Ne Arap’ın Yüzü… (7)

N

     BEKLENTİLER İÇİNDE GEÇEN BİR HAYAT
     İnsanlar, birlikte yaşama arzu ve zorunluluğunda olan yaratıklardır. Bu birliktelik arzusundan doğan sosyal ünitelerin en küçük birimi de ailedir. Arap toplumu da; az önce değindiğimiz gibi, bireylerinin sürekli ve yoğun ilişki halinde oldukları, birbirlerine kan veya süt bağıyla bağlı, küçük ya da büyük aile gruplarından oluşmuş bir toplumdur. “Çadır-aile” diye tanımlayabileceğimiz en küçük biriminden tutun da, özellikle kırsal alana yayılmış büyük gruplarca temsil edilen aile tiplerinin hepsinde, bütünlüğün korunması ve bölünmezliği temel kuraldır.
     Birey, ailenin ayrılmaz bir parçasıdır ve aile içinde önceden belirlenmiş bazı haklara sahiptir. Bireyin aile içindeki görevleri ve kendisine sağlanan ayrıcalıklar mukaddes olduğu gibi, aynı zamanda zorlayıcıdır da. Zorlayıcı yönü, aileye bağlılığın ve sadakatin, vazgeçilmez bir ahlâk ve din kuralı oluşundan kaynaklanmaktadır.
     Aile bireylerince sürdürülen ilişkilerdeki bu statüko, değişik gruplar tarafından oluşturulan topluluk dahilinde, yakın ve uzak akrabalar, komşular ve arkadaşlar arasında da geçerlidir. Komşuluk ve arkadaşlık duygularının yanı sıra, aileye ve akrabaya olan bağlılık ve sadakat, grubun her bir bireyinde kökleşmiştir.
     Hangi aile grubuna dahil olursa olsun, yaşam süresince birçok kez karşı karşıya gelen bireyler, bu nedenle birbirlerinden sürekli bazı şeyler bekleme alışkanlığını kazanmışlardır. Yapılan ziyaretin iade edilmesi, ödünç para verilmesi, giyecek, yiyecek veya gereksinimi duyulan herhangi bir malın temini, vs. konuyla ilgili verilebilecek belli başlı örneklerdendir. Bu örnekleri; kadınlar arasında yemek pişirme ve dikiş dikmeye yardım, küçük çocukların bakımını üstlenmek, erkekler arasında ise, birbirlerinin işini ve sağlığını sormak, özel sorularını yanıtlamak, tasarlanan bir işi danışmak ve yol göstermesini beklemek, bir tartışma anında haksız da olsa akrabasının tarafını tutmak, anlaşmazlıkların giderilmesinde arabulucu olmak, gerektiği anda diğerlerinin yardımına koşmak, birbirinin dükkânından alışveriş etmek, akrabadan hastalanan kişiyi ailenin bir bireyi aracılığıyla doktora götürmek, hukuki bir sorunu yine aileden bir avukata danışmak şeklinde çoğaltmak mümkündür.
     Aile içinde, sadece bazı aile bireylerini ilgilendiren beklenti ve yükümlülükler de vardır. Örneğin; akrabalardan zengin olanların para vermesi, büyük kentlerde oturanlardan taşralı konuklarını evinde ağırlaması ya da iş adamından malını ucuza satması gibi. Aynı şekilde; aile üyesi doktordan ücretsiz muayene, avukata ücretsiz danışma, resmî makam sahibi olana randevusuz gitme, hatta ziyaret sırasında kapıda sıra bekleyenlerin atlatılarak makama öncelikle kabul edilme gibi hususlar, ayrıcalıklı beklentiler arasındadır.
     Normal insan davranışları arasında yer alan bu beklenti hali, Arapların bireysel ve toplumsal ilişkilerinde en fazla üzerinde durdukları geleneksel bir alışkanlık, hatta bir zorunluluktur. Zorunluluk, doğal olarak yükümlülüğü de peşi sıra sürükler. Karşılıklı davranışların hayata geçirilmesi sırasında samimiyet, sadakat ve bağlılık prensipleri ne pahasına olursa olsun korunur, zedelenmesine izin verilmez.
     Geleneklere uygun gelişen bu zorunluluğun yerine getirilmemesi durumunda; basit ve ivedi tarzda aktarılan bir mazeretle olayın geçiştirilmesi kabul edilemez. Kişinin inandırıcı açıklamalarda bulunması, hatta bazen savunma yapması gerekebilir. Bu zorunluluğu yerine getirmemek veya bir çağrıyı reddetmek hususunda o kişi yeterli neden göstermezse, suçlu durumuna düşer ve aile bireylerinin tepkisini üzerine çeker.

Yazar hakkında

Yorum Ekle