DECAMERON-38 (Otuz Dördüncü Hikâye)
DECAMERON-38 (Otuz Dördüncü Hikâye)

DECAMERON-38 (Otuz Dördüncü Hikâye)

     Sicilya kralı II. Wilhelm’in, Rugieri adlı bir oğlu ve Kostanza adlı bir kızı vardı. Rugieri genç yaşta ölmüş ve Gelbino adında bir erkek çocuk bırakmıştı. Bu çocuğu büyük babası ihtimamla terbiye etmişti. Ve çocuk cesareti ve terbiyesiyle ün salan bir delikanlı olmuştu. Şöhreti her tarafa, bilhassa o zamanlar barbarlıkları meşhur olan Sicilya’ya yayılmıştı. Tunus kralının güzelliği ve asaletiyle meşhur kızı da Gelbino’nun şöhretini işitmişti. Kahramanlık hikâyelerine meftun olan kız, Gelbino’nun yiğitliklerini de öğrenmiş ve ona âşık olmuştu. Kızın güzelliği ve fazileti de her tarafta duyulmuş ve Gelbino da kıza âşık olmuştu.
     Kızı görmek arzusu ile Gelbino, büyük babasından Tunus’a gitme müsaadesi alıncaya kadar, her gidenle kıza aşk selamları yolluyor ve ondan havadis bekliyordu. Bu yolculardan birisi kıza bir pırlanta göstererek, ona Gelbino’nun aşkını etraflıca anlattı ve Gelbino’nun onun emirlerine amade olduğunu bildirdi. Kız, habere çok sevindi. Ve kendi aşkını da ona bildirilmesini rica ederek bir hatıra olmak üzere kıymetli bir mücevher gönderdi. Gelbino, bu hediyeyi büyük bir sevinçle aldı. Aynı adamın vasıtasıyla kıza en güzel hediyeleri yolladı ve talih yaver gittiği zaman tatbik edilmek üzere bir randevu verdi. İki tarafın aşkı o kadar şiddetli idi ki, dayanılması güçtü.
     Tunus kralı, kızını, daha önce Grenada kralı ile evlendirmişti. Sevgilisinden uzakta kalmak fikri kızı öyle perişan etmişti ki bir çare bulabilseydi, babasını terk edecek ve Gelbino’ya kaçacaktı. Gelbino’nun ızdırabı da sonsuzdu. Kızı deniz üzerinde kocasına giderken kaçırmak üzere çareler aramaya başladı. Kızının bu aşkından kısmen haber alan Tunus kralı, Gelbino’nun cesaret ve bilginliğini de bildiği için, kral Vilhelm’e deniz yolunun emniyetini sağlamak üzere ricada bulundu, kral da oğlunun aşkından habersiz olduğu için bu ricayı kabul etmişti ve bunun delili olarak Tunus kralına bir eldiven yollamıştı.
     Tunus kralı, bu vaadi aldıktan sonra Kartaca limanında büyük bir gemi hazırlattı ve müsait rüzgar beklemeye başladı. Kız, Palermo’ya bir uşak göndererek Gelbino’ya selam yolladı. Kendisinin Grenada’ya gönderildiğini haber verdi ve bilginliğini gösterme zamanının geldiğini bildirdi. Uşak bu haberi iletti ve Tunus’a avdet etti. Dedesinin verdiği vaadi öğrenen Gelbino, bu haberler karşısında ne yapacağını bilmiyordu. Kızın teşviki ile ve korkak görünmemek için Mesina’ya gitti ve süratle iki hafif gemi hazırlattı ve cesur adamları ile kızın gemisini beklemek üzere Sardunya’ya geçti. Birkaç gün sonra kızın gemisi Sardunya yakınlarına vasıl oldu. Gelbino, adamlarına, “Benim umduğum gibi cesur adamlarsanız,” dedi. “İçinizde aşkı tanımayan kimse yoktur. Çünkü bence aşksız hiçbir fazilet ve cesaret olamaz. Başınızdan aşk geçtiyse benim halimden anlayacaksınız. Ben seviyorum. Bu aşk, şu tehlikeli duruma sebep oldu. Sevdiğim kız, karşıdaki gemidedir, bundan başka gemi, kıymetli eşya ile doludur, gemiyi hep beraber kolayca zaptedebiliriz. Ganimetten ben yalnız sevdiğim kızı istiyorum. Gerisini siz paylaşırsınız. Haydi bakalım, Allah başarılar versin ve yardımcınız olsun.”
     Bu kadar söze hacet yoktu. Çünkü Gelbino’nun adamları ganimet arzusu ile yanıp tutuşuyorlardı. Onun için hemen silahlarını kuşandılar.
     Kızın bulunduğu geminin adamları, bir geminin kendilerine doğru yaklaşmakta olduğunu görünce müdafaaya hazırlandılar. Burada borda bordaya geldiklerinde Gelbino, vuruşmak istemiyorlarsa kızı teslim etmelerini söyledi. Ama gemi adamları, kralın verdiği teminatı hatırlattılar ve kral Vilhelm’in yolladığı eldiveni gösterdiler. Ve vuruşmadan hiçbir şey vermeyeceklerini bildirdiler.
     Geminin arka kısmında kızı gören ve onun güzelliğini umduğundan da fazla bulan Gelbino, aşk ateşi ile: “Ya prensesi verirsiniz ya da vuruşuz!” dedi.
     Birdenbire iki taraftan ok ve taş yağmaya başladı. Gelbino birçok zayiat verdikten sonra yanında bulunan bir küçük gemiyi ateşleyerek hasmının üstüne yolladı. Bunun üzerine gemiciler güzel kızı yalvarma ve yakarmasına bakmayarak Gelbino’nun gözü önünde öldürdüler ve “Al!” diyerek denize attılar.
     Bu zulüm sahnesini görerek deli gibi olan Gelbino ok ve taş yağmuruna bakmadan hasım gemiye atladı ve yalın kılıç gemicilerin üzerine saldırarak birçoklarını öldürdü. Fakat bu sırada alevler gemiyi sarmış olduğundan gemiden çıkmaya mecbur oldu. Güzel kızın ölüsünü denizden çıkarttı ve Ustiko adasında ona güzel bir mezar yaptırdı ve keder içinde eve döndü. Bunu haber alan Tunus kralı, Kral Wilhelm’e, matem elbisesi giymiş elçilerini göndererek vaadini tutmadığından dolayı şikâyette bulundu. Kral Wilhelm, başka türlü bir tarziye veremediği için Gelbino’yu hapse attırdı ve bütün asilzadelerin itirazlarına rağmen kellesini vurdurdu. Çünkü o, vefasız bir kral olmaktansa, torunsuz bir kral olmayı tercih ediyordu.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir