Kedi İle Tilki
Kedi İle Tilki

Kedi İle Tilki

Kediyle tilki
İki evliya gibi,
Hac yolunu tutmuşlar.
İkisi de serseri, hinoğluhin,
Cennet mennet umurunda değil hiçbirinin.
Maksat yol harçlığı almak Tanrı’dan,
Horoz tavuk aşırmışlar şuradan buradan;
Çeşit çeşit de peynir.
Hac yolu bu, git git bitmez,
Konuş konuş laf yetişmez.
Sıkılmış bizim erenler.
Dövüşelim de vakit geçsin demişler.
Kavga iyi şeydir, kızıştırır,
Kavga olmadı mı uyku bastırır.
İki hacı bağrışa bağrışa,
Ses kalmamış gırtlaklarında.
Bırakmışlar sövüşmeyi,
Başlamışlar konu komşuyu çekiştirmeye.
O da bitince tilki demiş ki:
— Sen pek akıllı sanıyorsun kendini,
Ama bendeki kurnazlık var mı sende?
Ben yüz oyun çıkarırım sıkışınca.
— Ha bak, demiş kedi, bende oyun bir tek;
Bir tek ama, senin yüz oyununa denk.
Sen tilki ol da dayan bu söze
Yeniden girmişler birbirlerine:
Sen şöyle, ben böyle derken,
Bir sürü köpek sökün etmiş karşıdan.
— Haydi bakalım, demiş kedi;
Göster şimdi marifetlerini!
Bak, benimki şu kadarcık:
Fırt demiş bir ağaca çıkmış.
Tilkiyse takmış köpekleri peşine
Türlü dolaplar çevirmiş boşuna.
Her girdiği delikten çıkarmış köpekler,
Hangi birini atlatsın?
Kiminde bacak kuvvetli, kiminde burun.
Tam arayı açmışken bir yerde
İki tazı çullanmış üstüne.
Çok tarakta bezin oldu mu,
O mu, bu mu derken kaçırırsın ipin ucunu.
Marifet bin bir oyun bilmekte değil
Bir oyun bil, ama iyi bil!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir