İki Sıçan, Tilki ve Yumurta
İki Sıçan, Tilki ve Yumurta

İki Sıçan, Tilki ve Yumurta

İki sıçan yiyecek ararken
Bir yumurta bulmuşlar;
Yeter onlara, daha ne bulsunlar,
Bir öküz bulacak değillerdi ya!
Tam yumurtayı bölüşüp yiyeceklerken,
Büyük bir iştah ve sevinçle,
Biri gözükmüş uzaktan, hem de kim?
Tilki.
Tam da gelecek zamanı bulmuş mübarek:
Yumurtayı nasıl kurtarmalı şimdi?
İyice sarıp sarmalayarak
Ön ayaklarıyla mı taşısınlar?
Yuvarlasınlar ya da çeksinler mi yoksa?
Olacak iş değil, hem ya kırılırsa?
Zorda kalan yaratır;
Onlar da bir kolayını bulmuşlar.
Yuvalarına yakın bir yerdeymişler,
Eşkıyaysa henüz yarım fersah ötede.
Sıçanların biri sırtüstü yatmış
Kolları arasına almış yumurtayı,
Öteki çekmiş onun kuyruğundan;
Birkaç çarpma sürçmeyle atlatmışlar vartayı.
Bunu dinledikten sonra çıksınlar da
Hayvanlarda düşünce yok desinler bana.
Çocuklarda nasıl varsa
Onlarda da var derim ben.
Çocuklar en küçük yaşta düşünmüyorlar mı?
Demek kendini bilmeden düşünmek mümkün.
Buna dayanarak, hayvanlarda
Bizimkisi gibi bir akıl değilse bile
Kör bir zemberekten çok daha fazlasını
Görmekten yanayım ben.
Bir maddeyi incelttikçe incelttin, diyelim.
O kadar incelsin ki kolay kavranamasın.
Atomun, ışığın özü gibi bir şey olsun.
Ateşten daha diri, daha kıvrak bir şey.
Neden olmasın?
Odundan alev çıkmıyor mu?
Alevi daha da arıtacak olursak
Ruh üstüne bir fikir veremez mi bize?
Kurşunun bağrından da altın çıkmıyor mu?
Bu incelttiğim madde yalnız
Duysun ve duyduğunu yargılasın, o kadar.
Yargı dediğin ham bir yargı elbette.
Maymundan mantık oyunları bekleyecek değiliz.
Biz insanlara gelince çok daha zengin
Bir pay ayırırım kendimize.
İki hazinemiz olur bizim:
Biri can, ki eşittir hepimizde,
Akıllıda, delide, çocukta, sersemde,
Dünyanın misafiri bütün canlılarda.
Öteki ruh, ki bölüşülür az çok
Meleklerle insanlar arasında.
Ayrıca yaratılmış olan bu hazine
Çıkar gider gök katlarına,
Bir noktanın içine bile rahatça girer,
Başlangıcı var sonu yoktur onun;
Bunlar aklın almadığı gerçekler.
İşte bu ruh, bu göklerin kızı,
Çocuk olduğumuz sürece,
Nazlı, hafif bir ışık gibidir yalnız,
Ama beden gürbüzleşince
Akıl deler karanlıklarını maddenin,
Öteki kaba saba ruhu saran maddenin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir