Tencereyle Çömlek
Tencereyle Çömlek

Tencereyle Çömlek

Tencere demiş ki çömleğe:
— Gel bir geziye çıkalım seninle.
— Çıkamam, kusura bakma, demiş çömlek:
Akıllıca bir iş değil benim için
Ocağın yanı başından ayrılmak.
Hakkı varmış doğrusu çömleğin,
O kadar kolay kırılır ki mübarek
Taşa maşa çarpmaya görsün bir yeri,
Tek parçası dönmez artık geri.
— Sana göre hava hoş, demiş çömlek;
Senin derin sert, sırtın pek.
Git güle güle, dilediğin yere.
— Ben seni korurum, demiş tencere;
Önümüze sert bir şey çıkar da
Sana çarpmaya kalkacak olursa
Ben hemen araya sokulurum.
Senin kalkanın olurum.
Buna aklı yatmış çömleğin.
Tencere almış arkadaşını yanına
Yürümüşler tıngır mıngır, salına sürtüne,
Ne lazımsa yaparak yürümek için.
Ne var ki en küçük engellerde
Tokuşuyorlarmış ikide birde.
Buysa fena hırpalıyormuş çömleği.
Derken, yüz adım bile sürmeden gezi,
Yoldaşını paramparça etmiş tencere.
Kendi düşen ağlamaz diyelim çömleğe.
Yalnız eşitlerimizle yoldaş olalım;
Olmazsak çömleğe benzemekten korkalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir