İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-9)

İ

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (9) PKK Terör Örgütünün ETA Terör Örgütü İle Karşılaştırılması
     Türkiye topraklarında bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak için çalışan PKK ile İspanya topraklarında bağımsız bir Bask devleti kurmak için çalışan ETA‘nın öncelikli ortak vasıfları ikisinin de birer silahlı terör örgütü olmalarıdır. Bu iki terör örgütü de etnik olarak kendilerini farklı görme düşüncesiyle bağlı oldukları yönetim ve halktan bağımsız devlet kurmayı amaçlamıştır.
     ETA‘nın ideolojisi Katolik sosyal radikalizm iken Sovyetler Birliği‘nin de desteği ile Marksist ve Leninist bir harekete dönüşmüştür. Örgüt, Cezayir bağımsızlık mücadelesi ile birlikte Küba ve Çin sosyalist devrimlerini kendine örnek almıştır. ETA‘nın ideolojisi içerisinde üç farklı eğilimden bahsetmek mümkünken bu üç eğilimden şiddet yanlısı olan ulusal gerilla tarzını savunan grubun hâkim olduğunu, diğer grupların tasfiye edildiği görülmektedir. PKK‘da ilk kuruluşunda Marksist-Leninst ideolojiyi benimsemiş, örgüt içinde silahlı propagandayı reddeden düşünceler örgüt içindeki hâkim otorite tarafından tavsiye edilmiştir. Sonuçta iki örgütte kendi oluşturdukları milliyetçilik ile komünizm ideolojisini birleştirmeye çalışmıştır.
     Bask halkının yıllardan beri sahip bulunduğu iç dinamikler ile Franco rejimini baskıcı uygulamalarının birleşmesi sonucu doğan ETA, kendi eylemlerine karşı, Franco rejimini kışkırtarak ayrım yapmaksızın bütün Bask halkına saldırmasını sağlamak için ―Baskı-Eylem-Baskı stratejisi izlemiştir. Zira şiddet eylemleri arttıkça güvenlik güçleri daha sert tepki vermiş bu da ETA‘nın varlığını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu şiddet sarmalının oluşmasına olanak sağlamıştır.
     PKK ise Türkiye‘yi stratejik, ekonomik ve askeri açıdan güçsüz kılmak, devletin Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesindeki askeri ve ekonomik otoritesini zaafa uğratarak, halkın otoriteye karşı güvenini kırmak, yerel ve bölgesel çatışmalarla devleti halkına bozguncu ve faşist olarak göstermeye çalışmak ve yaptığı terör eylemlerinin, infial uyandıracak kısımlarını devlete mal ederek, bölge halkı üzerinde devlet terörü uygulandığı görüntüsü vererek gerilla taktiğine dayanan uzun süreli halk savaşı stratejisini seçmiştir.
     ETA şehirli bir örgüttür yani yapılanması/elemanlarının yerleşkesi ve eylemleri genellikle şehir merkezlerinde olmuştur. Eylemlerinde genellikle el yapımı veya fabrikasyon patlayıcılar haricinde tabanca ve otomatik tüfek gibi hafif makineli silahlar kullanırken, Basklıların “Kale Borroka” olarak adlandırdıkları sokak saldırıları örgütün son dönemde yaptığı eylemlerin büyük bir bölümünü oluşturmuştur. ETA‘nın uzantısı olan gençlik grupları caddelerde gösteriler yaparak polislerle çatışmış, hatta başta toplu taşıma araçları olmak üzere araçları kundaklama ve molotoflama eylemleri gerçekleştirmiştir.
     ETA kuruluşundan bu yana geçen süre içerisinde bombalamalar, silahlı saldırılar, adam kaçırmalar, suikastlarla anılan ve 800‘den fazla kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulmaktadır, bu sokak hareketleriyle birlikte ölümle sonuçlanan eylem sayısında büyük azalma görülmüştür. Örgüte bağlı KCK, TAK ve BDP gibi uzantıları yaklaşık on yıldan beri “Serhildan” başkaldırı dedikleri eylemler gerçekleştirmesine rağmen PKK halen gerilla tipi eylem yürüten ve tam anlamıyla şehirlileşememiş daha erken dönemlerdeki yapılanmalara örnek teşkil etmektedir. PKK şehir merkezlerinde bombalama, suikast ve adam kaçırma gibi bireysel veya küçük çaplı olabilecek eylemlerden ziyade kırsal alanda güvenlik kuvvetlerine karşı; pusu, baskın ve sabotaj gibi gayri nizami harp taktikleri uygulamıştır. Örgüt bu eylemleri gerçekleştirirken patlayıcı silahlara ve hafif makineli tüfeklere ek olarak uçaksavar, havan ve hava savunma füzeleri gibi ağır silah kullanmıştır.
      Örgütlerin saldırıları karşısında verilen kayıp karşılaştırıldığında ETA örgütü ilk eylemini gerçekleştirdiği 1968‘den 2010 yılına kadar olan 42 yıllık süreçte yaklaşık 2400 kişinin yaralanmasına 829 hayatını kaybetmesine neden olmuştur. PKK ise ilk silahlı eylemini gerçekleştirdiği 1984 yılından bugüne kadar olan 37 yıllık süreçte PKK, şehit, hayatını kaybeden vatandaş ve ölü ele geçirilen terörist olarak toplam 41 bin 828 insanın (6 bin 654 şehit, 29 bin 639 terörist) hayatına mal olmuştur.
     ETA örgütüne nazaran daha eğitimsiz elemana sahip olan PKK örgütü bölge insanının da psiko-sosyal durumunu değerlendirerek yoğun ve acımasız katliamlar ile sivil ve askeri tüm hedefleri içeren eylemler gerçekleştirmiş, bölgede korku ortamı oluşturarak isteklerini elde etmeye ve zorunlu destek görmeye başlamıştır. PKK‘ya nazaran ETA eylemlerinde daha seçici davranarak daha insancıl davranmıştır. ETA‘nın bazı eylemlerinden önce sivil kayıpları önlemek amacıyla eylemlerini duyurması, örgütün sivil halka zarar vermekten kaçındığını, temel amacının zor durumda bırakarak müzakerelere zorlayarak tavizler elde etmeye çalıştığı görülmektedir.
     Belirsizlik ve geçiş dönemlerinde ETA‘nın eylemlerini artırması dikkati çeken diğer bir husus olmuştur. Örgüt ile hükümet arasındaki görüşmelerin yaşandığı 1977-82 yılları arasındaki demokrasiye geçiş dönemi ve 1982- 1996 Birinci Sosyalist Hükümet döneminde özellikle görüşmelerin olumsuz geçmesinin ardından örgüt gücünü göstermek amacıyla şiddet eylemlerine başvurmuştur. Bu kapsamda 1977-82 yılları arasında 311, 1982-1996 yılları arasında 329 eylem gerçekleştirmiş ancak terörle mücadelede sıfır diyalog dönemi olan Aznar hükümeti boyunca sadece 65 eylem gerçekleşmiştir. PKK ise askeri anlamda ne zaman güçlü ise veya inisiyatifi ele geçirdiyse o zaman eylemlerini artırmış, ancak son zamanlarda özellikle şehir yapılanmasının muhataba alınma umudu eylemlerde artışa neden bir husus olmuştur.
     ETA‘nın insan kaynağı arasında elitler, zenginler bulunabilmekte iken PKK için aynı durum söz konusu değildir. 1960-70‘li yıllarda Basklı militanların önemli bir kısmı Katolik kilisesinin dini okullarından gelmiştir. Zamanla durum değişmiş ve örgüt bölge halkına hitap duruma gelirken elemanların %60‘nı 20 yaş altı bekar erkekler oluşturmuştur.
     PKK’nın öncelikli hedef kitlesini, gençler oluşturmaktadır. Bunların başında da, lise ve üniversitede okuyanlar ile kırsal bölgelerdeki yoksul, işsiz ve toplum içerisinde herhangi bir sosyal statü elde edememiş gençler gelmektedir. Örgüt, gençler arasındaki işsiz-güçsüz kesimi, kırsal kadroya militan olarak hedeflemektedir. Örgüt elemanlarının yaş gruplarına göre dağılımları; % 54‘ü ―14-25 yaş grubu arasında, % 34‘ü 26-37 yaş grubu arasında, % 12‘si ―38-58 yaş grubu arasındadır. Öğrenim durumlarına göre dağılımları; % 11‘i Üniversite, % 16‘sı Lise, % 13‘ü Ortaokul, % 39‘u ilkokul mezunu, % 12‘si okur-yazar, % 9‘u cahildir. Ayrıca PKK örgütü içerisindeki kadın eleman sayısının ETA‘ya göre fazla olması eleman profili açısından diğer bir farklılığı göstermektedir.
     Her iki örgüt de başarısız oldukları durumlarda yapı değişikliğine gitmiştir. Kasım 2002‘ye kadar komando diye tabir edilen elemanlardan oluşan eylem timleri, daha serbest hareket eden ve eylem için üst liderlerin iznine ihtiyaç duymayan hücre tipi yapılanmaya dönüşmüştür. PKK‘da ise ARGK yapısında iken teröristler bazı bölgelerde 300-400 kişilik gruplar halinde dolaşırken, HPG yapılanmasına geçildiği dönemde profesyonel yapıya geçilerek 3-4 kişilik gruplar halinde eylemler yapılmaya başlanmıştır.
     PKK ve ETA örgütünün eylemlerini yaptığı ve yaşam alanı olarak kullandığı bölgeyi değerlendirecek olursak ETA‘nın elemanları eylemlerinin %85‘ini Bask bölgesindeki yerleşim yerlerinde gerçekleştirmiş ve yaşamını bu bölge sürdürmüştür. Bask Bölgesi kendisine yetebilen 2,5 Milyon nüfusa sahip İspanya‘nın en gelişmiş vilayeti ve halkı İspanya hükümetine yük olmayan bir sanayi bölgesidir. Bu durum PKK‘nın ekonomik geri kalmışlıktan kaynaklandığını veya ekonomik gelişme ile çözülebileceği tezini çürütebilecek niteliktedir.
     Bask Bölgesi, İspanya‘nın 15.yy.da birliğini sağlayarak bölgeye hakim olduktan sonra bile üç yüzyıl boyunca “Foral Sistem” adı verilen ayrıcalıklı otonom bir yapı ile devam etmiştir. Franco Dönemi haricinde de hep özerk olmuş veya ayrı bir statüye sahip olmuştur. 1975 yılında bölgenin tekrar özerk statüye sahip olması terörü durdurmamış, ETA eylemlerine devam etmiştir. ETA‘nın gücü özerklikten sonra değil Fransa‘nın sınırında aldığı etkili önlemler neticesinde azalmıştır. Bu da PKK‘nın özerklik talebini gerçekleşmesinden sonra nasıl davranabileceğine bir örnek teşkil etmektedir.
     Bölgenin yakın geçmişinde gerçekleşmiş en önemli çatışma İkinci Dünya Savaşı‘dır. Bu yıkıcı savaş sonrasında Avrupa ekonomik ve siyasi alanda istikrar için çabalamış komünizm tehdidi karşısında bölge oluşan yerel çatışmalar batılı devletler tarafından önemli ölçüde destek görmemiştir. PKK‘nın eylemlerinin yaptığı ve bizzat yaşam alanı olarak kullandığı bölge, hayat şartlarının özellikle kışın çok zor olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Irak‘ın Kuzeyi, İran-Irak-Türkiye üçgenindeki dağlık arazi kesimi oluşmuştur.
     Bölgenin yakın geçmişinde 1980–1988 İran-Irak Savaş‘ından, 1991 Körfez Harekâtı‘na ve 2003 Irak Harekâtı‘na kadar birçok çatışma meydana gelmiş ve bölgede zaman zaman oluşan otorite boşlukları neticesinde silah ve uyuşturucu kaçakçılığı kontrol edilmez bir hal almış, eylem yapabilmek için silah bulmak çok kolay olmuştur. Bölgede zengin petrol yataklarının var oluşu, ayrıca dünyaya veya bölgeye hakim olmak isteyen devletlerin politikaları, bölgeyi satranç tahtasına, yapay olarak oluşturulan örgütleri ise piyon haline getirmiştir. Örgüt bu geniş ve dağlık araziyle yetinmemiş Karadeniz ve Akdeniz açılımlarıyla bölgedeki dağlık Toroslara yerleşmek suretiyle özellikle turizm açısından önemli bölgelere yayılmaya çalışmış, Türkiye‘yi ekonomik alanda etkilemek istemiştir.
     ETA kendi düşüncelerini, kültürünü ve dilini “Ekin” adlı dergi ile yaymaya çalışırken, aynı şekilde de PKK‘da Avrupa‘da yayınladığı “Sexwebun” adlı dergi ile yapmaktadır. (Konuk Yazar: Özge Nur Şafak)

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslar arası Bir Bakış-10)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz