İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-31)

İ

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (31) Türk ve İspanyol Öğrenciler Tarafından Verilen Cevapların Karşılaştırılması
     Ankette yer alan 11. soru olan “Farklı kültür ve ırklardan insanların aynı devlet bünyesinde bir arada yaşayamaması durumunda nasıl bir yol izlenebilir?” sorusuna Türk ve İspanyol öğrenciler tarafından verilen cevaplar karşılaştırıldığında;
     Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin “farklı kültür ve ırklardan insanların aynı devlet bünyesinde bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek en önemli yolların “çok kültürcülük politikaları” ve “anayasal hakları tanıma” olduğunu belirttikleri görülmektedir. Türk öğrencilerin verdikleri cevaplarda en öne çıkan yanıtın “çok kültürcülük politikaları” olduğu görülürken, İspanyol öğrencilerin verdikleri cevaplarda en öne çıkan yanıtın “anayasal hakları tanıma” olduğu görülmektedir.
     Her iki ülkede yaşayan bireylerin; farklı kültür ve ırklardan insanların aynı devlet bünyesinde bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek en önemli yolların çok kültürcülük politikaları ve anayasal hakları tanıma yolları olduğu görüşünde birleştikleri görülürken; İspanyol öğrencilerin verdikleri cevaplarda öne çıkan bir diğer yol olan “özerklik” seçeneğinin (21 kişi), Türk öğrencilerde yalnızca 7 kişi tarafından izlenebilecek bir yol olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bunun yanı sıra farklı kültür ve ırklardan insanların bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek diğer yollar olarak katılımcılara sunulan “ayrılma, tehcir, mübadele, asimilasyon, federasyon, konfederasyon” seçeneklerinin hem Türk hem de İspanyol öğrenciler tarafından oldukça az sayıda tercih edildiği görülmektedir.
     Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin verdikleri cevaplarda öne çıkan bir yol olan “anayasal hakları tanıma” seçeneğinin özellikle İspanyol öğrenciler tarafından en önemli yol olarak değerlendirilmesinde de İspanya’nın terörle mücadelede hukuk alanında yaptığı düzenlemelerin büyük bir etkisi olduğu görülmektedir.
     Bu noktada İspanya’nın ETA ile mücadelesinde hukuksal düzenlemelerin önemi ve etkilerini Kalem (2013) şu şekilde ele almaktadır: “İspanya‘nın teröre karşı mücadelesindeki dönüm noktası 1988 yılında imzalanan ve ETA‘nın siyasi kolu Batasuna dışında, ayrılıkçı olanlar dahil tüm siyasi partilerce kabul edilmiş Ajuria Enea Paktı adındaki terörle mücadele politikasıdır. Ajuria Enea Paktı‘yla gerçekleştirilen terörle mücadele politikasının bir bölümünü Anayasa oluşturuyor. 1978 İspanyol Anayasası, iki temel özelliğe sahip: geniş bir toplumsal görüş birliğine ve evrensel demokrasi ilkelerine dayanması. Geniş mutabakatın içinde, toplam %6 oyu bulunan ayrılıkçı Bask ve Katalan partileri de yer alıyor. Anayasayı yapan siyasi irade, oy oranları düşük olsa da bu partileri toplumsal mutabakatın dışında bırakmıyor ve toplumun küçük bir bölümünü temsil etseler de, onların arzusu doğrultusunda, özerklikler sistemine dayalı üniter bir devlet oluşturuyor. Özerklik sistemi İspanyol Anayasa geleneğinde yeri olan bir sistemdir. Nitekim Franco‘nun diktatörlük rejiminden önceki II. Cumhuriyet, Bask, Katalan ve Galicia bölgeleri için özerklik statüleri tanımıştır. Bask ve Katalanlar, bu kısa dönemde bir süre için de olsa, şu an sahip oldukları statülere sahip olabilmişlerdir.
     Evrensel demokrasi ilkelerine hakkında bahsetmek gerekirse, ifade ve örgütlenme özgürlükleri İspanya‘nın bugünkü Anayasası içerisinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu sayede ayrılıkçı olan Bask ve Katalan oluşumlar bizzat anayasal güvencelerle sisteme bütünleşmeye ve sorun yok edilmeye çalışılmıştır. İspanyol anayasasının bölücü partilerin kurulmasına izin veriyor olması onun bir zaafı olarak değil basit bir ifade ile düşmanın silahını düşmana karşı kullanmak olarak nitelenebilir. Zira siyasi partiler serbest olmasına rağmen yine Anayasa uyarınca Bask Ülkesi ile Katalonya‘nın bağımsız olabilmeleri imkânsızdır.
     İspanya‘nın terörle mücadele politikası, her çeşit görüş ve isteğin anayasa ile çizilen sınırları aşılmadan, özgürce ifade edilmesine dayanmaktadır. Bu, ayrılıkçı düşünce hareketlerin siyasal zemine çekilerek legalleştirilmesi ve uzlaşma ve diyalog ortamına angaje edilmesini amaçlamaktadır. Yine anayasada Baskların henüz çözümlenememiş sorunlarına anayasal çerçevede siyaset yapılarak ilerde bir çözüm bulunabileceği vurgulanmaktadır. Bu sistemin yukarıda bahsettiğimiz gibi ülkenin birliği ve bütünlüğü için ayrılıkçı Bask hareketlerin siyasallaştırılması anlamını taşımaktadır. Buna bağlı olarak, Baskların siyasi sorunlarının ancak parlamentoda yasal olarak temsil edilen siyasi partiler tarafından görüşülebileceği hükme bağlanmıştır. Böylece ETA‘nın siyasi kolu hariç tüm Bask siyasi partileri, terör örgütünün bu konuda söz hakkı bulunmayacağı hükmünün altını imzalamış olmaktadır. Bu bağlamda, ETA kesin silah bırakma karşılığı yasal siyaset yapma olanağından yararlanmaya davet edilmektedir. Topluma yeniden kazandırma prosedürü esas itibariyle kişisel bazda da böyle bir imkândan yararlanma imkânını açık tutmaktadır. Burada bir af sözkonusu değil, ancak prosedürden yararlanacak teröristin işlediği suçlara göre, cezasında indirim yapılacak ve belki daha da önemlisi cezasını çektikten sonra siyasi haklardan mahrumiyet söz konusu edilmeyecektir. Amaç, silah bıraktırmaya özendirmektir.”
     Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde ise;
     “Hukuksal alanda Terörle Mücadele Kanunu‘nu çıkarılmasının yanında İspanya‘da olduğu gibi 1 Haziran 2005‘te Etkin Pişmanlık Yasası çıkarılmıştır. Bu yasanın çıkarılmasındaki amaç terör örgütün dağ kadrosunu teslimiyetini sağlamasıydı ancak yasa istenilen verimi vermemiş, örgüt içinden kaçanlar hain olarak nitelendirildiği için toplu teslimiyet durumu olmamıştır. Yasadan yararlananları bir kısmın itirafçı olarak devlete hizmet ederken büyük bir kısmı örgütün siyasal alandaki faaliyetine katılmıştır. Olağanüstü mahkemelerin kaldırılması ile yargı kıskacı gevşetilmiş caydırıcı özelliğini yitirmiştir.”
     Tüm bulgular ışığında, araştırma kapsamında görüş bildiren hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin çok kültürcülük politikalarını etkin bir yol olarak benimsemesinde en önemli faktörlerden birinin her iki ülkenin tarihsel süreçte sahip oldukları çok uluslu, zengin kültürel yapının etkili olduğu söylenebilir. Hem Türk hem de İspanyol öğrenciler söz konusu yapıyı bir zenginlik olarak gördüğü gibi, aynı zamanda söz konusu yapının korunması ve güçlendirilmesi noktasında yapılacak çalışmaların farklı kültür ve ırklardan insanların bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek en önemli yol olduğunu düşünmektedirler. İspanya’nın ETA ile mücadelesinde öne çıkan en önemli faktörlerden biri olan terör örgütünün hukuk kıskacına alınması yolunun ise, Türk öğrenciler tarafından da etnik/bölücü terör ile mücadelede izlenebilecek önemli bir yol olarak değerlendirildiği görülmektedir. 

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-32)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz