İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-28)
İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-28)

İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-28)

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (28) Türk ve İspanyol Öğrenciler Tarafından Verilen Cevapların Karşılaştırılması
     Ankette yer alan 8. soru olan “Terör daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun mudur?” sorusuna Türk ve İspanyol öğrenciler tarafından verilen cevaplar karşılaştırıldığında;
     Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun “terörün daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun olmadığı” görüşünde birleştikleri görülmektedir.
     Fakat elde edilen bulgularda özellikle dikkat çekilmesi gereken bir nokta yer almaktadır. Araştırma kapsamında görüş bildiren İspanyol öğrencilerin yalnızca 11’i terörü daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun” olarak değerlendirirken, araştırma kapsamında görüş bildiren Türk öğrencilerin 63’ü “terörü daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun” olarak değerlendirmektedir.
     Türkiye nüfusunun %98’inin Müslüman olduğu göz önüne alındığında, Türk öğrencilerin terörü İspanyol öğrencilere göre daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun olarak değerlendirilmesi, devamlı üzerinde durulan terör ve İslam ilişkisinin Avrupa’da bir İslamofobi oluşturduğu ile ilgili görüşleri tam tersine çevirmektedir. Bu bulguya dayanarak, terörün İslam ile bağdaştırılmaya çalışılması ve daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun olarak değerlendirilmesinin etkilerini Batı’dan daha çok kendi ülkemizin gençlerinde görmenin mümkün olduğu söylenebilir.
     Terörün daha çok İslam ülkelerinde görülen bir sorun olarak değerlendirilmesine ilişkin benzer bir yaklaşım, Cirhinlioğlu ve Bulut’un (2010) çalışmasında şu şekilde ele alınmaktadır: “11 Eylül saldırılarının çok çeşitli sonuçları olmuştur. ABD ilk defa kendi topraklarında saldırıya uğramıştır. İlk defa bir terör eylemi bu derece organize olmuş ve çok büyük tahribat yaratmıştır. Uluslararası alanda anti-terör uygulamaları oldukça yoğunlaşmış ve yasalar sıkılaştırılmıştır. Afganistan ve Irak işgali gibi ciddi sonuçlara yol açmıştır. İslam adına yapıldığının iddia edilmesi Müslümanlar üzerinde büyük etki yaratmıştır. Amerikalı Müslümanlar yoğun baskılara maruz kalmışlardır. 11 Eylül’den sonra terör-İslam ilişkisi tartışılmaya başlanmıştır. Kimileri İslam’ın terörü beslediğini iddia ederken, kimileri de 11 Eylül saldırılarının dinsel bir içerik taşımadığının aksine küreselleşmeye bir karşı koyuş olduğunu vurgulamışlardır. Diğer bir ifadeyle, 11 Eylül sonrası şu soru dünyada önemli bir hale gelmeye başlamıştır: İslam ile terör arasında doğrudan bir ilişki var mıdır? Din temelli terör yalnız İslam ülkelerine özgü olmasa da, günümüzde çoğunlukla İslam ülkeleri ile ilişkilendirilmektedir. Bunun nedeni İslam’ın teröre daha yatkın bir din olması mıdır, yoksa İslam ülkelerinde yaşanan siyasi, ekonomik ve sosyal olumsuzlukların yansıması mıdır?
     Siyasi amaçlı bir eylem ancak terör eylemi olarak adlandırılabilir. Örneğin 15 ve 20 Kasım 2003’de İstanbul’da iki sinagog, İngiliz Konsolosluğu ve HSBC bankalarına, 11 Mart 2004’de Madrid demir yollarına ve 7 Temmuz 2005’de Londra’da 4 ayrı metroya düzenlenen saldırılar bu türden eylemlerdir. Bu eylemlerin hepsini de İslam kaynaklı terörün odak noktasın olarak görülen El-Kaide üstlenmiştir. Ancak bilindiği gibi, Madrid ve Londra saldırıları 11 Eylül saldırıları sonrası Amerika’nın Afganistan ve Irak işgaline, İstanbul’da sinagog saldırıları ise İsrail’in Filistin’e yönelik şiddet yanlısı politikalarına bir yanıt niteliğindedir. Görünen nedenler oldukça siyasi olmasına karşın yine de bu türden saldırıların siyasi, ekonomik ve sosyal koşulların olumsuzluklarından ya da küreselleşmenin getirmiş olduğu eşitsizliklerden bağımsız oldukları düşünülmemelidir. Ancak bu bağlantı bütünü açıklamada yeterli midir?”
     Konu ile ilgili benzer bir örnek, Küçükcan’ın (2010) çalışmasında şu şekilde ele alınmaktadır: “Şiddet, terör ve din ilişkisi üzerine yapılan tartışmalarda, söz konusu eylemlere karışanların dini aidiyet ve kimliklerinden dolayı İslam on plana çıkarılmaktadır ki, bu durum, dinin şiddet ve terör bağlamında araçsallaştırılması noktasında yüz yüze olduğumuz sorunun sadece bir yönüne işaret etmektedir. Yukarıda da işaret edildiği gibi dinin araçsallaştırılması ulus aşırı bir sosyo-politik gerçekliktir. Bu nedenle konunun sadece İslam veya İslam ülkeleri kaynaklı uluslararası bağlantılar ile sınırlı tutulması resmin tamamını görmeyi engellemektedir. Bu konuyla ilgili çarpıcı örnekler arasında 1995 yılında Oklahoma City’de federal devlet dairesi binalarının bombalanması gösterilebilir. Amerikalıların çoğu, 168 kişinin hayatına mal olan bu saldırıyı Ortadoğulu teröristlerin yaptığından şüphelenmişti. Saldırıyı takip eden günlerde, gazete ve televizyonlarda çıkan haberlerde Ortadoğulu görünümlü, koyu tenli ve sakallı birilerinin olayın failleri olduğu belirtilmişti. Ancak daha sonra Timothy McVeigh adında Amerikalı birinin saldırıyı gerçekleştirdiği anlaşılmıştı. Söz konusu olayda medyanın kullandığı dil, Amerikan toplumunda aşırılık yanlısı hareketlerin çıkmasına neden olabilecek sosyolojik bağlamı yansıtamamıştır.”
     Tüm bulgular ışığında; devamlı bir değişim içerisinde olan ve bulunduğumuz yüzyılda dahi yüzlerce tanımı bulunan terör kavramının, yalnızca İspanya gibi Batı ülkelerinde değil aynı zamanda nüfusunun tamamına yakın bir çoğunluğu İslam inancını benimsemiş olan Türk toplumunun gözünde söz konusu dinsel farklılıkların kazandırdığı yeni bakış açısını göstermekte, İslam ve terör ilişkisinin ülkemiz gençlerindeki etkilerini daha yakından incelemek noktasında önemli bir bulgu ortaya koymaktadır. Türk gençlerinin İslam ve terör kavramlarını birbiriyle bu denli bağdaştırıyor olması gençlerimizin İslam dinine yabancılaştığını göstermekte, İslami terör adı altında yapılan çeşitli çalışmaların ve siyasi faaliyetlerin, Türkiye gibi İslam kültürünün hakim olduğu bir ülkede dahi İslam dinine karşı bir önyargının yaratılmasında ve İslam’ın doğrudan terör ile ilişkilendirilmesine önemli ölçüde etki etmesine sebebiyet verdiği söylenebilir. (Konuk Yazar: Özge Nur Şafak)

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-29)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir