Tarihin Bilinmeyenleri (Haçlı Seferi Çılgınlıkları)

T

     İlk Haçlı Seferi’nin sonunda Kudüs’ü ele geçirdikten sonra (1096-1099) sorun yeni Kudüs Hıristiyan Krallığının ne kadar süreceğiydi.
     İlk Haçlı Seferi’nin liderleri muzaffer bir şekilde Avrupa’ya dönüp ele geçirdikleri kutsal emanetleri sergiledikleri sırada, Kutsal Topraklar’daki Müslümanlar savaşları kazanıyor ve geride kalan haçlılardan topraklarını bir bir geri alıyorlardı. Haçlılar hâlâ Kudüs’ü ellerinde tutuyorlardı ama diğer toprakların kaybı önemli bir sorun olmaya başlamıştı bile.
     Yetiş ya Aziz Bernard
     Bu durum karşısında, iyi bir hatip olan ve Batı Kilisesi’nin lider kişiliklerinden Clairvaux’lu St. Bernard’dan (Bernard cinsi köpeğe adını veren o kendisi değildir) esinlenerek 1147’de İkinci Haçlı Seferi düzenlendi.
     Fransız kralı VII. Louis (15 bin adamıyla) ve Alman kralı III. Conrad (20 bin adamıyla) Kutsal Topraklara doğru yola koyuldular. Her ikisi de mükemmel yöneticilerdi ama iş yabancı topraklara askeri sefer düzenlemeye gelince, ne yaptıkları hakkında en ufak fikri olmayan tiplerdi.
     Almanlar İçin Kolay Lokma
     Fransızlar acele etmediler, bu yüzden Konstantinopolis’e ilk varanlar Almanlar oldu. Almanlar, Yunan Ortodoks dostlarından her istediklerini aldılar ama ödemeyi unuttular. Köyler, her şeylerini yitirmemek için pılı pırtılarını toplayıp Conrad’ın ordusunun yolundan çekildiler.
     Beceriksiz Conrad
     Louis ve ağır aksak adamları Konstantinopolis’e vardığında Almanlar çoktan İstanbul Boğazı’nı geçmiş ve Anadolu’ya varmışlardı. Bizans İmparatoru Manuel, Conrad’a kıyıya yakın kalırsa, Bizans filosunun ihtiyaçlarını tedarik edebileceğini söylemişti. Ama imparatorun tavsiyesi dikkate alınmadı. Aksine, Conrad ordusunu doğrudan Anadolu’nun göbeğine, Türklerin tam ortasına sürmeye karar verdi. Daha kötü bir tercih yapamazdı.
     Türkler İçin Kolay Lokma
     Habire Türklerin saldırısına uğrayan, aç, susuz ve bitkin haldeki Conrad’ın adamları, sonunda gözlerine vaha gibi görünmüş olması gereken bir akarsuya rastladılar. Aslında daha çok tuzağa benziyordu. Hiçbir disiplin belirtisi göstermeyen Almanlar saflarını bozup suya doğru atıldılar. Allah’ın onlara iyi bir fırsat sunduğunu düşünen Türk kuvvetleri bunu bekliyordu. Conrad’ın ordusu paramparça oldu ve onda dokuzu öldü. Conrad’ın kendisi canını zor kurtardı.
     Haçlı Seferi Yapmak Kolay Değildir!
     Alman güçlerinin kalıntılarıyla birleşen Kral Louis, İmparator Manuel’in tavsiyesini dinleyip akıllıca davrandı ve kıyı şeridinden uzaklaşmadan Filistin’e doğru ilerledi. Yine de, ordusu sarp dağ tırmanışlarından ve Türklerin tekrar eden saldırılarından dolayı çok zorlandı. Hâlâ Hristiyanların elinde olan Antioch’a vardıklarında Haçlıların sayıları yarıya inmişti.
     Şam’ı Alacağım
     1148 Temmuz ayında Şam’a doğru yola çıktılar. Haçlı Seferinin liderleri Louis, Conrad ve Filistin’in Hristiyanların elindeki kısmının hükümdarı Kral III. Baldwin, şehre batıdan saldırmaya karar verdiler. Haçlıların kamplarını kurduğu şehrin batısındaki meyve bahçeleri onlara kereste, yiyecek ve içecek sağladığı gibi saldırı başlatmak için de uygun bir yerdi.
     Askeri Zeka
     Büyük bir taktik hata yapana kadar (evet, bir tane daha) çok iyi gidiyorlardı; Şam’ın düşmesi an meselesiydi. Şehrin batı duvarının daha güçsüz olduğuna dair raporlar aldılar. Büyük bir Müslüman takviye birliğinin de yolda olduğunu öğrenmişlerdi; bu yüzden kamp yerini Şam’ın doğusuna taşımaya karar verdiler. Kendilerini apaçık bir alanda, susuz ve az miktarda yiyecekle oturur buldular. İstihbaratın yanlış olduğu ortaya çıktı. Böylece Müslümanlar Haçlıların yaptığı taktik hatadan yararlanıp şehrin batısına yerleştiler. Kendilerini, sadece geri çekilebilecekleri bir pozisyona sokmuşlardı, öyle de yaptılar.
     Kaybedenler
Haçlıların dört gün süren Şam kuşatması aniden sona erdi. Yapabilecekleri tek şey, utanç içinde, elleri boş olarak ülkelerine geri dönmekti. İkinci Haçlı Seferine başlayan 35 bin kişiden çok azı geri dönebildi. İkinci Haçlı Seferine harcanan kaynaklar çok fazlaydı. Bu yatırımın geri dönüşü ise kocaman bir sıfır oldu.
     Son Yaklaştı
     M.S. 999’un sonlarında, saatler 1000 yılına yaklaştıkça, bütün Avrupa’da insanlar hep birlikte nefeslerini tuttular. Yeni yıl ve yeni bin yıl neler getirecekti? Çoğu insan bunun Kıyamet gününün habercisi olduğuna inanıyordu ve hacılar şeytanla tanrı arasındaki savaşın gerçekleşeceğine inandıkları Kudüs’e yönelmişlerdi.
     Bu hacıların bazıları yolculuğun ortasında gök gürültülü sağanak yağış başlayınca kendilerini dizlerinin üzerine atmıştı. Gelecek nesiller için bu olayı, yani gök gürültülerini, Tanrının Hesap Günü’nün geldiğini duyuran sesi olarak kayda geçtiler.
     Bu arada, 999 Eylül’ünde İngiltere göklerinde bir meteor belirdi. O kadar parlaktı ki geceyi gündüze çevirdi. Bu gelişme, kıyamet konusunda şüpheleri olanların da inanmayanlar kulübünden ayrılıp karşı tarafa geçmelerine neden oldu. Ama en azından kimse bilgisayarların bozulacağı paniğine kapılmadı!!!

Yazar hakkında

Yorum Ekle