Ne Arap’ın Yüzü… (4)

N

     DİL, DİN VE KÜLTÜR HARİTASINDA ARAPLARIN YERİ
     Milattan önce 9’uncu yüzyılda Asurlular, Arabistan yarımadasındaki çöllerde yaşayan insanlara “Arabaya” adını vermişler ve bu sözcük, muhtelif dillerde değişikliklere uğramasına rağmen, günümüze kadar gelmiştir. Gerçek Araplar, renk olarak kırmızıyla beyazın karışımı, buğday tenli diye tarif edilebilen insanlardır. Bu nedenle “Arap” kelimesi, sözlükte “güzel” anlamındadır.
     İslamiyet’ten önce Araplar, birtakım Sami kavimlere dillerini kabul ettirerek onları Araplaştırmışlar, bu hareket İslamiyet’in kabulünden sonra da hızla devam etmiştir. Daha sonra Hami kavimler de bundan nasiplerini almışlardır. Örneğin; Mısırlılar, Kopt dilini konuşan Hami bir kavimdir. Aslında Arap kanı taşımadıkları halde, Arapça’yı kabullenmiş ve kendilerini Arap sayan bir toplum olmuşlardır.
     Aynı şekilde; Kuzey Afrika’da yaşayan Berberilerin dili de, köken itibariyle Arapça’dan çok farklı olmasına rağmen, günümüz Berberileri, Arap toplumu içinde farklı bir topluluktur. Bu gruba, Somalililer ve Masailer de dahil edilebilir.
     Arapların büyük çoğunluğu Müslüman olmakla birlikte, Ortodoks ve Katolik olan Araplar da vardır. Müslüman Arapların ekseriyeti Sünnî’dir. Irak’ta ve Basra Körfezi kıyılarında Şiî-Caferî, Yemen’de Şiî-Zeydî, değişik Arap ülkelerinde Şiî-İsmailî, Umman ve Kuzey Afrika’da Haricî-İbadî, Suriye, Lübnan, Ürdün gibi ülkelerde de hatırı sayılır miktarda Dürzî ve Yezidî Arap vardır.
     Kuzey Afrika’da çoğunluk Malikî, Mısır ve Sudan’da Şafiî, Suudî Arabistan’da Hanbelî-Vehhabî, Irak, Suriye ve Türkiye’de Hanefî mezhebi taraftar bulmuştur. Diğer ülkelerde azınlık durumunda kalan Hanefîler, gerçekte Türk asıllıdır. Hanefîlik, bir Türk mezhebi olarak, Türkçe’yi unutup Arapça konuşarak Araplaşmaya başlayanlardan bir anı olarak kalmıştır. Arap ülkelerinde bulunup da Araplaşan Türkler, pek söz edilmemesine rağmen, aslında çok büyük bir kitledir.
     Tekrar Araplara dönecek olursak; görüldüğü gibi onlara ne bir ırk, ne bir dil ve ne de bir dinî haritada yer bulmak mümkün değildir. Aynı şekilde, toplum karakterlerini bir devlet sınırı içinde ya da siyasal bir grupta değerlendirmek olanaksızdır. Karakterlerin bize göre ele alınacağı en uygun platform, sosyal ve kültürel platformdur ve değerlendirmeler bu esaslara göre yapılmalıdır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle