Ne Arap’ın Yüzü… (6)

N

     TOPLUM VE ARAP TOPLUMU ÜZERİNE
     Sözlük anlamı itibariyle toplumu; bireylerden oluşan ve birbirlerine karşı birtakım görev ve sorumluluklar üstlenmiş büyük insan grupları şeklinde tarif etmek mümkündür. Bu gruplar belirli bir coğrafik alanı işgal ederler ve kendi varlık tarzlarına göre şekillenmiş bir sosyal yapıya ve ortak bir kültüre sahiptirler. Grubun üyeleri, karşılıklı olarak az veya çok ölçüde kurumlaşmış ilişki içindedirler ve sosyal yapının koşullandırdığı geleneksel bağlarla birbirlerine bağlanmışlardır.
   “Toplum” diye nitelendirilen bu grupları, elbette ki, gelişigüzel veya geçici olarak bir araya gelmiş insan yığınlarından ayırt etmek gerekir. Bunlar olsa olsa kalabalık bir topluluğu meydana getirebilirler ve bir toplumda çok daha farklı şekillerde değerlendirilmeleri söz konusudur.
     Her toplumun değişik bir örgütlenme ve yapılanma düzeninin olduğunu, bir başka deyişle, kendine özgü bir yapısının ve bir sürekliliğinin bulunduğunu unutmamak gerekir. Tüm ilişkiler bu düzen ve bu yerleşik yapı çerçevesinde sürdürülür.
     Bu noktadan hareket edilecek olursa; Arap toplumunu da, tarihsel süreç içinde geniş bir coğrafyaya yayılmış, genelde sürekli ve yoğun ilişkiler karmaşasında bütünleşmiş, ama özelde diğerlerine nazaran çok farklı özellikler gösteren bir toplum olarak tanımlamamız mümkün olacaktır.
     Arapların geçmişte çok geniş bölgeler fethetmeleri, buralarda büyük ve güçlü devletler kurmaları, egemen oldukları milletlerin de zamanla Araplaşmaları sonucunu doğurmuştur. Ancak bu arada, farklı dinlere mensup azınlıkların dil bakımından Araplaşsalar da, dinlerini aynen muhafaza ettiklerini özellikle belirtmemiz gerekir.
     Bugün, yaşadıkları topraklar belirli bir coğrafi birliği göstermese de, Araplar, yine de aynı düzlemde yaşayan, düşünen, inanan ve duyumsayan bir toplumdur. Çocuklarını yetiştirme tarzları, aile anlayışları, sosyal ilişkileri aynı benzerliktedir. Ekonomik sistemleri, sınıf hiyerarşisi, yönetim şekilleri ve devlet görüşleri hep aynı karakteristik yapıdadır. Ancak Arapların en önemli özellikleri; daha önce de belirttiğimiz gibi, Arapça konuşmaları, aynı geleneklere ve tarihe sadık kalmaları ve aynı kültürel mirasa olan bağlılıklarıdır.
     Peki, yukarıda sıraladığımız karakteristik özellikleri paylaşan herkesi “Arap” olarak tanımlayabilir miyiz?
     Bu soruya tereddütsüz “evet” yanıtını vermemiz mümkün değildir. Biz bu kitapta, değişik ırk ve toplulukları bünyesinde barındıran Arapların karakteristik özelliklerini, siyasi devlet sınırları içinde ayrı ayrı değerlendirmek yerine, sosyal, kültürel ve tarihsel bakış açısıyla toplumsal yönden incelemeyi tercih etmiş bulunuyoruz.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz