Yaprak Dökümü

Y

                                                             Reşat Nuri Güntekin
                                     25.11.1889, İstanbul – 7.12.1956, Londra-İngiltere

Romanın Özeti:
    Babıali’de yetişmiş olan Ali Rıza Bey kendi halinde bir memurdur. Otuz yaşına kadar dahiliye kalemlerinde çalışmıştır. Fakat annesiyle kız kardeşini iki ay ara ile kaybettiği için İstanbul’dan soğur ve Suriye’ye gider. Suriye’den geldikten sonra da yirmi beş yıl kadar Anadolu’da çalışır. Kırk yaşına yaklaştığı sıralarda evlenir.
    Hayriye Hanım ile yaptığı bu evliliğinden beş çocuğu olur. Trabzon’da, daha doğrusu Trabzon dolaylarında çalışırken bir kadın kaçırılması olayı yüzünden işinden atılır. Bağlarbaşı’ndaki oturmakta olduğu evine gelir. İstanbul’a döndükten sonra, iş ararken eski tanıdıklarından Muzaffer’e rastlar. Muzaffer onu, müdürü bulunduğu Altın Yaprak Anonim Şirketine alır. Fakat bu arkadaşının daktilograf olan bir kızla ilgisi yüzünden işten ayrılır. İşten ayrıldığı gün ise oğlu Şevket bir bankada memur olarak iş bulur. Ortanca kızları Leyla ile Necla aileyi beğenmezler, bu yüzden de evde sık sık kavga olmaktadır.
    Bu sırada Şevket çalıştığı bankada daktilo görevinde çalışan bir kızla evlenir. Onların evlendiği gün aile ikiye bölünür. Düğünden sonra kavgalar iyice sıklaşır. Ali Rıza Bey daha önce çalıştığı Muzaffer’in yanına gider, ondan iş ister. Fakat Muzaffer’den yüz bulamaz iyice yıkılır. Eve gelen gelinin görümceleriyle Necla ve Leyla’nın eğlenceye düşkünlükleri, evde çay partileri, çeşitli eğlenceler düzenlemeleri, evdeki geçim sıkıntısını daha çok artırmıştır. Bu gibi şeylerden bıkmış olan evin büyük kızı Fikret, kendini kurtarmak için bile bile birkaç çocuk sahibi olan bir adamla evlenip, Adapazarı’na gider. Böylece ağacın yapraklarından biri düşmüş olur. Bir süre sonra da gelini evi terk ederek ayrılır. Zenginliğe düşkün olan Necla ise zengin diye bir Suriyeli ile evlenir, fakat bu konuda aldanır, büyük sıkıntılar yaşar ve kendisini kurtarmaları için mektuplar yazar. Ağacın yapraklarının dökülmesi, evdekilerin azalmasına yol açar; artık evdekiler azalınca büyük evin satılması gerekmektedir ve Bağlarbaşı’ndaki o büyük ev satılır. Ondan daha küçük olan bir ev satın alırlar.
    Oğulları Şevket ise bankadan çektiği paralar yüzünden hapse girer. Kızları Leyla ise iffetini kaybedip, kötü yola düşer. Sonunda zengin bir avukatın metresi olarak yaşamaya başlar. Aile ocağından dördüncü evlâdın da ziyan olması karşısında Ali Rıza Bey’e hafif bir felç gelir. Karısı Hayriye Hanım kızı Leyla ile oturmaktadır. Ali Rıza Bey hastaneye düşer. Onu hastaneden çıkarmaya kızı Leyla gider. Babasını hastaneden çıkarır ve kendi evine götürür. Babasına çok iyi bakar, kısa zaman sonra Ali Rıza Bey iyileşir, artık rahatı yerindedir. Fakat arkadaşlarının kızının durumunu yüzüne vurmaları onu kahreder. Kızı Leylanın yanında mutsuz yaşamını sürdürmeye devam eder.
Romandaki Kişiler ve karakteristik özellikleri:
    Ali Rıza Bey: Kendi çapında uğraşan, alçak gönüllü, çocuklarının yetişmesini arzulayan; ailesinin istediğini yapan; ama onlara sözü geçmeyen, sevilmeyen bir babadır.
    Hayriye Hanım: Ali Rıza Bey’in hanımıdır. Ailenin menfaatine dokunan işlerde hiç şakası olmayan, maddî ve hesaplı bir kadındır.
    Şevket: Ali Rıza Bey’in büyük oğludur. Yirmi yaşlarındadır. İyi bir öğrenim görmüştür. Fakat bunların hepsini babasına borçlu olan bir memur çocuğudur. Babası gibi gururlu biridir.
    Fikret: Ali Rıza Bey’in büyük kızı. On dokuz yaşında, ufak tefek bir kızdır. Fakat otuz yaşlarındaki bir insandan daha ağırbaşlıdır.
    Leyla: Ali Rıza Bey’in kızı. On sekiz yaşlarında çok güzel bir kız.
    Necla: Ali Rıza Bey’in ortanca kızının küçüğüdür. Para canlısı, gözü yükseklerde bir kızdır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz