Tarihin Bilinmeyenleri (Uzun Yaylar: Kolay İş Değil)

T

     Doğru kullanılan bir uzun yay hâlâ etkili bir silahtır.
     İmparatorluğun Şafağı
     Yayın kullanıldığı on üçüncü ve on altıncı yüzyıllar arasındaki dönemde, yay sadece bir silah değil, her ciddi cephaneliğin en önemli parçası, silahın ta kendisiydi. Avrupa ülkelerinin, özellikle de Fransa’nın hayretle açılmış gözleri önünde İngiltere’yi Avrupa’nın süper gücü yapmıştı. Hem de bir dakikadan az sürede.
     Hem Uzunu Hem de Kısası
     Şimdi, gelin biz önce uzun yaya bir bakalım. Tarihçiler uzun yayın orijinal uzunluğu hakkında bir karara varmış değiller ama genel olarak 1,5 metreden kısa olmadığı konusunda hem fikirler. İdeali, yayın onu kullanan kişi boyunda ya da ondan birazcık uzun olması ve esnekliğiyle bilinen porsuk ağacından yapılmasıydı.
     Kullanmak Her Babayiğidin Harcı Değil
     Uzun yay kullanması zor bir silahtı. Bir uzun yayı çekmek için kullanılması gereken güç 36 ile 55 kilogram arasıdır; bu da ciddi bir aerobik egzersizi demektir ki eminim İngiliz okçuları bunu gayet iyi bilir. On dördüncü yüzyıla dönersek bu işte iyi olmayanlar adamdan sayılmazdı.
     Kalçaya Bağlanırdı
     Bir uzun yay okçusu olmak için bütün varlığınızı bu işe adamalıydınız gerçekten. Uzun yay okçularının iskeletleri yayın kullanımına bağlı olarak deformasyona uğrardı: Omurgaları yayı çeken kolun tarafına eğilir, kol kemikleri sertleşir ve parmak kemikleri yayı germekten kalınlaşırdı. Bu sadece bir silah değil, bir yaşam biçimiydi.
     Uzun Yay İş Başında
     îşin iyi yanı, tüm bu zorlu çalışmaların uzun vadede karşılığını vermesiydi. Tecrübeli bir uzun yay okçusu 183 metre uzaklıktaki bir nesneyi öldürücü bir güçle vurabilirdi. Dakikada altı ile on defa arasında atış yapılabilirdi, on dokuzuncu yüzyıla kadar bununla rekabet edebilecek bir silah yoktu. Bir uzun yayın oku, bir şövalyenin zırhını delmekle kalmaz şövalyeyi -kürdana geçirilmiş yengeç gibi- delip geçerdi. Birkaç bin kişilik uzun yay okçusunu toplayın, onlarla aynı veya daha fazla sayıda zırhlı şövalyeyi hedef gösterin, sonuç ne olacaktır biliyor musunuz dostlar? Katliam…
     80 Yıllık Ders
     Fransızların Yüzyıl Savaşları’nı belirleyen üç önemli muharebede öğrendiği, daha doğrusu öğrenemediği şey buydu:
1) Crecy Muharebesi
     Bunların ilki 1346’daki Crecy Muharebesi’dir. İngilizler 10 bin okçu ve 4.000 askerle geldiler. Fransızların da 12 bin askeri ve onları destekleyen süvarileri vardı. Fransızlar sürekli İngiliz birliklerinin ortasına atları ve şövalyeleriyle dalmaya çalıştılar; işin kötüsü İngiliz okçuları iki yana yerleşmişti ve gelenleri avlıyordu. Tam bir kıyım oldu. Fransızlar 1.500 şövalyelerini yitirdiler ve Kral VI. Philip yaralandı. Ders: Uzun yaylara dikkat et yoksa seni fena yaparlar.
2) Poitier Muharebesi
     Bundan yirmi yıl sonra Poitier Muharebesi oldu. Fransızlar kalabalıktı ama İngilizlerin okçuları vardı ve çalılık ve bataklık arazi onlardan yanaydı; yarım akıllı Fransızlar ağır zırhlarıyla at üstünde hantalca saldırdığında, uzun yay okçuları onları topal koyun peşindeki kurtlar gibi avladılar. Bu kez Fransız kralı yaralanmadı, sadece esir alındı. Acaba başlarına gelenlerden ders almayı hiç becerebildiler mi? Sanmıyoruz…
3) Agincourt Muharebesi
     İngiliz okçularının üstünlüğü ve Fransızların onlarla başa çıkmaktaki inanılmaz beceriksizliklerinin üzerinden altmış yıl ya da daha uzun süre geçti, geldik 25 Ekim 1415’deki Agincourt Muharebesi’ne. İngiliz Kralı V. Henry 5.000 hasta ve yaralı adamını İngiltere’ye geri götürmeye çalışıyordu. Bu sırada 30 bin kişilik taptaze ve savaşmaya hevesli Fransız’ın ortasına daldılar. V. Henry ve bitkin durumdaki adamları belanın ortasına düşmüştü, büyük bir yenilgi yaşayacaktı ya da yaşamalıydı; eğer Fransızlar mekân olarak Agincourt’u seçerek büyük bir taktik hata yapmamış olsalardı.
a) Durum
     Muharebe alanı iki koruluğun arasındaki oldukça dar bir koridordu; Fransızların İngilizlere ulaşmak için ordularını dar bir boğazdan geçirmeleri gerekiyordu. Böylece manevra yapamaz hale gelerek, askerlerinin sayıca üstün olması avantajını yitirdiler, ayrıca süvarilerin çok sayıdaki ağır zırhlı adamlarının içinden güçlükle geçmesi gerekti.
b) Katliam
     Fransızlar Agincourt’a girdiler ve binlercesi 5.000 İngiliz okçunun attığı otlarla iğnedenliğe çevrilerek öldü. İngilizlerin kayıpları Shakespeare’in V. Henry’de söz ettiği kadar az olmasa da (ki onda ölü sayısı asilzadeler hesaba katılmaksızın 25 olarak belirtilir), yine de inanılmaz derecede azdı. Fransızların 1.500’ü zırhlı şövalye, en az 6.000 kişilik kaybına karşılık 500 kişi. Bu kadar az kayıp vermelerinin nedeni, tabii ki, uzun yay okçularıydı; V. Henry, zırhlı birliklerine savaş emri verdiğinde Fransızlar çoktan kaos içinde yenilmekteydi.
     Uzun Yayların Son Okları
     Uzun yayların kullanımdan kalkması on altıncı yüzyılın sonlarında, modası geçtiğinden değil -1500’lerin sonlarında hâlâ ona rakip silah yoktu- okçuluğu meslek olarak seçenlerin çok azalmasından kaynaklandı. Uzun yaylar bizi başarısızlığa uğratmadı, biz onları kullanamaz duruma düştük.
     Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına, Yoksa diretip bela denizlerine karşı… (Hamlet’den)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz