Güzel ve Doğru Konuşma

G

     Herkes etkili bir konuşmacının yaptığı konuşmayı dikkatle dinler. Kimi ses tonuna, kimisi ise vurgulamalarına hayran kalır. Bir dönem kitleleri peşinden sürükleyen, “Bir rüyam var!” diye başlayan ünlü konuşmasıyla tarihe geçen Martin Luther King’i düşünün. Eğer King, etkili ve akıcı bir konuşma tarzına sahip olmasa binlerce insan onun inandığı yolda her şeyi göze alarak peşinden gider miydi? Kısacası etkili ve ikna edici bir konuşma yapmak size birçok avantaj sağlayacağı gibi, karşınızdakilere ne demek istediğinizi de en kısa yoldan anlatmanıza imkân tanıyan bir teknik. Bunu yapmak için ise diksiyon, yani seslerin doğru çıkarılması son derece önemli. Fonetik bilimi seslerin çıkarılışını incelerken, diksiyon buna ek olarak ses organlarının (dil, dudaklar, çene ve burun) doğru sesleri çıkarabilecek şekilde eğitilmeleri üzerinde odaklanıyor. Bu nedenle diksiyon önemli ölçüde fonetiğe dayanıyor, ancak şu anda konunun fonetik yönü üstünde durmaya pek gerek yok…
     Diksiyonu düzeltmek için kullanılan tekniklerden olan telaffuz, seslerin birbiri ardına tam ve tok şekilde kaybolmadan ağızdan çıkarılması ile ilgilenirken; vurgu, konuşmadaki monotonluğun kırılmasını sağlayan ve her dilde kendine özgü gelişen bir telaffuz konusu olarak karşımıza çıkıyor. Yazı duraklamalarıyla konuşma duraklamaları birbirinden farklı olabildiğinden durak bölümü, bu sorunun çözümünü amaçlayan bir teknik. Ulama çalışmaları ise, kelimeler arasında uyumlu geçişler sağlamayı amaçlamakta ve dilin doğal kurallarından yararlanmakta.
     Telaffuz Bozuklukları
     Seslerin uygun şekilde söylenmemesiyle oluşan bu sorunu ortadan kaldırmak için konuşma dilinin seslerini İstanbul ağzından seçmek ve yöresel sesler çıkartmamak gerekiyor. Basit bir örnek verecek olursak; Türkçede üç tip “k” sesinden söz edebiliriz. Bunlardan ön damakta oluşan “k” ‘keK) ve damak gerisinde oluşan “q” ‘taq) seslerinden başka Anadolu ağızlarında gırtlağa yakın bir yerde boğumlanan bir de “q” sesi vardır. Yazı dilinde yalnız ilk iki “k” sesi bulunduğundan bu seslerin yanlış yerlerde kullanılması diksiyon bozukluğuna neden oluyor.
     Vurgulama
     Vurgu, söze değer katan, dinleyicinin dikkatini çekerek anlamın kavranmasını kolaylaştıran ve sözdeki ezgiyi canlandıran bir öğe olduğundan, vurgusuz bir konuşmada anlam yeterince verilemez ya da gereken etki sağlanamaz. Türkçede vurgu, yer isimleri dışında genelde son hecede, grup vurgusu ise ilk kelimenin son hecesinde yer alır. (Kapının önü, sarı gelin). Dilimizde heceler arasındaki vurgu farkları fazla olmadığından vurgulu heceyi ayırt etmek için her heceyi ayrı ayrı söyleyerek vurgunun nerede olduğunu belirleyebilirsiniz.
     Tonlama
     Ses titreşimlerinin yükselip alçalması anlamına gelen tonlamanın, cümle akışında uygun biçimde kullanılmaması diksiyon bozukluklarında önemli bir yer teşkil ediyor. Sese dayanan bir söyleyiş kuralı olan tonlama, Türkçede konuşma dilinde varken, yazı dilinde bulunmuyor. Konuşmanın anlamını belirginleştirmek, duygulara açıklık kazandırmak için kelimeler, daha çok da ilk heceleri; ezgili ve canlı söylemek gerekiyor. Etkili bir konuşma için kullanılan tonlamada 5 çeşit bulunuyor: Düz, yükselen, alçalan, yükselip alçalarak dalgalanan ve alçalıp yükselerek dalgalanan.
     Ulama
     Söz içindeki heceler arasında belli belirsiz duraklar vardır. Sesler, heceler halinde çıkarılmasına karşılık bu duraklamalar konuşma sırasında fark edilmez. Türkçede ve dünya dillerinin birçoğunda temel kural, ünsüzle biten hecelerden sonra ünlü ile başlayan bir hecenin gelmesi durumunda, hecenin sonundaki ünsüzün sonraki heceye ulanmasıdır. Doğal olarak, yazıda ayrı kelimeler halinde görülen cümleler de, söyleyişte farklı biçimlerle ortaya çıkar.
     Ses ve Heceleri Yutma
     Türkçede yazılan bütün harfler, kendi ses değerleriyle seslendirilmeleri gerektiğinden, bu seslerden bazılarını yutmak ya da söylememek de diksiyon hatasını da beraberinde getirir. Dilimizde kalıplaşmış kimi kelimeler dışında genellikle acelecilikten kaynaklanan seslerin ya da hecelerin söylenmemesi diksiyonu bozan başka bir öğe. Örneğin, dağa yerine daa, geliyor yerine geliyor gibi.
     Soluğu Doğru Kullanmak
     Diksiyonun temelinde, soluğun doğru kullanımı, daha doğrusu soluğun dizginlenmesi yatıyor. Soluğun dizginlenmesi, tam zamanında yeterli ölçüde soluk alınması ve alınan bu soluğun okuma ya da konuşmada azar azar verilmesinden oluşan bir teknik. Burada amaç soluğun sakin, derin, düzenli, çabuk ve gürültüsüz alınması. Soluk alırken dikkat edilmesi gereken 2 kural bulunuyor. Bunlardan ilki, omuzlar ve göğsün üst kısmının hareket etmemesi, diğeri ise, karın kaslarıyla karnı dışa doğru iterek alçalan ve genişleyen diyafram kasına yeterli boşluğun sağlanması.
     Fizyolojik olarak konuşmamızı, akciğerlerden gelen soluğun gırtlakta ses oluşumu ve bu oluşan sesin de ağız içindeki organlarda anlamlı seslere dönüşümüyle gerçekleştiririz. Akciğerlerin alt kısmı, üst kısma oranla 3 kat daha geniş hacme sahip olduğundan ve konuşma sırasında soluğun azar azar verilmesine olanak sağlayan en önemli kasın diyafram kası olmasından, soluğu akciğerlerin alt kısmından almak gerekiyor.
     Soluk Alma Teknikleri
     Hızlı ve sessiz soluma için şu alıştırmayı evde ya da iş yerinizde deneyebilirsiniz. Ellerinizle kalçanızı tutarak ayakta durun. Söz söylemeden önce alabildiğiniz kadar havayı çabuk ve sessizce dudaklarınızın ve dişlerinizin arasından alın. Aşamalı olarak hızınızı artıracağınız bir dizi kısa ve sessiz soluk alın ve doğal bir şekilde dışarı verin. Soluma organik ve kendiliğinden oluşan bir süreç olduğundan, bu çalışmalar soluğun çok sıkı denetimini sağlamak için değil de, doğal olmayan kimi olguları düzeltmek için yapılır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle