades’in ülkesine ayak basar basmaz, etrafını ölü ruhlar çevirdi. Bunların arasında Medusa ve Meleager de vardı. Her ikisi de ellerindeki silahları ile Herkül’e doğru yaklaşmaya başlayınca, korku ile irkilen kahraman hemen yayına el attı.
     Herkül’ü dikkatle izleyen Meleager;
     “Biz ölü ruhları, insanlar kadar kolay öldürebileceğini mi sandın?” dedi. “Bu senin için bile, başarılmayacak bir iştir. Korkmana sebep yok. Yanına bir dost olarak geldim, senden yardım istiyorum. Bana bir iyilik yap. Bu ülkeye gelişim hemen hemen bir ay olmak üzere. Yukarıdaki dünyada kız kardeşim Deianeira, tek başına kaldı. Hayatta iken, en büyük isteğim onun evlenmesiydi. Karının öldüğünü biliyorum. Yer yüzüne döndüğünde Deianeira ile evlenir misin? Kardeşim, akıllı ve güzel bir kızdır. Sana iyi bir eş olacağını zannederim.”
     Herkül, Meleager’in bu önerisini sevinçle karşıladı:
     “Kış kardeşin ile evlenmekten mutluluk duyacağım, Artık onun için tasalanmana gerek yok. Ancak daha önce, bana yüklenen bu işi bitirmeye mecburum. Buraya, Cerberus köpeğini alıp yer yüzüne götürmek için geldim.”
     Konuşmaları bittikten sonra Herkül, Elysian adı verilen çayırlığa doğru yoluna devam etti. Burada ölü ruhlar rahatça dolaşabilir ve dinlenebilirlerdi. Ancak senenin belli günlerinde Zeus’un oğlu Rhadamanthys’un Elysian’da düzenlediği mahkemede suçlular yargılanırdı. Çayırın her tarafı çiçeklerle kaplıydı. Yer yer de Tanrı Hades’in inek sürüleri otluyordu. Ancak ülkedeki her şey gibi, çiçekler ve atlar da ölü olduklarından, hiç büyümezler ve solmazlardı.
     Herkül bu çayırdan da geçtikten sonra, suçluların cezaların çektikleri yere ulaştı. Etrafına bakınırken birden tanıdık birini, arkadaşı Atina kralı Theseus’u gördü. Yanında arkadaşı ile birer kayanın üzerine oturmuşlar, hareketsiz duruyorlardı. Hiç ummadığı bu karşılaşmadan, Herkül’ün yüreği acı ile doldu. Kendine, bu kadar yardımcı olan arkadaşı Theseus demek ölmüş ve Hades’in ülkesine gelmişti.
     Atina kralı Theseus’un, bu karanlıklar ülkesine nasıl geldiğini öğrenmek için biraz gerilere gitmemiz gerekiyor.
     Komşu ülkelerden birinin kralı olan, arkadaşı Peirithous, düğününe at adamları da davet etmişti. Şaraba karşı hiç dayanıklı olmayan bu adamlar, şölende sarhoş olup, gelini kaçırmaya kalkarlar. Peirithous ile at adamlar arasında bir çarpışma başlar, neticede gelin ölür ve saldırganlar dağılır. Peirithous, bundan sonraki evliliğini, daha iyi korunan biri ile yapmayı arzulamaktadır. Seçtiği gelin, Persephone’dir. Hades’in yer altındaki dünyasına kaçırdığı Demeter’in kızı Persephone. Bu sırada Theseus’un da Helen’de (55) gözü vardır. Peirithous ile birlik olup, önce genç Helen’i kaçırırlar, sonra da Persephone için yer altı ülkesine inerler. Ancak Tanrı Hades, Theseus ve Peirithous’un ne yapmak istediklerinden haberi vardır. Misafirlerini yemeye davet eder ve onları ‘unutma koltuğu’ denilen kayaya oturtur. Bu kayaya oturan kimse, bütün geçmişini unutmakta ve oradan kurtulmak için hiçbir çaba harcamadan sonsuza kadar hareketsiz kalmaktadır.
     Herkül, arkadaşı Theseus’u, hareket etmeden oturur görünce, hemen yanına gitti ve kolundan çekerek ayağa kaldırdı. Bu işi yapmak için Herkül’den başka hiç kimsenin gücü yetmezdi. Theseus ayağa kalkınca büyü bozulmuştu. Herkül, Peirithous’u da kaldırmak için uğraştı ise de, bunu başaramadı. Zira onun oturduğu kaya, bir zamanlar Tanrıça Demeter’in Ascalaphus’u altına hapsettiği büyük bir taş parçasıydı.
     İki eski arkadaş birbirine kavuşunca, Herkül geride kalan ölü ruhları hoşnut etmek için Elysian’da otlamakta olan Hades’in ineklerinden birini keserek taze kanı onlara sundu. Sürünün bekçisi, çoban Menoetes, ineklerinden birinin eksikliğini fark ederek, Herkül’ün peşine düştü ve onları Hades’in sarayına girmek üzereyken yakaladı. Çoban, çok kısa süren bu dövüşte, kaburgaları kırılarak Herkül’ün altına düştü. Herkül tam onun hesabını bitirmek üzereydi ki, Persephone’nin sesi duyuldu:
     “Kahraman Herkül! Dur! Çobanım Menoetes’in hayatını bağışla! Dövüşü kazandın, onun canını almak hakkındır. Ancak, ben Menoetes’in yaşamasını istiyorum. Buna karşılık, istediğin her şeyi veririm sana.”
     Konuşmasının bu yerinde, Tanrı Hades de yanlarına gelmişti. O da Persephone’nin sözünü doğruladı:
     “Evet, çobanın hayatını bağışlarsan, senin bu ülkeden sağ olarak çıkmana izin vereceğim!”
     Herkül, zor görevini yerine getirmek için aradığı fırsatı ele geçirmişti;
     “Peki,” dedi. “Menoetes’in canını almayacağım. Buraya köpeğiniz Cerberus’u alıp götürmeye geldim. Onu bana verin. Ayrıca, arkadaşım Theseus’u da beraberimde götürmek istiyorum. Biraz önce, kral Admetus’un (56) karısını gördüm. Elysian’da dolaşıyordu. İzin verirseniz onu da yer yüzüne çıkaracağım. Kocasının hayatını kurtarmak için, kendi isteği ile buraya geldi o.”
     Tanrı Hades, Herkül’ü dikkatle dinliyordu.
     “Peki Herkül,” dedi. “Arkadaşın Theseus’u birlikte götürebilirsin. Suçunun cezasını çekti. Peirithous, burada kalacak; karım Persephone’yi kaçırmak isteyen o idi. Karısını da Admetus’a götürebilirsin. Köpeğim Cerberus’a gelince, madem ki Persephone, her isteğini yapmak için sana söz verdi, ben de ona katılıyor ve Cerberus’u almana izin veriyorum. Ancak bir şartım var. Ona karşı, silah kullanmayacaksın. Ne topuzunu, ne ok ne de kılıcını!”
     Herkül, sarayın kapısına bağlı Cerberus’a yaklaştı. Canavar, yılan kuyruğunu dikerek havlıyor ve hırlıyordu. Herkül, güçlü ellerini uzatarak, ortadaki kafayı boynundan yakaladı ve sıkmaya başladı. Cerberus’un yılan tüylerinden, aslanlı miğferi ile korunuyordu. Kısa zamanda köpek, yorulmuş ve saldırıdan vazgeçerek kendini korumaya başlamıştı. Herkül, onu iki eliyle tutarak havaya kaldırdı ve arkadaşları ile beraber bu ülkeden çıkmak için yola koyuldular. Stxy nehrinin diğer tarafında  Tanrıça Athena onları bekliyordu. Onun yardımı ile tekrar yer yüzüne çıkarak, Mycenae’ye ulaştılar. Kral Eurystheus, Cerberus’u görür görmez, kendini bakır küpün içine attı.

Açıklamalar:
(55) Helen: Theseus, yer altı ülkesinde iken, Helen’in kardeşleri onu kurtardılar. Daha sonra, Truva savaşlarına sebep olacak Helen, Menelaus ile evlendi.
(56) Admetus: Tanrı Apollon’un gayreti ile Kral Admetus’un kaderi, kendi yerine ölecek birini bulduğu takdirde değişecekti. Yerine, karısı ölümü kabul edince, Admetus’un hayatı kurtulmuş oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir