İz Bırakan Geziler (Yeni Delhi-HİNDİSTAN)
İz Bırakan Geziler (Yeni Delhi-HİNDİSTAN)

İz Bırakan Geziler (Yeni Delhi-HİNDİSTAN)

     Hindistan; dünyanın en büyük yedinci coğrafi alanı ve dünyanın en kalabalık ikinci nüfusuna sahip. 1.3 milyardan fazla insanın yaşadığı Hindistan, ayrıca dünyanın en büyük 12. ekonomisine sahip. Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfus da Hindistan’da yaşıyor. Hindistan çok farklı bir ülke ve tüm farklılıklarıyla dünyanın belki de başka hiçbir yerinde hissedilmeyen değişik bir çekiciliği var. Bu inanılmaz ülkede; karmaşa ve uyum, modernizm ve geleneksellik, zenginlik ve fakirlik, doğallık ve pislik bir arada. Tüm bu zıtlıklar , inanılmaz bir ahenkle Hindistan kültürünü oluşturuyor diyebiliriz.
     Binlerce yıllık geçmişinde Araplar, Gazneliler ve Timur hâkimiyetine giren ülke; ardından uzun yıllar Babür İmparatorluğu’nun merkezi olmuş, ta ki 1757’de İngilizlerin egemenliğine girip sömürgeye dönüşene kadar. 1947 yılında ise Mahatma Gandhi liderliğinde İngilizlere karşı amansız bir mücadele vererek bağımsızlığını kazanmış. Bugün ülkede, trafiğin soldan akması, halkın ana dili gibi İngilizce konuşması, Hristiyan mimarinin yaygınlığı, yaklaşık 200 yıl süren bu yoğun İngiliz sömürüsünün günümüzde de görülen etkilerinden birkaçı. Hindistan’ı cazibe merkezi yapan şey ise işte bu yoğun kültürel geçmiş.
     Hindistan aynı zamanda sevginin ve barışın ülkesi. Kucaklayıcı yapısıyla dikkat çekiyor. Bunda; binlerce yıl önce bu topraklarda doğan, fiziksel, ruhsal ve zihinsel bir uygulama ve meditasyon yöntemi, bir yaşam felsefesi olan yoga öğretilerinin de etkisi büyük. Bu ülkede; Hristiyanlık, Hinduizm, Müslümanlık, Budizm, Sihizm ve Jainizm dinlerine mensup binlerce insan bir arada yaşıyor, özgürce ibadetlerini gerçekleştirebiliyor. Kiliselerin yanında camiler, camilerin yanında tapınaklar yer alabiliyor. Tabii bu arada Sihlerin saldırgan bir toplum olduklarını da göz ardı etmemek lazım.
     Hindistan; yedi eyalet ve yedi birlik bölgesinden oluşuyor. En önemli şehirleri arasında Bombay, Varanasi, Goa, Agra, Japur, Mumbai ve başkent Yeni Delhi’yi sayabiliriz. Bu anlatımızda; Hindistan’ın minyatürü olarak tanımlanan, günümüze kadar ulaşan derin tarihi izleri ve kültürel birikimiyle ön plana çıkan Yeni Delhi’ye ağırlıklı olarak değinilmesi gerektiğini belirtmek isteriz.
     Yeni Delhi
     Yeni Delhi; tarihiyle, kültürüyle, mimarisiyle, insanıyla, yaşam şekliyle, alışkanlıklarıyla Hindistan’ın mistik dünyasını en iyi yansıtan şehirlerden biri. Orta Hindistan’ın kuzeyinde ve Himalayalar’dan yaklaşık 160 km. uzaklıkta. Ganj Nehri’nin kollarından biri olan Yamuna Irmağı’nın batı yakasında yer alıyor.
     Bilinen tarihi 5000 yıl öncesine dayanan şehir, bu özelliğiyle dünyanın en eski yerleşim bölgelerinden biri. Yamuna ve Aravali nehirlerinin yarattığı bir üçgenin içinde ve yağmurlu Himalaya tepelerinin en dar noktasında yer aldığı için kurulduğu günden bu yana imparatorların tercihi olmuş. Tarih boyunca değişik imparatorluklar tarafından kurulmuş sekiz farklı şehirden oluşuyor. İlk yedi şehir, yani Eski Delhi, geleneksel Babür mimarisini yansıtıyor ve günümüzde şehrin bir bölgesi olarak varlığını sürdürüyor. Sekizinci şehir olan Yeni Delhi ise modernizmi temsil ediyor ve Hindistan’ın başkentliğini yapıyor. İngilizler tarafından kurulan Yeni Delhi’nin inşasına 1911 yılında başlanmış ve yaklaşık 20 yıl sürmüş. Hindistan’ın birçok bölgesinde olduğu gibi Yeni Delhi’de de “kast sistemi” günümüzde devam ediyor. Akraba evliliği esasına göre karakterize edilen sosyal bir tabakalaşma formu olarak tanımlayabileceğimiz kast sistemine göre; en üst sınıf, Brahman denilen din adamlarından oluşuyor. İkinci grupta askerler ve yöneticiler, üçüncü grupta tüccarlar ve köylüler, dördüncü grupta ise işçiler ve hizmetliler yer alıyor. En alt sınıf ise kast sistemine alınmıyor bile. Hatta bu sınıftan olan kişilere dokunulması kutsallara karşı saygısızlık olarak kabul ediliyor.
     İki kısımdan oluşan şehir; birçok farklılığın bir arada yaşandığı, bu yanıyla da kendine has çekiciliği olan egzotik bir yer. Yeni Delhi geniş caddeleri, yemyeşil parkları, görkemli malikâneleri, rengarenk şehir hayatıyla dikkat çekerken, Eski Delhi bu görkemin çok uzağında, karmaşa ve fakirliğin hâkim olduğu bir bölge. Bu bakımdan genel olarak Delhi için gelenekselle modernliğin iç içe geçtiği, zıtlıkların şehri demek doğru olur.
     Kırmızı Kale
     Yeni Delhi bölgesinde yer alan Kırmızı Kale, 5. Babür İmparatoru Şah Cihan’ın yeni başkenti Shahjahanabad’ın saray kalesi olarak inşa edilmiş. Adını yapımında kullanılan kırmızı kum taşlarından alıyor. Kalenin yenilikçi planlama ve mimari tarzı, Fars, Timurid ve Hindu geleneklerinin birleşimini yansıtıyor. Ziyaretçilerini tarihte bir yolculuğa çıkaran kalenin Lahor ve Delhi kapıları olmak üzere iki kapısı var. Kalenin ana girişi olan Lahor Kapısı, adını da aldığı Pakistan’ın Lahor kenti yönüne bakıyor. Delhi Kapısı ise, imparatorluk zamanında daha çok özel törenlerde kullanılmak üzere yapılmış.
     Yapının içinde bir zamanlar takı, baharat, ipekli kumaşlar gibi ürünlerin satıldığı küçük bir çarşı bulunuyor. Kale; Naubat Khana isimli imparatorluk müzisyenlerinin yaşadığı ve performanslarını sergilediği kısım ve Şah’ın halkı dinlediği Divan-ı Ahm bölümleri ile dikkat çekiyor. Kale aynı zamanda 2007 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.
     Yeni Delhi Kurtuluş Katedrali (Viceroy Kilisesi)
     Yeni Delhi Kurtuluş Katedrali, halk arasında Viceroy Kilisesi olarak biliniyor. Hindistan’ın en güzel ve görkemli kiliselerinden biri. Kilise, Delhi’nin başpiskoposluk merkezi olarak faaliyet gösteren manevi bir yapı. Günümüzde de ibadete açık olan kilise, ünlü mimar Henry Medd tarafından tasarlanarak 1935 yılında tamamlanmış. Kavisli yüksek kemerlere ve narin kubbelere sahip olan yapı, özellikle Hristiyan turistlerin Delhi’de en fazla ziyaret ettikleri bir mekân.
     Kutub Minar
     Kutub Minar, Yeni Delhi’nin İslam Dönemi’ne ait en önemli yapılarından Kuvvet-ül İslam Camii’nin geniş avlusunda yer alıyor. Aynı zamanda Hindistan’ın en çok ziyaret edilen mekânlarından biri. 70 metre yüksekliğiyle günümüze ulaşmış. Kırmızı kum taşı ve beyaz mermerler kullanılarak inşa edilen minarede, yuvarlak ve üçgen hatların bir arada kullanıldığını görüyoruz. Minarenin dört şerefesi bulunuyor ve Kutub Minar’ın her bölümünde şerefelere açılan birer kapı yer alıyor.
     Yapımında Afganistan’da bulunan Cam Minaresi’nden etkilenildiği söylenen yapı, Sultan Kutbettin Aybek’in tüm dinlere saygı duyması nedeniyle İslam ve Hindu figürlerini bir arada barındırıyor. Hindistan’da Müslümanlığın simgesi olarak kabul edilen Kutub Minar’ın duvarlarında Kuran’dan alınmış ayetlerin benzersiz kabartmalarını da görmek mümkün. Yüzyıllar boyunca ihtişamını korumayı başaran yapı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.
     Lotus Tapınağı (Bahai Tapınağı)
     Yeni Delhi Bahapur Bölgesi’nde yer alan tapınak, dokuz kenarı ve görkemli kubbesi ile dikkat çekiyor. Yapının en alt kısmında bulunan ve lotusun taç yaprakları gibi dışarı doğru uzanan 9 kanat, aynı zamanda yapıya ana şeklini de veriyor. Beyaz beton ve mermerden yapılan bu tapınak, Bahai dinine ait. Her yöne doğru uzanan ve dairesel bir format oluşturan yapı, yukarı doğru bakan ve bir çiçeğin yapraklarını andıran mimari tarzı ile de pek çok ödüle layık görülmüş.
     Lotus Tapınağı, dünyada en çok ziyaretçi çeken tapınaklardan biri olma özelliğine sahip. Tapınağı diğerlerinden ayıran bir diğer özelliği ise içinde herhangi bir dini obje veya resmin bulunmaması.
     Hare Krishna Tapınağı
     Krishna Tapınağı; Lotus Tapınağı’ndan 15 dakikalık yürüme mesafesinde yer alıyor. Hindu tanrısı Krishna’ya adanmış tapınakların en büyük ve en ilgi çekicilerinden. Tapınak, sadece bir ibadethane olarak değil, sahip olduğu mimari estetikle de dikkat çekiyor. Tapınak gerek mimarisi gerekse duvarlarında yankılanan ilahilerin sesiyle ziyaretçilerini dış dünyada bulunmayan bir huzura sürüklüyor.
     Gurudwara Bangla Sahib
     Delhi’nin en önemli Sih ibadet merkezi olan Gurudwara Bangla Sahib, 18.yy.dan kalma bir yapı. Altın kubbesi, çevresindeki devasa havuzu ve galerileri ile benzersiz güzellikte bir huzur yuvası. Günümüzde de ibadethane olarak kullanılmaya devam eden yapı, hem İslam hem de Hindu dininden izler taşıyor.
     Hindistan Kapısı
     Raj Path diye bilinen parlamento yolunun doğu ucunda bulunan yapı, kırmızı taştan temel üzerinde 42 metre yüksekliğinde inşa edilmiş. Yapı; Birinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden Hint askerleri anısına yapılmış, zaferi temsil eden görkemli bir anıt. Yapının tepesinde küçük bir kubbe yer alıyor. Savaşta ölen 90.000 askerin adının yazılı olduğu anıt, bölgede en dikkat çeken tarihi eserlerden biri.
     Jama Camii
     Şah Cihan hükümdarlığının son eserlerinden biri olan Jama Camii, Hindistan’ın en büyük camilerinden biri. Etkileyici mimarisi ve işlemeleriyle göz dolduran camide bulunan kutsal emanetler buraya gelen turistlerin ilgisini çeken başlıca eserler arasında.
     Yapımı 1658’de tamamlanan caminin üç giriş kapısı, yarım daire şeklinde üç adet kubbesi ve 40’ar metre yüksekliğinde iki minaresi var. Ziyaretçiler güney minaresine çıkabiliyorlar ve böylece yapının mimari harikasının yanına muhteşem bir Delhi manzarası da eşlik etmiş oluyor. Chawri Bazar Yolu üzerinde yer alan camide aynı anda 25.000 kişi namaz kılabiliyor. Caminin abdest almak için kullanılan ve içinde bir de havuz bulunan bölümü ise oldukça ilgi çekici. Camiye giriş ücretsiz, ancak orada geçirdiğiniz anları ölümsüzleştirmek için fotoğraf çekmek istiyorsanız ayrıca ücret ödemeniz gerekiyor.
     Akshardham Tapınağı
     En önemli Hindu tapınaklarından biri olan Akshardham Tapınağı, heybetli duruşuyla tarihi bir yapı gibi görünse de aslında 2005 yılında açılmış. Kentin doğu yüzündeki Lamuna Nehri kıyısında yer alan tapınak; Vastu Shastra ve Pancharatra Shastra adlı geleneksel Hint mimari ilkelerine göre inşa edilmiş. Tapınak mimarisindeki incelikle işlenmiş oyma ve kabartmalarla dikkat çekiyor. Modern ve geleneksel mimarinin adeta bir sentezi olan tapınakta 20.000’den fazla da heykel bulunuyor. Tapınağın 43 metre yüksekliğindeki ana binası tepeden tırnağa bitki örtüsü, fauna, dansçı, müzisyen ve tanrı oyma detaylarıyla kaplı. Binanın 9 kubbesini destekleyen 234 adet sütun ise yapıya ayrı bir güzellik katıyor. Tapınağın her tarafından duyulan müzikle kendinizi mistik bir atmosferin içinde bulmanız kaçınılmaz.
     Hauz Khas Kompleksi
     Hauz Khas, tarihin ve modernliğin mükemmel bir karışımı olarak ziyaretçilerini karşılıyor.
     1300’lü yılların başında yapılan ve bugün park olarak ziyaretçilerini ağırlayan bölge, aslında tarihi kalıntılar, camiler ve türbelerden oluşan bir kompleks. 14.yy.da Delhi’yi yöneten Firuz Şah’ın türbesinin de yer aldığı Hauz Khas, Lodi stili mimariye ait yüzlerce örneğe sahip olmasıyla görülmeye değer yerler arasında.
     Rajghat (Mahatma Gandhi Anıtı)
     Hindistan ve Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi ve ruhani lideri olan Mahatma Gandhi, temel öğretisi “Belirli bir kötülüğe karşı kararlılıkla ama şiddete başvurmaksızın direnmek” olan Satyagraha felsefesinin öncüsü. Hayatını İngilizlere karşı Hindistan’ın bağımsızlığına adayan lider. Hintliler için kutsal bir kişi olarak kabul ediliyor. Mahatma Gandhi’ye dair Delhi’de görülecek çok şey var, ancak bunlardan en etkileyicisi Gandhi Anıtı. Gandhi ölümünden sonra yakılarak külleri çok büyük bir kalabalığın katıldığı törenle kutsal Ganj Nehri’ne serpilmiş. Ardından da bölgede bu sade anıt inşa edilmiş. Anıt çok geniş ve bakımlı bir park alanının içinde yer alıyor. Gandhi’nin mozolesinin olduğu yere ayakkabı ile girilmesi yasak. Girişte görevlilere bahşiş karşılığı ayakkabılar teslim edilip içeri öyle giriliyor. Anıtın başında ise barışı simgeleyen bir ateş devamlı yanıyor.
     Lodi Bahçeleri
     Başkentte yer alan ve bir şehir parkı olan Lodi Bahçeleri, 360.000 metrekarelik alanı kapsıyor. İçerisinde Şah Muhammed’in mezarı ve 15.yy.dan kalma yapılar yer alıyor. İngilizler tarafından yenilenerek bugünkü haline kavuşan park, ülkenin bağımsızlığını kazanmasıyla 1947 yılında Lodi Bahçeleri adını almış. Rengarenk çiçekleri, tarihi yapıları ve yürüyüş yollarıyla otantik bir görünüme sahip olan mekân, şehrin karmaşasından uzaklaşıp sakin birkaç saat geçirmek isteyenler için muhteşem bir seçenek.
     Humayun Türbesi
     Humayun Türbesi, ilk Moğol eseri olarak Moğol mimarisini gözler önüne seren görkemli bir yapı. Babür İmparatorluğu’nun 2. hükümdarı olan Humayun’un eşi Haji Begum’un talimatıyla 16.yy.da inşa edilmiş. Türbe, Hindistan’da yapılan ilk bahçeli türbe olma özelliğine sahip. Delhi’de görülen diğer yapılarda olduğu gibi kırmızı kum taşı ve beyaz mermer kullanılarak inşa edilen sekizgen yapı, günün her saati ziyaret edilebiliyor.
     Taj Mahal’ın Humayun’un mezarından esinlenerek yapıldığı söyleniyor. Kenarındaki sütunlar ve beyaz rengi hariç bu binanın adeta bir eşi olması ise bu söylemi kanıtlar nitelikte. Türbenin bahçesindeki geometrik havuzlar ve kanallar klima görevi üstlensin diye tasarlanmış. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Humayun Türbesi’nin çevresi 55 metre uzunluğunda kırmızı kum taşından yapılma duvarlarla çevrili.
     Chandni Chowk
     Delhi’ye kadar gitmişken yerel pazarlarını ziyaret etmeden ve masalsı bir yolculuğa çıkmadan dönmek olmaz. Şehirdeki en eski alışveriş merkezlerinden biri olan yüzlerce yıllık Chandni Chowk bölgesi de tam böyle bir yer. Eski Delhi’nin merkezinde yer alan, şehrin en egzotik, en büyüleyici ve en ucuz alışveriş noktası. Tekstilden baharata, etnik takılardan hediyelik eşyalara kadar birçok ürünü burada bulmak mümkün.
     Bölgedeki her bir sokakta belli türde ürünler bir arada satılıyor. Katra Neel kumaş için, Bhagirath Palace elektronik ürünler için, Dariba Kalan gümüş ve diğer takı işleri için, Khari Baoli Yolu ise baharat alışverişi için binlerce seçenek sunuyor. Burada kalabalık ve kaos, dinginlik ve egzotizm bir arada yaşanıyor. Yerel ürünlerin cazibesine kapılmak kaçınılmaz. Eski Delhi’nin en cafcaflı yeri olan bu merkezde geçirdiğiniz yorucu birkaç saatin ardından sokak tezgahlarından tadacağınız Hindistan’a özgü yerel lezzetler ise sizi alıp başka diyarlara götürecek.
     Chandni Chowk gibi Dilli Haat, Sarojini Nagar ve Lajpat Nagar da Hint giysileri, ipek dokuma şallar, geleneksel Hint takıları ve daha birçok geleneksel ürünü bulabileceğiniz, Hint kültürünü daha yakından tanımanıza olanak sağlayacak diğer pazarlar.
     Yeni Delhi Ulusal Müzesi
     Hindistan Kültür Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Müze, Hindistan’daki en büyük müzelerden biri. 1949 yılında kurulan müze, tarih öncesi dönemden modern sanat eserlerine kadar birçok farklı ögeye sahip. Hindistan tarihine ait her dönemi yansıtan müzede, toprak kaplar, oyuncaklar ve takılardan oluşan arkeolojik buluntular, bronz ve bakır objeler, farklı dönemlere ait heykeller, müzik aletleri, maskeler ve kılıçlar olmak üzere Hintli ve yabancı sanatçılara ait 5000 yıllık dönemi kapsayan 206.000 eser sergileniyor. Müzenin en ilgi çekici bölümü ise Central Asia isimli İpek Yolu’na ait duvar resimleri, ipek objeler ve heykeller.
     Lütfen Unutmayın
* Delhi’de kullanılan para, IPR simgesiyle gösterilen Hindistan Rupisi’dir.
* Resmi dili Hintçe ancak ülkede İngilizce de yoğun olarak konuşuluyor. Hatta yerel halkın hemen hemen hepsinin İngilizcesi çok iyi düzeyde.
* Hindistan, Türkiye saatine göre 2,5 saat ileride.
* Hindistan’a gitmeden önce vize işlemlerini halletmeniz gerekiyor.
* Delhi’ye İstanbul üzerinden direkt uçuşlarla ulaşabilirsiniz. Uçuş süresi ise ortalama 6 saat.
* Şehirde % 80 oranında Hinduizm hâkimken, İslam dinine mensup kişiler % 10-12 civarında. Ancak genel olarak şehir tüm dinleri kucaklayıcı yapısıyla ön plana çıkıyor.
* Şehir içinde; metro, otobüs veya Rickshaw denilen üç tekerlekli çekçekler olmak üzere uygun fiyata ulaşım seçenekleri mevcut.
* Delhi’ye kadar gitmişken tatil planınızda bir günü ayırıp, yaklaşık 3 saatlik bir tren yolculuğuyla Agra’da bulunan Hindistan’ın en sembolik anıtı ve en çok ziyaret edilen tarihi mekânı olan Taj Mahal’ı ziyaret edin.
* Chandni Chowk Meydanı’nda yer alan Natraj Dahi Bhalla Corner’a giderek ekşi yoğurtu ve tatlı ekşi sosla hazırlanan Dahi Bhalla’yı tadın.
* Değişik lezzetler ile geniş bir mutfak kültürüne sahip olan Hint mutfağını keşfetmek için şehirde düzenlenen yemek turlarına katılın.
* Karmakarışık bir metropol olan Delhi’de dolandırıcılara karşı her adımda dikkatli olun, gerekli emniyet tedbirlerinizi otelden çıkmadan önce alın.
* Geleneksel motifleriyle büyüleyici güzellikte olan Hint kınası yaptırmayı unutmayın. Motif seçimi yaparken küçük motifleri tercih edin.
* Kenti geleneksel rotaların dışına çıkarak gerçek bir Delhi’li gibi gezmek ve keşfetmek için yerel rehberler tarafından özel olarak hazırlanan turlara katılın.
* Baharatlarıyla dünyaca ünlü bir ülkede olduğunuzu unutmayın ve yanınızda götürmek üzere bol bol baharat alışverişi yapın.
* Bahai inancına mensup insanlar ve ziyaretçilerle birlikte Lotus Tapınağı’ndaki meditasyonlara katılın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir