Tarihin Bilinmeyenleri (Topçu, Avukat, Dilbilimci, Casus)
Tarihin Bilinmeyenleri (Topçu, Avukat, Dilbilimci, Casus)

Tarihin Bilinmeyenleri (Topçu, Avukat, Dilbilimci, Casus)

     Moe Berg birçok yeteneği ve tuhaflığı olan bir adamdı. Herkes casuslukta beyzbol oyunculuğundan daha başarılı olduğunu söylüyor.
     Morris “Moe” Berg, New York şehrinde, 1902 yılında Rus bir göçmenin oğlu olarak doğdu. Liseden iyi dereceyle mezun olup Princeton’a kabul edildi. Babası avukat olmasını istiyordu, bu yüzden hukuk diploması aldı. Ama Berg hukukçuluktan daha ilginç başka meslekler de edindi; beyzbol oyunculuğu, dilbilimcilik ve casusluk gibi. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle çok önemli bir görevde casusluk yaptı.
     Latince Konuşan Topçu
     Berg, Princeton beyzbol takımında oyuncuydu. Ama farklı bir oyuncu olduğu ortaya çıktı; bilinen el işaretlerini kullanmak yerine Berg ikinci meydancısıyla Latince haberleşiyordu. Moe, Princeton’da diğer dillerin yanı sıra eski Hint Sanskritçe’si ve Mısır hiyeroglifleri üzerine eğitim almıştı. 1923’de mezun olduktan sonra, daha sonra adı Brooklyn Dodgers olan Berg Brooklyn Robins takımına katıldı. Beyzbolden aldığı maaş, Paris’te Sorbonne Üniversitesi’ndeki dilbilim eğitimini ve ardından Colombia Üniversitesi’nde hukuk okumasını finanse etti.
     Her Dilde Atış
     16 yıllık beyzbol kariyerinde Moe Berg, ligin beş önemli takımında oynadı. 1932-1933 sezonunda Washington Senators’da oynadığı sırada art arda 117 kez hatasız oyun çıkararak Amerijcan Lig rekorunu kırdı. Ama isabet oranı o kadar berbattı ki (tüm yaşamı boyunca averajı 243’tü) şu başlığın atılmasına ilham kaynağı oldu: “Moe Berg 12 dil konuşabiliyor ama hiçbirini vuramaz.”
     Ünlü Bir Casus
     1934’de bir Japonya turnesi için bir Amerikan Ligi ünlüler takımı toplandı. Bu takımda Babe Ruth ve Lou Gehrig gibi seçkin oyuncular vardı. Bazıları Berg’in takıma alınma nedeninin Japonca bilmesi olduğunu söyler. Moe ayrıca Japon kültürünü ortalama bir Amerikalının anlayabileceğinden daha iyi tanıyordu, bu yüzden Japonlar arasında çok popüler oldu.
     Japon Filmleri
     Bu avantajını kullanarak bir hastane binasının çatısından; liman, tersane, endüstri bölgeleri ve askeri tesisler dahil Tokyo’nun filmlerini çekme fırsatını buldu. Bazı kaynaklar Berg’in daha o zamandan Amerikan istihbaratı için çalıştığını söyler. Başkaları ise, Berg’in bu film çekme işini kendiliğinden yaptığında ısrarlıdır. Berg’in bu amatör filmlerinin değeri konusunda da anlaşmazlıklar vardır. Çokça anlatılan bir hikâyeye göre, bu filmlerin 1942’de General Jimmy Doolittle’ın Japonya’ya yapılan bombalı saldırının planlarında kullanıldığı iddia edilir. Başka tarihçiler ise, resimlerin büyük ihtimalle çok az yararı olduğunu söylerler.
     Sol Kanattan Gelen Casus
     Her iki durumda da o filmler Berg’i başka bir kariyere yönlendirdi. Stratejik Hizmetler Ofisi’nin (CIA’nin selefi The Office of Strategic Services- OSS) başındaki “Çılgın Billy” olarak tanınan William J. Donovan, Moe Berg’in iyi bir casus olacağını düşündü. Berg birçok dil konuşuyordu, olağanüstü zekiydi ve insanları konuşturmakta da çok maharetliydi. Bunların tümü bir casus için iyi niteliklerdi.
     İndir O Silahı!
     Böylece, beyzbol kariyeri 1939’da sona erdiğinde OSS, Moe Berg’e iş önerdi. Berg ilk başlarda biraz beceriksizdi. Silahını nereye koyacağını bilemiyor, ceketinin içine, kemerine ve çorabına sokuşturmaya çalışıyordu. Bir keresinde, silahını bir arkadaşının tutması gerekmişti. Dünyayı dolaştı. Casablanca’ya, Cezayir’e, Roma’ya, Yugoslavya’ya ve Norveç’e gitti. Üzerinde sürekli, geleneksel casus kıyafeti olan bir trençkot vardı.
     Vur Emri
     1944’de ABD’li bilim insanları, atom bombasını Almanlardan önce üretmek için Manhattan projesi üzerinde çalışmakla meşguldüler. Berg o yılın Aralık ayında İsviçre’ye, Zürih’e bir bilimsel konferansa katılmak üzere gönderildi. Görevi Almanların bombanın üretiminde hangi aşamada olduklarını bulmaktı. Eğer sonuca çok yaklaşmışlarsa, Almanya’nın en önemli atom fizikçisi Werner Heisenberg’i hemen oracıkta öldürecekti.
     Ajan Berg İş Başında
     İsviçreli bir fizik öğrencisi rolünde, güvenilir silahı (sonunda nasıl taşıyacağını öğrenmişti) ve intihar hapıyla (her ihtimale karşı, siyanür tableti) Berg, Heisenberg’i temel fizik dersi verirken izledi. Çok sönük bir dersti: Berg’in daha fazla araştırma yapması gerekiyordu. Dersten hemen sonra bir fırsat çıktı.
     O akşam, yemekte Berg Heisenberg’le sohbet fırsatı buldu. Fizikçi eteğindeki taşları döktü: Almanların projesinin Müttefiklerinkinin gerisinde kaldığından şikâyet etti. Güya Berg’e, “Utanç verici, Almanlar savaşı kaybetmiş sayılırlar!” demişti.
     Evet! Vay Be!
     Böylece Berg’in silahını ya da intihar hapını kullanması gerekmedi. İyi haberleri Washington’a OSS’ye iletti; onlar da bunu Başkan Roosvelt’e ilettiler. Başkanın cevabı “Topçuya hürmetlerimi iletin!” oldu.
     Teşekkürler ama Teşekkür İstemez
     Moe Berg OSS için, hatta belki FBI için başka işler de yaptı. (Bu çok gizli, peki biz nasıl biliyoruz?) Özgürlük Madalyası’yla ödüllendirildi. Ama ödülü, “teklif edilişine” saygı duyduğunu söyleyerek reddetti.
     Hâlâ Beyzbol Taraftarı
     Berg’in haber vermeden ortadan kaybolmak ve sonra aniden ortaya çıkmak gibi bir huyu vardı. Savaştan sonra, belli ki avarelik etmeye başladı ama gidebildiği kadar sıklıkla beyzbol oyunlarını izlemeyi sürdürdü. Bazen gerçekleri hafifçe saptıran, iyi bir hikâye anlatıcısıydı, bu yüzden tarihçilerin, yaşamındaki gerçek olayları ayıklaması güç oldu. 1972’de öldüğünde birçok yeteneği ve gizleri olan bir adamın efsanesinden gayri miras bırakmadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir