Tarihin Bilinmeyenleri (Savaşan Kelimeler: Sömürgecilik)

T

     Avrupalı uluslar 1870’den itibaren, dünyada ne varsa aralarında paylaşırmışçasına, özellikle de Afrika ve Asya’da yeni sömürgeler edinmeyi hızlandırdılar.
     1905’e gelindiğinde, neredeyse Afrika’nın bütün gözde parçaları Belçikalılar, İngilizler ve Fransızlar tarafından kapışılmıştı, izleyen elli yıl boyunca buralardaki hâkimiyetlerini sürdürdüler. 1950’lerin sonlarında Afrika sömürgeleri bağımsızlık talep etmeye başladılar. Kimi zaman Nijerya ve Gana’da olduğu gibi barışçıl yollardan, kimi zamansa Kongo ve Mau-Mau isyanında olduğu gibi şiddet yoluyla.
     Trek
     İşgal genellikle barışçı olmaz. Sürekli savaşlara sahne olan yerlerden biri de, İngilizlerin Cape bölgesini Hollandalılar’dan aldığı 1806’dan itibaren, ilk Hollandalı yerleşimcilerin torunları olan Boerlerle İngilizler arasındaki ihtilafın sürdüğü Güney Afrika’dır. Boerler, İngilizlerle bir arada yaşamaya katlanamayarak 1835’de kuzeye ve doğuya doğru toplu göçe başladılar. Bu olay Büyük Trek olarak bilinir. Trek Flamanca’da öküz arabasıyla yapılan yolculuğa verilen addır, bugün ise zorlu yolculuklar için kullanılıyor. Sözcüğün bu anlamı, uzay yolculuğu üzerine yapılmış meşhur televizyon dizisi ve sinema filmi Star Trek’in adında da kullanılmıştır.
     Komando
     Yerli kabilelerle yaşadıkları kaçınılmaz sorunlar, Boerlerin yerli köylerine hızlı baskınlar yapabilen küçük askeri birlikler ya da komandolar organize etmelerine neden oldu. İkinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler komando kelimesini İngilizceleştirdiler ve özellikle bazı tehlikeli saldırılarda kullanılmak üzere eğitilen küçük seçkin birliklere bu adı verdiler. İlk komando baskını, 7 Mart 1941’de oldu. Komandolar işgal altındaki Norveç’te, Almanlar için gliserin üreten bir fabrikayı yok ettiler. Amerikalılar bu kelimeyi, komanda taktiklerinde olduğu gibi, ani ve şok edici askeri eylemleri nitelemek için sıfat olarak da kullandılar.
     Haki
     Boerlerle çatışmaları sırasında İngiliz ordusu aktif görev üniformalarının rengini haki olarak kararlaştırdı. Kahverenginin yeşilimsi tonu için kullanılan bu sözcük, 1800’lü yıllarda Hindistan’da bulunan İngiliz birliklerinin Urdu dilinden aldığı toz veya toz rengi anlamında bir kelimeydi. Ama Boer Savaşı sırasında gönüllü anlamında argo bir laf olarak kullanılıncaya kadar fazla yaygınlaşmadı. Kelime sonraları bu anlamını kaybetti ama renk olarak, sadece İngiliz ve Amerikan askerlerinin üniformaları için değil, askeri olmayan kıyafetler için de kullanılmaya devam ediyor.
     Konsantrasyon (toplama) kampları
     Hem Transvaal, hem de Orange Free Eyaleti İngilizlerin işgali altındaydı. Kumandanları F. S. Roberts daha sonra İngiltere’ye geri döndü ve son çarpışmaları yardımcısı Horatio Kitchener’e bıraktı. Boerlerin güçlü gerilla direnişlerini kırmak için Kitchener sistematik olarak Boer topraklarına girip sadece düşman askerlerini değil, askerlerin karılarını ve çocuklarını da toplamaya başladı. Tüm esirler derme çatma toplama kamplarına atılıyorlardı. Terimin ilk kullanılışı buradadır. Esirlerin çoğu berbat koşullar nedeniyle hastalanarak ölmüşlerdi.
     Apartheid
     Boerlerin teslim olmasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra, 1902’de imzalanan barış anlaşması, İngiliz Ortak Pazarı (Commonwealth) dahilinde özerk bir hükümetin kurulmasını teşvik ediyordu. 1910’da Güney Afrika Birliği kuruldu ama Boer Savaşı’nın mirası olarak Boerler ve İngiltere kökenliler arasındaki gerginlik yirminci yüzyılda da sürdü. Boerler hükümetin kontrolünü bir kez ele geçirince, beyaz olmayanlara karşı katı bir ayrımcılık politikası gütmeye başladılar. Bu politikaya dilimize de giren ‘apartheid’ adı verilmiştir. Anlamı, insanları ırk ya da kast temelinde ayırmaktır.
     Sömürgecilikten miras kalan diğer kelimeler
     İngiltere Hindistan’ı aldığında, askeri terimler dışında kelimeler de İngilizce’ye geçti. Bunlardan Calico, bir tür kumaş olup adını Hint şehri Kalküta’dan alır. Kaşmir ise bir tür keçi yününden üretilen kumaş türüdür ve adını Hindistan’ın bir bölgesi olan Keşmir’den almıştır. Bir sosyal kast olan Parya ise festivallerde alt sosyal sınıftan olanların çaldığı bir davulun ismidir ve Tamil dilinde bir kelime olan ‘paraiyan’dan gelir. Baharatlı bir yemek ya da sosun adı olan körinin kökeni ise hemen hemen aynı anlamdaki Tamil sözcüğü kari’dir.
     Bu metindeki tüm kelimeler, Christine Ammer’in Fighting Words (Savaşan Kelimeler) adlı, İncil’den günümüze, yüzyıllar boyu silahlı mücadelelerin dil-bilimsel mirasını inceleyen kitabından alınmıştır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle