Domuz, Keçi ve Koyun

D

Bir keçi, bir koyun, bir de domuz varmış,
Arabaya binmiş, şehre gidiyorlarmış.
Panayıra, eğlenmeye mi? Nerede!
Öyle diyecek yerde,
Satılmaya, diyor masal, ne yazık!
Hem arabacının suratından belliymiş
Kukla seyrine gitmedikleri.
Önce domuz çakmış dalgayı,
Ve basmış yaygarayı.
Öyle bağırıyormuş ki,
Kasaplar, elde bıçak, peşine düşmüş sanki!
Ne oluyor bu domuza, demiş ötekiler;
Keçi de, koyun da
Efendi hayvanlar ne de olsa.
Araba sefasını pek tutmamakla beraber,
Bu işte korkunç bir şey de görmemişler.
Arabacı paylamış domuzu:
— Sus be, ne oluyorsun? demiş;
Gürültüye boğdun ortalığı.
Yanındakilerden hayvanlık öğren biraz,
Arabada onlar gibi durmalı;
Şu koyuna bak, ne akıllı!
— Onda akıl ne gezer, demiş domuz;
Başına gelecekleri bilseydi,
Basar bağırırdı benim gibi.
Öteki sersem de öyle.
Ne sanıyorlar acaba?
Sütlerini mi sağacak, yünlerini mi kırkacaklar?
Bununla avunuyor avanaklar.
Ya ben neyle avunayım, peki?
Yenmekten başka işe yaramam ki.
Beni gezmeye götürmüyorsun ya…
Elveda, canım dünya!
Domuz hiç de akılsız değilmiş meğer.
Değilmiş de ne olmuş? O da doğru.
Ağlayıp sızlanmakla değişmez ki kader!
Aklın olup da dövüneceğine,
Olmasın da dertlenme.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi