İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-10)
İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-10)

İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-10)

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (10) İspanya’nın Terörle Mücadelesi
     Uzun yıllar boyunca etnik sorunlarla karşı karşıya kalmış olan İspanya, 1960‘lı yıllardan sonra Bask bölgesinin bağımsızlığını sağlamak için uğraş veren ETA‘nın (Euskadi Ta Alkatasuna-Bask Ülkesi ve Özgürlük) şiddet ve terör eylemlerine maruz kalmıştır.
     İspanya‘daki etnik kökenli sorununun çözülmesi kolay değildir. Bu Bask milliyetçiliğinin kendi doğasından kaynaklanmaktadır. Basklıların diğer Avrupa dillerinden farklı olması ve köklerine sıkı bağlar ile bağlı olmaları başlı başına dikkate alınması gereken hususlardır.
     İspanya, ETA‘nın ilk eylemlerini gerçekleşmesi sonucunda birçok kişiyi tutuklayarak sert bir cevap vermiştir. Sanılanın aksine bu sert mücadele stratejisi, sertliğindeki artışla doğru orantılı olarak terör olaylarının şiddeti doğru orantılı olarak terör olaylarının şiddetinde artış olduğu gözlemlenmiştir.
     Franco‘nun ardından 1982 yılına kadar İspanya‘yı yöneten hükümet, ETA‘nın giderek gücünü artırması karşısında ordunun daha fazla baskı ve daha fazla yetki talepleri karşısında baskıyı arttırmıştır. 1982‘de iktidara gelen hükümet yeni darbe girişimleri ihtimalini değerlendirerek anti –demokratik uygulamalara yeşil ışık yakılmıştır. Bu demokrasi geçiş sürecinde “Anti-Terörist Kurtuluş Hareketi” (GAL) gibi yapılanmalar aracılığıyla ETA‘yla kendi kullandığı yöntemler kullanılarak karşılık verilmeye çalışılmıştır. Bunun yanında polisiye tedbirlerin sosyal ve ekonomik tedbirler ile koordineli uygulanmasını sağlayacak “Zen” planı devreye sokulmuştur.
     İspanya‘nın 1986 yılında AB‘ye üye olması terörle mücadelesinde olumlu bir şekilde etki etmiştir. Üyelik sonrasında sınırların kaldırılmasıyla Fransa kendi ülkesinin de teröre maruz kalabileceğini değerlendirerek İspanya ile işbirliğine karar vermiştir. Yani ETA‘ya olan en büyük destek kesilmeye başlamıştır.
     İspanya‘nın teröre karşı mücadelesindeki dönüm noktası 1988 yılında imzalanan ve ETA‘nın siyasi kolu Batasuna dışında, ayrılıkçı olanlar dahil tüm siyasi partilerce kabul edilmiş Ajuria Enea Paktı adındaki terörle mücadele politikasıdır. Ajuria Enea Paktı‘yla gerçekleştirilen terörle mücadele politikasının bir bölümünü Anayasa oluşturuyor. 1978 İspanyol Anayasası, iki temel özelliğe sahip: geniş bir toplumsal görüş birliğine ve evrensel demokrasi ilkelerine dayanması. Geniş mutabakatın içinde, toplam %6 oyu bulunan ayrılıkçı Bask ve Katalan partileri de yer alıyor. Anayasayı yapan siyasi irade, oy oranları düşük olsa da bu partileri toplumsal mutabakatın dışında bırakmıyor ve toplumun küçük bir bölümünü temsil etseler de, onların arzusu doğrultusunda, özerklikler sistemine dayalı üniter bir devlet oluşturuyor. Özerklik sistemi İspanyol Anayasa geleneğinde yeri olan bir sistemdir. Nitekim Franco‘nun diktatörlük rejiminden önceki II. Cumhuriyet, Bask, Katalan ve Galicia bölgeleri için özerklik statüleri tanımıştır. Bask ve Katalanlar, bu kısa dönemde bir süre için de olsa, şu an sahip oldukları statülere sahip olabilmişlerdir.
     Evrensel demokrasi ilkelerine hakkında bahsetmek gerekirse, ifade ve örgütlenme özgürlükleri İspanya‘nın bugünkü Anayasası içerisinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu sayede ayrılıkçı olan Bask ve Katalan oluşumlar bizzat anayasal güvencelerle sisteme bütünleşmeye ve sorun yok edilmeye çalışılmıştır. İspanyol anayasasının bölücü partilerin kurulmasına izin veriyor olması onun bir zaafı olarak değil basit bir ifade ile düşmanın silahını düşmana karşı kullanmak olarak nitelenebilir. Zira siyasi partiler serbest olmasına rağmen yine Anayasa uyarınca Bask Ülkesi ile Katalonya‘nın bağımsız olabilmeleri imkânsızdır.
     İspanya‘nın terörle mücadele politikası, her çeşit görüş ve isteğin anayasa ile çizilen sınırları aşılmadan, özgürce ifade edilmesine dayanmaktadır. Bu, ayrılıkçı düşünce hareketlerin siyasal zemine çekilerek legalleştirilmesi ve uzlaşma ve diyalog ortamına angaje edilmesini amaçlamaktadır. Yine anayasada Baskların henüz çözümlenememiş sorunlarına anayasal çerçevede siyaset yapılarak ilerde bir çözüm bulunabileceği vurgulanmaktadır. Bu sistemin yukarıda bahsettiğimiz gibi ülkenin birliği ve bütünlüğü için ayrılıkçı Bask hareketlerin siyasallaştırılması anlamını taşımaktadır. Buna bağlı olarak, Baskların siyasi sorunlarının ancak parlamentoda yasal olarak temsil edilen siyasi partiler tarafından görüşülebileceği hükme bağlanmıştır. Böylece ETA‘nın siyasi kolu hariç tüm Bask siyasi partileri, terör örgütünün bu konuda söz hakkı bulunmayacağı hükmünün altını imzalamış olmaktadır. Bu bağlamda, ETA kesin silah bırakma karşılığı yasal siyaset yapma olanağından yararlanmaya davet edilmektedir. Topluma yeniden kazandırma prosedürü esas itibariyle kişisel bazda da böyle bir imkândan yararlanma imkânını açık tutmaktadır. Burada bir af söz konusu değil, ancak prosedürden yararlanacak teröristin işlediği suçlara göre, cezasında indirim yapılacak ve belki daha da önemlisi cezasını çektikten sonra siyasi haklardan mahrumiyet söz konusu edilmeyecektir. Amaç, silah bıraktırmaya özendirmektir.
     Franco‘nun ölümünden sonra başlayan süreçte ETA‘yla mücadelede birçok alanda düzenlemeler yapılmış, Ceza-adalet sisteminde yapılan düzenlemeler İspanya‘nın terörle mücadeledeki yaklaşımının önemli bir parçası olmuştur. Bu kapsamda terör eylemine katılan ve yataklık yapanlara ciddi cezai yaptırımlar yürürlüğe konulmuştur. (İspanya Ceza Kanunu md. 572)
     Terör örgütünün mensupları veya terör örgütüyle işbirliği yapan kişiler tarafından silah, teçhizat ve patlayıcı, yanıcı, boğucu maddelerin; depolanması, tutulması, üretilmesi, kullanılması, satılması, transfer edilmesi, sağlanması durumunda altı yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. (İspanya Ceza Kanunu md. 573)
     Yaptırımların yanında eylemlerin engellenmesi için öncelikle, failin suç işlerken gönüllü olarak vazgeçmek ve yetkili otoritelere suç haber alınmadan başvurmak koşuluyla olası bir eylemin gerçekleşmesinin önlenmesine yardımcı olma, örgütün faaliyetlerinin deşifre edilmesini sağlayacak bilgi ve deliller getirme, örgüte yeni üyelerin katılımının engellenmesi yönünde yetkili otoritelerle işbirliği yağması durumunda cezalarını azaltma yoluna gitmiştir. (İspanya Ceza Kanunu md. 579)
     2 Haziran 2002 yılında çıkarılan yasayla demokratik sistemi suistimal ederek terör örgütün siyasi kolunu oluşturan oluşumları kapatılması sağlanmıştır. Aşağıda sıralanan eylemlerin tekrar etmesi ve ciddi bir şekilde işlenmesi halinde kapatma için gerekli neden sayılmıştır. İspanya ceza kanunun da bu eylemlerin bazıları şu şekilde geçmektedir;

  • Terör eylemlerini dolaylı olarak destekleme veya sözle desteklediğini ifade etme,
  • Terör eylemlerinin önemini minimize etme,
  • Sivil çatışma kültürünü teşvik etme,
  • Terörizme karşı olanları sindirme, onlara gözdağı verme, sosyal olarak izole etme,
  • Terör eylemlerinden dolayı suçlu bulunan veya terörizmi alenen kınamayan/reddetmeyen kişilerin parti yönetiminde yer almasına olanak sağlama,
  • Partinin faaliyetlerinde; terörizmle, şiddetle ve bunlarla ilgili diğer kavramlarla özdeşleşmiş sembollerin, mesajların ve diğer unsurların kullanılması,
  • İdari, ekonomik ve diğer imkânları (araçları) kullanmak suretiyle hükümet kurumları üzerinden terörizme destek verme,
  • Teröristleri veya şiddet eylemlerini teşvik etme ya da teröristleri ve şiddet eylemlerini övme, ödüllendirme, hürmet gösterme (saygı duyma), bu eylemleri işleyenlerle işbirliği yapma,
  • Terörizm ve şiddetle bağlantılı sosyal baskı, gözdağı verme ve yıkıcı eylemlere destek sağlama.

     Kanun sivil özgürlükçü hareketler tarafından yüksek sesle eleştirilmesine rağmen kabul edilmiştir. Akabinde de ETA’nın siyasi uzantısı olduğu iddia edilen HB, Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla yasadışı ilan edilmiştir.
     1999‘da New York‘ta imzalanan “Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme” İspanya iç hukukuna bütünleştirmiştir. AB ve BM desteği ile “Teröristlerin Ekonomik Faaliyetlerini İzleme Komitesi” oluşturulmuştur. Böylece Finansal desteğin durdurulması, finansal desteğin hareketinin belirlenmesi gibi konular önem kazanmıştır.
     Bütün bu önlemler ETA‘nın tamamen ortadan kaldırılmasını sağlamamakla birlikte, halk üzerinde bir alan kazanma mücadelesi olan terörle mücadelede İspanya‘nın elini oldukça güçlendirmiştir. Bu süreçte Bask halkının ETA‘ya olan desteği kırılmıştır. Öyle ki, 1992 yılında halk ETA‘nın eylemlerini protesto etmiş, terörü lanetlemiştir. Ajura Enea modeliyle birlikte İspanya‘nın ilk hedefi; konuyu şiddet döngüsünden çıkarıp siyasal platforma çekmek olmuştur ki; ikincisinin insani ve maddi maliyeti birinciye nazaran oldukça düşüktür.
     ETA 24 Mart 2006‘da yapılan ateşkesi ihlal etmiş ve 30 Aralık 2006‘da Madrid Havaalanı‘nda bir bombalı saldırı gerçekleştirmiştir. Başbakan Zapatero; “ETA ile diyalogu geliştirmeye yönelik tüm girişimlerin askıya alınması talimatını verdiğini, havaalanındaki terör saldırısının ETA`nın ilan ettiği ateşkesle tamamen bağdaşmadığını” ifade etmiştir. 1968-2011 yılları arasında toplam 829 kişinin ölümünden sorumlu tutulan örgüt, 2011 yılında silah bırakma kararı aldığını açıklamıştır.
     İspanya‘nın ETA terörüne karşı aldığı önlemler incelendiğinde sertlik yanlısı askeri yöntemlerden ve politikalardan sivil odaklı, yumuşak güç kullanımına dayanan politikaları takip etmiştir. Özelikle toplum ve hukuk kıskacı politikasının uygulanması etkili olmuştur. Bu süreçte ETA tam anlamıyla bitirilemese de, halkın örgüte olan sempatisinin azaldığı, dış desteklerin azaldığı veya kesildiği kısaca örgütün motivasyonun düşürüldüğü ve izole edildiğini söylemek mümkün olacaktır. (Konuk Yazar: Özge Nur Şafak)

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslar arası Bir Bakış-11)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir