DECAMERON-41 (Otuz Yedinci Hikâye)

D

     Floransa’da halk tabakasından, genç, güzel ve terbiyeli bir kız vardı; adı Simon’du. El emeğiyle hayatını kazanmaya mecburdu. Fakat aşkı tanımayacak kadar düşük ruhlu değildi. Bir süreden beri yine halk tabakasından bir delikanlıyı sevmeye başlamıştı. Bu delikanlı, kıza, örülmek üzere yün getirirdi. Adı Paskino idi. Kızcağız mahcup fakat ihtiraslı, her düğümü atarken bin defa içini çekerdi. Paskino da her defasında onun yanında diğer örücü kızlardan fazla kalırdı. Bu münasebet ikisinde de utangaçlığı yok etmişti. Nihayet arzu ettikleri birleşme imkanını bulmuşlardı. Aşklarının mütemadiyen şiddetlendiği o günlerde Paskino, kızı bir bahçede gezintiye davet etti. Kız, arkadaşı Lagina ile gezmeye gideceğini ileri sürerek Paskino’nun davet ettiği bahçeye gitti. Ve onu kardeşi Puçino ile beraber buldu. Puçino da Lagina ile sevişmeye başladı.
     İki çift, bahçenin birer köşesinde geziniyorlardı. Paskino ile Simon, güzel ve büyük bir çiçek asması buldular ve onun gölgesine oturdular. Bir müddet konuştuktan sonra Paskino, asmadan bir yaprak kopardı ve bununla dişini ovmaya başladı. Fakat biraz sonra yüzünün rengi değişti. Göremez ve konuşamaz oldu ve kısa zamanda öldü. Simon, Lagina’yı ve Puçino’yu imdada çağırdı. Puçino, kardeşini ölü ve yüzü şişmiş, vücudu lekeler içinde görünce Simon’a: “Rezil karı!” diye bağırdı. “Sen onu zehirledin!”
     Halbuki Simon ıstıraptan kıvranıyordu ve kendini savunacak durumda değildi. Her taraftan koşup gelen insanlar, Simon’u suçlu buluyorlardı. Kızcağızı yakalayıp mahkemeye götürdüler. Hâkim, sorgularına başladı. Kızın masum olmasına ihtimal vermediğinden hadise yerini görmek istedi. Cesedin bulunduğu yere giderek olanı biteni kızdan sordu. Kızcağız, meseleyi hâkime anlatabilmek için bir asma yaprağı kopararak onunla dişlerini ovdu. Etraftaki halk, kızın iddialarını yalan sayıp onun ateşte yakılmasını talep ederken, kızcağız Paskino’nun uğradığı akıbete uğradı. Herkes şaşkınlık içindeydi.
     Ey aziz ruhlar, ateşten aşkınızı aynı gün fani ömrünüzle birlikte nihayete erdirdiniz. Kader, kadını kurtarmıştı yani Simon tıpkı sevgilisi gibi ölmüş ve kendisinin şerefini ihlal edecek isnatlardan kurtulmuştu. Hâkim, etraftaki insanlar gibi bu manzaraya şaşırıp kalmıştı, ne diyeceğini bilmiyordu. Nihayet: “Besbelli ki,” dedi. “Bu çiçek, müstesna olarak, zehirli cinsindenmiş. Onun kökünü kazımalı ki bir daha felakete sebep olmasın.”
     Bahçıvan, hâkimin huzurunda bitkinin kökünü kazıdı. Kök meydana çıkınca, bedbaht sevgililerin ölümünün sebebi anlaşıldı. Çünkü bu kökün altında zehirli bir yengeç vardı ki ifrazları bitkiye karışmıştı. Kimse yengece yaklaşmak istemediğinden asma ile birlikte ateşe verilip yakıldı.
     Ölüm sebebinin araştırılması böylece nihayete ermişti. Dostları iki sevgiliyi mensup oldukları Saint-Paul Kilisesi’ne gömdüler.

 

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle