DECAMERON-48 (Kırk Dördüncü Hikâye)
DECAMERON-48 (Kırk Dördüncü Hikâye)

DECAMERON-48 (Kırk Dördüncü Hikâye)

     Bir müddet önce Romagna’da hali vakti yerinde nazik bir şövalye vardı, adı Litio idi. Geçkin yaşında karısı Jakamin ona bir kız doğurmuştu. Bu kızın, büyüdükçe güzelliği artıyordu. Tek çocuk olarak ana babası tarafından itina ve sevgi ile büyütülmüştü.
     Rişard Manardi namında güzel bir delikanlı Litio ailesiyle dostluk kurmuştu. Aile bu genci evlatları gibi sayarlardı. Delikanlı, ailenin güzel ve zarif kızma âşık olmuştu. Fakat, aşkını gizliyordu. Kız da bu aşktan hoşlanmıştı. Çok defa Rişard aşkını açıklamak isterdi, fakat korkudan yapamazdı. Bir defasında cesaretini topladı, “Allah aşkına Katerina,” dedi. “Aşkından çıldıracağım!” Kızcağız da, “Allah vere de,” dedi. “Sen beni çıldırma…”
     Bu cevap Rişard’ın cesaretini artırdı. Ve “Senin huzurun için herşeyi yapacağım!” dedi. “Ama, ikimizin de hayatını korumak için bir çare düşünmelisin.”
     Kız, “Rişard, biliyorsun,” dedi. “Beni nasıl kontrol ediyorlar. Yanıma nasıl gelebileceğini düşünemiyorum. Fakat bir rezalete sebebiyet vermeden bir fırsat bulabilirsen ne âlâ.”
     “Sevgili Katerina,” dedi Rişard. “Çare yok, meğer ki, bir gece sen uyumayıp, bahçe tarafındaki galeriye gelirsin. Orası ne kadar yüksek de olsa geleceğin geceyi söylersen, merdivenleri tırmanmaya üşenmem.”
     Kız, “Kendine güveniyorsan,” dedi. “Ben orada uyurum.” Rişard, “Evet.” dedi.
     Konuşmalarını gizli bir buse ile bitirerek ayrıldılar. Ertesi gün, Mayıs ayının sonu idi. Kızcağız, annesine fazla sıcaktan uyuyamadığını anlattı. Annesi, “Kızım,” dedi. “Nasıl olur? Biz henüz hiç de sıcaklık hissetmiyoruz.” Katerina, “Anneciğim,” dedi. “Düşünmelisin ki, genç kızların harareti yaşlı kadınlardan fazla olur!”
     Annesi, “İyi ama,” dedi. “Ben havayı dilediğim gibi, sıcak ve soğuk yapamam. Mevsime uymaya mecburuz. Ümit ederim ki, bu gece daha serin olur da güzel uyursun inşallah; ama yaza doğru gecelerin serinlemesi ümidi azdır.”
     “O halde ne yapalım? Siz ve babam razı olursanız, galeriye bir yatak yaparım ve orada uyurum. Böylece, hem bülbüllerin sesini dinlerim, hem de serinlerim.”
     “Müsterih ol kızım, babana danışayım, razı olursa, orada yatarsın.”
     Litio, karısının suali üzerine: “Hangi bülbül?” dedi. “Ben kızımı ağustos böceklerinin sesi ile uyutmak isterim.”
     Bunu duyan Katerina, ertesi akşam kendisi uyumadığı gibi hararetten şikâyetle annesini de uyutmadı. Ertesi sabah annesi, yine Litio’ya gitti: “Azizim,” dedi. “Sen kızımızı az seviyorsun. Galeride uyursa ne olur? Bütün gece sıcaktan uyuyamıyor. Onun bülbül sesinden hoşlanmasına niye şaşıyorsun? Genç kızlar böyle şeyi severler.” Litio, “Pekala,” dedi. “Oraya bir yatak yapılsın ve bülbül sesi dinleyerek uyusun.”
     Ertesi gün kız, yatağını oraya nakletti. Rişard’a kararlaştırdıkları işareti verdi. Litio, odası ile galeri arasındaki kapıyı kilitledi ve yattı. Rişard, herşeyin sakin olduğu zannıyla, emeği ve zahmeti göze alarak galeriye tırmandı. Kızla bol bol öpüştükten sonra bütün geceyi bülbül sesi dinleyerek beraber geçirdiler. Geceler kısa ve heyecanları o kadar büyüktü ki, sabah olduğunu farketmediler. Uyanan Litio, kızının bitişik galeride olduğunu hatırlayarak bu gece uyuyabildi mi diye sormak için kapıyı açtı, kızını Rişard’ın kollarında buldu. Hemen karısını uyandırarak; “Kızının nasıl bülbül dinlediğini anlamak istersen gel!” dedi.
     Kadın, “Mümkün mü bu?” dedi, öfkesinden Rişard’ı uyandırmak istedi, fakat kocası mani oldu. Litio karısına, “Rişard, dedi. “Hem asil, hem zengin, onunla irtibatımız faydalı olur. Eğer buradan bir zarara uğramadan çıkmak istiyorsa, kızımızı nikâhlamalıdır.”
     Kızının ve Rişard’ın mesut bir gece geçirdiğini anlayan anneleri biraz sonra sükun buldu. Bu sırada Rişard da uyandı. Ve ortalığın aydınlandığını görünce heyecandan kalbi duracaktı. Katerina: “Şimdi ne yapacağız?” dedi. Bu sırada onlara yaklaşmış olan Litio: “Birşeyler yapacağız artık!” dedi.
     Rişard yatakta doğrularak, “Bana acıyın,” dedi. “İtiraf ederim ki bu rezilce hareketimle ölüme hak kazandım ve bana dilediğinizi yapabilirsiniz!”
     Litio, “Rişard,” dedi. “Sana olan itimadımın ve sevgimin karşılığı bu olmamalıydı. Fakat bir defa olmuş. Gençliğin buna sebep, ölümden kurtulmak ve bir rezaleti önlemek istersen bu evden çıkmadan, Katerina’yı nikahla! Başka çare yok! Kabul etmezsen ölüme hazır ol!”
     Katerina babasına, “Rişard’ı affetmesini ve Rişard’a da babasının arzusunu yerine getirmesini rica etti. Ama, zaten ricaya da lüzum yoktu. Kısmen ölüm korkusu, kısmen de yaptığı işten duyduğu utanç yüzünden Rişard nikâhlamayı kabul etti. Bunun üzerine Litio, karısından bir yüzük istedi ve kızı ile Rişard’ı hemen orada nişanladı. Ve “Şimdi istirahat edin!” dedi. “Çünkü kalkmaktan ziyade yatmaya ihtiyacınız var.”
     Rişard uyanınca, Litio ile nikâhın teferruatını konuştu ve birkaç gün sonra âdet gereğince, dostları ve akrabaları ile birlikte kızla bir daha nişanlandı. Muhteşem bir düğün yaptı. Bu suretle huzura erdi.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir