İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-26)

İ

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (26) Türk ve İspanyol Öğrenciler Tarafından Verilen Cevapların Karşılaştırılması
     Ankette yer alan 6. soru olan “Terör uluslararası bir sorun mudur?” sorusuna Türk ve İspanyol öğrenciler tarafından verilen cevaplar karşılaştırıldığında;
     Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin terörün uluslararası bir sorun olduğu görüşünde birleştikleri görülmektedir. Araştırma kapsamında görüş bildiren Türk öğrencilerin yalnızca 4’ü terörün uluslararası bir sorun olmadığını belirtirken, araştırma kapsamında görüş bildiren İspanyol öğrencilerin tamamı terörün uluslararası bir sorun olduğu görüşünde birleşmektedirler.
     Bu bulgu, N. Erdil’in (2011) araştırmasının sonuçlarında terörün uluslararası yönü ile ilgili yer verdiği şu bulgularla desteklenebilir: “Terör örgütlerinin eylemlerinin birinci aşamadaki temel amaçları, halkın gözünde siyasal iktidarı yıpratmak ve giderek, devletin manevi otoritesinin zayıflamasını sağlamaktır. Bu amaçla yapılacak terör eylemleri sonucunda oluşacak otorite bunalımı, yöneticilerin yeteneksizliklerinin bir kanıtı olarak ileri sürülecek ve halk, mevcut iktidara karsı başkaldırıya itilecektir. Bazı devletler ve birtakım güçlerin çıkarları gereği, Türkiye gibi stratejik önemi bulunan ülkelerin yoğun olarak terör ortamını yaşamalarının temelinde bu amaç yatmaktadır. Dolayısıyla terör, bir siyasi mücadele aracı olarak, bir ülkenin bir başka ülkeyi zayıflatması için de kullanılmaktadır.”
     N. Erdil’in (2011) sonuçlarında yer verdiği üzere, terör ve terör faaliyetleri amaçları, yöntemleri, bölgesel özellikleri bazında çeşitli farklılıklara sahip olsalar da, bir ülkede baş gösteren terör faaliyetlerinin, diğer devletler için bir siyasi mücadele aracı olarak kullanılabilme özelliğine sahip olması terörün uluslararasılaşmasında önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, bir ülke için “sorun” olan terör, farklı ülkeler için bir stratejik avantaj yaratma imkânı olarak görülebilir. Bu durum, terörün “uluslararası bir sorun olma” özelliğini kazanmasında değerlendirilmesi gereken bir faktördür.
     N. Erdil (2011) aynı çalışmasında, şu noktalara da vurgu yapmaktadır: Küreselleşme sürecine paralel ortaya çıkan küresel terör tehdidi nedeniyle birçok ülke başta kendi uluslarını olmak üzere başka ulusları güvenlik özgürlük ikilemine sokmakta hatta kasıtlı olarak gerginlikler yaratılmaktadır. Nasıl ki demokrasi, demokrasiyi yıkma özgürlüğünü kapsamıyor veya ülkeyi bölme hürriyetini içermiyor ise terörle mücadele de insan hak ve özgürlüklerini rafa kaldırmamalıdır.”
     Bu konu ile ilgili bir diğer görüş, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın (1999) araştırmasında şu şekilde ele alınmaktadır: “Geçmişte ve hala günümüzde, örtülü operasyon, muhalif(düşman) ülkeler arasında her zaman sessiz savaş yolu olmuştur. Soğuk savaş yılları örtülü operasyonlarla doluydu. Bugün bile, ulusların örtülü operasyon formlarından birine giren faaliyetlerini görmek mümkündür. Örneğin Suriye, PKK militanlarını Türkiye’ye karşı gerilla savaşında destekliyor ve eğitiyordu. Böylece Suriye, Suriye’nin dış politika hedefi için önemli olan Türkiye’nin ekonomik ve politik durumuna zarar verirken yüksek bir bedel ödemez. Sadece Suriye değil, onunla birlikte Yunanistan ve Irak gibi bir dizi ülke gizli eylemleri için iddiaya göre PKK’yı kullanıyorlar. Türk güvenlik güçlerinin operasyonları PKK ve destekleyici devletler arasındaki bağı ortaya koymuştur.”
     H. Fidan’ın (1999) çalışmasında ele aldığı üzere, Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde etkin olan en önemli unsurların başında uluslararası faktörler yer almaktadır. Bir ülkenin diğer ülkelerin terör örgütlerine desteği ya da o ülkenin terörle mücadelesindeki rolü, terörün uluslararasılaşmasını sağlayan faktörlerin başında yer almaktadır. Bu bağlamda, ortaya çıkışı hangi coğrafya olursa olsun, terör kavramını yalnızca o coğrafyaya ait bir sorun olarak, uluslararası etkilerinden yoksun bir biçimde düşünmek mümkün değildir.
     H. Fidan’ın çalışmasında yer ver verdiği bu bulguyu, N. Çakır’ın (2013) kitabında yer vermiş olduğu şu sonuç ile desteklemek mümkündür: “Bir terör örgütü kurmak ve onu uzun yıllar devam ettirmek zordur. Sürekli ve etkili eylem yapamayan örgütler dağılmaya mahkûmdur. Organize edilmiş eylemler maddi destek gerektirir. Dolayısı ile para, örgütü finanse etmek için zorunludur. Bir terör örgütü saldırıda bulunduğu devletin yargı yetkisinin dışında bir üsse sahip olmadan ve ülke dışından maddi kaynak akışı sağlanmadan ayakta kalamaz. Bu nedenle terörizmin finansal olarak desteklenmesi gerekir. Büyük terör örgütlerinin uzun yıllar ayakta kalabilmesi ve eylem yapabilmesi için finansal destek çok önemlidir. Ve örgütler bu sorunu, destekleyen ülkeler yardımıyla başarılı bir şekilde çözebilmektedirler.”
     N. Çakır (2013) aynı kitabında, terörün uluslararası bir sorun olma özelliğini şu şekilde ele almaktadır: “Tehdit algılamalarındaki değişiklik, güvenlik kavramının da algılanmasını etkilemiştir. Artık güvenliğin sadece ulusal bir temele oturtulamayacağı ve sınır ötesi tehditlere karşı mücadele etmek için çok taraflı küresel bir mücadele zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu küresel mücadeleyi yapabilmek için terörizmin tanımının da buna paralel olarak yapılması kaçınılmazdır. Küresel güvenliğin sağlanmasında alınacak tedbirlerin neler olabileceğinin tespitinin ise tehdidin müşterek tanımının yapılmasına bağlı olduğu açıktır. Bu sadece bizim ülkemiz için değil küresel boyutta terörizm ile muhatap olan veya olması muhtemel bütün ülkeler için geçerli olup, terörizm konusunda fikir birliği sağlanmış bir tanımın süratle hayata geçirilmesinin çok önemli olduğu ve barış ve güvenliğin her yerde olabilmesinin olmazsa olmazının bu müşterek tanım ile başlayacağı acil bir zorunluluk olarak kendisini göstermektedir.”
     N. Çakır’ın (2013) sonuçlarında da vurgu yaptığı üzere, terör kavramı uluslararası bir bakıştan bağımsız bir biçimde düşünülemez. Küresel güvenliğin sağlanmasında ihtiyaç duyulan terör tanımının mutlak suretle uluslararası bir yöne sahip olması, terörün bölgesel değil uluslararası bir sorun olduğuna vurgu yapılması gerekmektedir.
     Konu ile ilgili bir diğer destekleyici bulgu, N. Çora’nın (2008) kitabında şu şekilde ele alınmaktadır: “Ne şekilde olursa olsun, belirli bir ülkede veya bölgede doğmuş bulunan terörist hareketin yahut hareketlerin, diğer ülkelere herhangi bir şekilde sıçraması uluslararası terörizmdeki ilk adımdır. Ancak, uluslararası terör doğduğunda, yerli terör ikinci sıraya düşmektedir. Belirli hedeflere ulaşmak üzere faaliyete başlayan terör örgütleri, bir müddet sonra, uluslararası terörizmle organik bağlar kurmakta bu fenomenin renkli mozaiğe benzeyen yapısında yerini almaktadır.”
     Tüm bulgular ışığında, araştırma kapsamında görüş bildiren Türk ve İspanyol öğrencilerin vermiş oldukları cevaplar ve benzer araştırmalardan elde edilen bulgular ele alındığında; terör kavramının yalnızca bir ülkenin ya da coğrafyanın sorunu olarak görülmemesi gerektiği ve kaynağı, kökeni, coğrafyası her ne olursa olsun, terörün uluslararası bir boyut taşıdığı gerçeğinin görmezden gelinmemesi gerektiği söylenebilir. Terörün uluslararası bir sorun olduğu gerçeği, yalnızca araştırmacılar tarafından değil, aynı zamanda Türk ve İspanyol toplumları tarafından da ele alınan ve büyük ölçüde desteklenen bir görüştür. (Konuk Yazar: Özge Nur Şafak)

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-27)

Yazar hakkında

Yorum Ekle