Ne Arap’ın Yüzü… (14)
Ne Arap’ın Yüzü… (14)

Ne Arap’ın Yüzü… (14)

     DOĞADAKİ ÖZGÜR YAŞAM
     Arapların toplumsal geçmişlerinde sürekli yer alan geleneksel göçebelik anlayışı, sadece Arabistan yarımadasının ıssız bölgelerinde değil, iki büyük kıtanın, Asya’nın ve Afrika’nın coğrafik koşullarının elverişsiz olduğu yörelerde de yaygın bir yaşam biçimini oluşturmuştur.
     Çöl, acımasız ve tehlikelidir. Sessiz ve duygusuz olduğu iddia ed7ilir. Her köşesi yanıltıcı seraplarla doludur. Geceleri karanlık gölgelerin oynaştığı, gündüzleri yakıcı ve kavurucu aydınlığın alabildiğine yayıldığı, yirmi dört saatlik ısı farkının büyük boyutlara ulaştığı, çoğu zaman tek bir yağmur damlasına bile hasret kalındığı ıssız topraklardır.
     Çölde; her adımda korku, yanılma ve korunma duygusu uyanır insanlarda. Orada her şey, yaşamak için mücadele etmek esası üzerine kurulmuştur. Kendine özgü yaban hayatı ve insanları vardır. Çölde yaşayanlar, asırlar boyu birbirine uyum sağlamış ve onun gereklerine göre bir yaşam sürdürmüşlerdir. Demek ki çöl, söylenildiği gibi sessiz ve duygusuz bir alan değildir…
     Arap dünyasının büyük bölümü çöldür. Buralarda “A’râbi” ya da “Bedevi” diye tanımlanan bağımsız göçebe insanlar yaşar. Zaten Bedevi ismi “Bedu=Çöl” sözcüğünden türetilmiştir. Bedevilerin sosyal yapısını aktarmayı bir sonraki bölüme erteleyerek, günümüz göçebeliğinden biraz söz edelim.
     Günümüzde, tam göçebelikten yarı göçebeliğe doğru sürekli bir geçiş hareketi süregelmektedir. Göçebe Arap, neredeyse yerleşik çiftçi “Fellah” haline gelmiştir. Bir kısmı da, büyük merkezlerde işçi olarak çalışmayı tercih eder olmuştur.
     Politik ve ekonomik alanlardaki gelişmeler dikkati çekecek derecede arttığından, Arap ülkelerindeki yerleşik konuma geçme hareketi büyük ölçüde ivme kazanmıştır. Toprak ve iklimin düzenli tarıma elverişli olduğu yerler peş peşe yerleşime açılmıştır.
     Her ne kadar, çölde yaşayan kabileler arasında örf, âdet, dil, şive ve yaşantı bakımından belirli farklar yoksa da, ekonomik yönden ağır basan yerleşik düzende bu fark daha belirgin özelliktedir.
     Köylerdeki yönetim unsurunun temelini, büyük ölçüde genişlemiş, poligami(1) türde aileler oluşturur. Bu aileler, politik, sosyal ve ekonomik sistemler itibariyle, tamamen kendine özel bir organize ile tarımsal üretimde en güçlü olma amacındadır. Ancak bu aileler, hiçbir zaman büyük merkezlerdeki ayrıcalıklı kişiler statüsünde değildir ve aile başkanları, ne çöl kabilelerinin, ne de kentlerdeki otoriter sınıfın mensupları gibi hareket ederler.
     Nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan bu fellahlar, köy ve küçük kasabalarda yaşarlar. Sade bir yaşantıları vardır ve genelde yaşadıkları toprağa bağlı kalan insanlardır. Oturdukları evler; tek katlı, taştan veya kerpiçten yapılma, yassı ya da yuvarlak damlı küçük evlerdir. Etrafları duvarlarla çevrilmiş, içine saman karıştırılmış toprakla sıvanmışlardır. Kasabalardaki evler daha derli topludur; beyaz duvarları, düz çatıları ve güneş altında yanan taraçalarıyla, sanki öteye beriye atılmış dört köşe taşların teşkil ettiği küme görüntüsünü verirler. Genellikle, bir kenarında altı, diğer kenarında dört pencere bulunan ve kare şeklindeki düz bir çatıyla sonlanan bu binalar, böyle bir manzarayla daha önce hiç karşılaşmamış olanlara değişik gelmekte ve aradan geçen zaman nedeniyle noktaları silinmiş gerçek zarları andırmaktadır.
     Fellahlar, çoğu zaman ektikleri toprağın sahibi olmalarına rağmen, en verimli köylerde bile son derece sefil bir yaşam sürerler. Okuma yazma oranı çok düşüktür. Çöllerde ve tarıma açık kırsal alanlarda, Bedevi ve Fellah toplulukları üzerinde eski âdet ve geleneklerin yoğun baskısı vardır. Ancak bu baskı, birtakım örf ve âdetlerin sürekliliğini sağlasa da, sosyal ve kültürel gelişimi, özellikle de çağdaş eğitimi olumsuz yönde etkilemektedir. 

(1) Poligami; yani bir erkeğin aynı zamanda birçok kadınla evlenmesi durumu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir