Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (3)

T

ARİSTO MANTIĞI
     Temel Dursun’a sordu: “Yahu Dursun, Aristo mantığı nedir?”
     Dursun nasıl anlatacağını biraz düşündükten sonra konuya girdi:
     “Bak Temel…”
     “Efendim?”
     “Senin akvaryumun var mı?”
     “Var.”
     “Akvaryumunu sever misin?”
     “Evet.”
     “ O zaman balıkları da seversin?”
     “Evet.”
     “O zaman denizi de seversin?”
     “Evet.”
     “O zaman plajı da seversin?”
     “Evet.”
     “O zaman plajdaki kızları da seversin?”
     “Evet.”
     “O zaman, o kızlarla yatmayı da istersin?”
     “Evet.”
     “İşte Aristo mantığı budur Temelciğim.”
     Bu olay Temel’in kafasında yer etti. Yolda rastladığı bir arkadaşını çevirip sordu:
     “Senin akvaryumun var mı?”
     “Hayır.”
     “Ula sen o zaman ipne misun?”
TEMEL KAMYON ŞOFÖRÜ
     Temel kamyon şoförü… Kamyon çok yüklü, yükseklik 6 metre… Bir köprüye yaklaşıyor… Köprünün üstünde azami yükseklik 4 metre yazıyor… Temel sağına soluna bakıyor ve “Polis yok geçerim,” diyor.
TEMEL’İN BENZİNİ BİTERSE
     Temel arabayla giderken bakmış benzini bitiyor. Hemen en yakın benzinciye girmiş, pompanın yanında durmuş, arabadan inip benzin deposunun kapağını açmış, başlamış işemeye…
     Temel’in işediğini gören pompacı; “Yahu sen ne yapıyorsun? Bu yaptığın normal mi?” diye sorunca Temel;
     “Yo, normal değil, süper!” demiş.
TEMEL’İN BAŞI KAŞINIR
     Temel kahvede otururken başı kaşınır. Şapkasının üstünden başını kaşır. İdris sorar;
     “Ula Temel, niye başinu şapkanın üstünden kaşidun?”
     Temel cevap verir:
     “Haçan sen kıçinu kaşurken donunu çıkariy misun?”
FAHİŞE PAPAĞAN
     İşadamı Temel Amerika’ya gider, işlerini bitirdikten sonra alışveriş merkezlerinde dolaşmaya başlar. Pet shoplardan birinde akıllı ve hazır cevap bir papağan görür, papağanla biraz sohbet ettikten sonra yetkiliye gider ve papağanı satın almak istediğini söyler. Satıcı papağanın satılık olmadığını söyler, fakat Temel bir türlü vazgeçmez; paraysa para illaki bunu bana satacaksınız diye ısrar eder. Satıcı bakar kurtuluş yok, Temel’e, bak bizde papağanın dört tane yumurtası var; bu yumurtaları sana verelim hem daha ucuz olur hem de dört tane birden papağanın olur der. Temel biraz düşünüp kabul eder. Trabzon’a döner dönmez hemen yumurtaları kuluçkaya yatırır. Bir süre sonra yumurtalar çatlamaya başlar. Birinciden civciv, ikinciden güvercin, üçüncüden muhabbet kuşu, dördüncüden ise ördek çıkar. Temel bu işe epey bozulur. Bir kaç ay sonra Temel yine Amerika’ya gider, işlerini bitirince doğru papağanın bulunduğu dükkâna gider. Papağan Temel’i uzaktan görür görmez başlar kahkahalarla gülmeye. Temel, “Ne güleysun ula?” diye sorar. Papağan; “Niye gülmeyeyim, New York’ta herkes senin enayiliğini konuşuyor!” deyince Temel de fırsatı kaçırmaz; “O da bir şey mi ula… Trabzon’da herkes senin sapık ilişkilerini konuşuyor!” der.
TEMEL’İN AMERİKA KEYFİ
     Temel ve Dursun bir gün ellerinde sazla Amerika’ya giderler. Epey dolaştıktan sonra yorulurlar ve uyurlar. Sabah kalktıklarında etraflarında bir sürü Kızılderili görürler, çok korkarlar. Temel Dursun’a; “Dur bunlar hayatta saz görmemiştir. Bir saz çalayım da kaçsınlar!” der. Temel’in sazı çalmasıyla birlikte Kızılderililer hızla kaçarlar. Dursun; “Vay, sen bunları sadece bir sazla kaçırdın… O zaman buranın adı TEKSAZ olsun!” der.
     Ertesi gün dolaştıktan sonra tekrar uyurlar ve sabah kalktıklarında etraflarında gene Kızılderilileri görürler. Bu sefer Dursun, “Bir de ben saz çalayım da korkup kaçsınlar,” der. Dursun sazı çalar ama Kızılderililer korkmaz ve sazı Dursun’un arkasına sokarlar. Temel de, “Eh… Bu sazı senin arkana soktular ya, o zaman buranın adı da ARKANSAZ olsun!” der.
     Ertesi gün uyurlar, uyandıklarında gene karşılarında Kızılderilileri görürler. Bu sefer Temel, “Dur başka bir yöntemim var,” der ve güçlü bir sesle yellenir. Kızılderililer kaçmaya başlarlar. Dursun da, “Mademki adamları yellenip de kaçırttın, buranın adı da LAZVEGAZ olsun!” der.
TEMEL UZAYDA
     NASA uzay araştırma merkezi, günlerden bir gün Mars’a gidebilecek bir mekik yapar. Bu mekiğe üç ayrı ülkeden üç astronot binecektir. Bunlar bir Fransız, bir Alman ve Türkiye’den de Temel’dir. Bunlara orada uzun süre kalacaklarını ve bu yüzden yanlarına en çok sevdikleri şeyi almalarını söylerler. Alman, “Ben içki içmeden yapamam, bana içki verin!” der. Fransız, “Ben karım olmadan yapamam, onu da götüreyim,” der. Temel, “Ben da sigarasuz edemem,” der ve sigara ister.
     Aradan yıllar geçer, artık mekiğin döneceği gün gelmiştir. Onlar için büyük bir tören düzenlenir. Önce Fransız iner mekikten, yanında karısı ve iki küçük çocuğu vardır. Sonra Alman, gözleri kan çanağı gibi, sendeleyerek iner mekikten. En son Temel fırlar ve elinde bir sigara, bağırır; “Uy hemşerum! Ateşi olan var mi?”
ORUÇLU TEMEL
     Dursun Temel’e sormuş:
     “Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?”
     Temel, “100 tane,” demiş.
     Dursun, “Hadi oradan, yesen yesen 1 tane yersin, geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin!” demiş.
     Bu espri Temel’in çok hoşuna gitmiş. Yolda Cemal’i görmüş ve hemen sormuş:
     “Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?”
     Cemal, “50 tane,” demiş.
     Temel, “Ha uşağum, 100 deseydin sana müthiş bir espri yapacaktum!” demiş.
AVCI TEMEL
     Temel ile Dursun Amerika’da bir yarışmaya katılırlar. Bu yarışmada en çok yerli öldürene 100 bin dolar verilmektedir. 3-4 gün aramalarına rağmen bir tane bile yerli öldürememişlerdir. Bir gün sabah kalktıklarında etraflarını sarmış 100’ü aşkın yerli ile karşı karşıya gelirler. Temel Dursun’a seslenir;
     “Ula Dursun, kalk bak uşağum… Toptan furguni furduk!”
TEMEL SIKIŞIRSA
     Temel, Dursun’a yatılı ziyarete gitmiş. Yemişler içmişler, sıra yatmaya gelmiş. Dursun;
     “Bak Temel, yatak odandan tuvalete gitmek için bizim odadan geçmen gerekecek. Bunun olmasını istemiyorsan, şimdiden tuvalete git de gece gelmesin,” demiş.
     Temel; “Tuvaletim yok. Merak etme, gelse de tutarım zaten,” diye yanıtlamış.
     Bu diyaloğun ardından yatmışlar, ama gece yarısı Temel fena halde sıkışmış. Yatak odasından geçmek de istememiş. Bakmış pencerede bir saksı içinde çiçek var. Çiçeği toprağıyla birlikte çıkarıp hacetini gidermiş, toprağı tekrar yerine koyup uyumuş ve ertesi sabah da çekip gitmiş.
     Aradan birkaç ay geçtikten sonra Dursun, Temel’i telefonla aramış:
     “Temel, nereye .ıçtın çabuk söyle… 4 ev değiştirdik, ev hâlâ kokuyor!”
MAVİ MAYMUN
     Bir gün, Amerikalı bir bilim adamı mavi maymunları incelemek üzere Türkiye’ye gelir. Mavi maymunların da en sık olduğu bölge Temel’in köyünün olduğu bölgedir. Bilim adamı köye gelir ve köy kahvesinden birine, köyün en iyi nişancısının kim olduğunu sorar. Adamın biri bu köyün en iyi nişancısının Temel olduğunu söyler. Bunun üzerine bilim adamı Temeli çağırtır. Temel gelir, bilim adamı bir bakar ki Temel’in bir tane eski tüfeği ve bir tane de uyuz köpeğinden başka bir şeyi yoktur. Kendi kendine, “En iyi nişancı buymuş ne yapalım,” der.
     Bilim adamıyla Temel ormana giderler. Temel bilim adamına, “Bak, şimdi ben ağaca çıkacağım ve sallayacağım… Maymun düşerse sen bir şey yapma, köpek onu becererek bayıltır!”
     Bilim adamı merakla sorar: “Peki tüfek ne işe yarayacak?”
     Temel, “Ağaçtan maymun yerine ben düşersem o silahla köpeği vuracaksın!”
GÖZLÜK
     Temel Uzak-Doğu’ya gider. 250 dolar verip, bakınca insanları çıplak gösteren gözlüklerden alır. Takar bakar çıplak, çıkarır bakar giyinik. Çok hoşuna gider. İkide bir takıp, çıkarır. Eve gözünde gözlük gider bakar, Fadime ile sütçü çıplak. Gözlüğü çıkarır bakar çıplak. Takar bakar çıplak. Müthiş canı sıkılır ve Fadime’ye derki:
     “Ula Fadime, 250 dolar verdim hemen bozuldu!”
SOLDAN TRAFİK
     Temel İngiltere’ye gidecekmiş. Arkadaşı Cemal, İngiltere’de trafiğin soldan olduğunu ve bunun Temel için oldukça tehlikeli olacağını söyleyip, dikkatli sürmesini öğütlediğinde, Temel;
     “Merak etme yeğen, dün Rize’den Samsun’a soldan gittim, bunun ne kadar tehlikeli olduğunu bilirim da!” demiş.

Yazar hakkında

Yorum Ekle