Ne Arap’ın Yüzü… (18)

N

     DEDİKODU VE SÖYLENTİ YAYMAK
     Kızgınlığı tahrik eden faktörlerin başında dedikodu gelir. Sürekli birbiriyle yakın temasta olan Araplar, diğerlerinin ne yaptığını bilir. Bireyler ve gruplar arasındaki bu yakın ilişki, bir kimsenin özel hayatına diğerinin kolayca karışmasına neden olur. Buna ek olarak; topluma hâkim olan işsizlik ve bireylerin bir şeylerle meşgul olma arzusu dedikoduyu doğurmaktadır.
     Dedikodunun eğlence noksanlığından ileri geldiği düşünülebilir. Dedikodu, Arap toplumunda alışkanlık haline gelen nefret ve düşmanlıkla harman edilmiş muzır niyetleri açığa çıkaran bir faaliyettir. Aynı zamanda dedikodu; boş yere edinilen birçok faydasız deneyimden doğan tecavüzkâr hislerin en zararlı konulara kanalize edilmesidir.
     Söylenti yaymak da toplumda yaygın bir alışkanlıktır. Arap, hassas oluşu ve çabuk karar verişi nedeniyle, herhangi bir kimse hakkında, tek bir hareketine dayanarak karar verme eğilimindedir. Önemsiz bir sözden, abartılmış görüşler ortaya atılır. Araplar, dedikodu ve söylentilere körü körüne inanırlar. Bir söylentinin doğru olup olmadığını mantık ölçüleri içinde tartışmaya gerek görmezler. Arapların bu özelliklerinden faydalanarak gereken propagandayı yapmak mümkündür.
     Birinci Dünya Savaşı’nda Ortadoğu’da faaliyet gösteren ünlü İngiliz ajanı T.E. Lawrence (1) “Seven Pillar of Wisdom” adlı eserinde, bu konuyla ilgili olarak şu görüşlere yer vermiştir:
     “… Araplara bir yabancı olarak gönderildim. Düşüncelerini tahmin etmek veya inanışlarını anlamaktan acizdim. Fakat, İngiltere’nin çıkarları için Arapları peşimden sürüklemek ve onları toplu bir harekete en iyi şekilde hazırlamak üzere görevlendirilmiştim. Suriye ve Mezopotamya’daki kabile halkı ve köylülerin geleneklerini öğrenmek için en fakir Arapların arasına karıştım. Bu suretle onları anlamak ve onlar gibi düşünmek olanağını elde ettim…”
     Dedikodu ve söylenti, eğer bir Arap’ın şerefine dokunuyorsa, çok ciddi kargaşaya yol açar. Araplar şereflerine çok önem verirler. Arap’ı küçümser tarzda azarlamanız veya ona çirkin bir sözcükle seslenmeniz, size saldırmasına neden olabilir. Şerefine dokunulduğunda, Arap’ın duyguları büyük ölçüde kabarır. Özellikle bir erkeğin kızgınlığını tahrik eden en hassas konu, aile grubu içindeki kadınların ırzını ve namusunu küçük düşürecek davranışlardır.
     İlk dönemlerden günümüze kadar Arap kadını, en yakın erkek akrabasının, babasının. Kardeşinin ya da kocasının üzerinde titizlikle durduğu bir eşya olarak mütalaa edilmiştir. İslamiyet’in kabulüyle birlikte, Arap toplumunda evlenmeden önce veya evlendikten sonra kurulan kadın-erkek ilişkileri çok özel bir konumda süregelmiştir. Kadının cinsel davranışı onun namusu demektir. Erkeğin namusunu da, aile içindeki kadınların gayri ahlâki cinsel temasları tayin etmektedir. Bu nedenle kadının namusu, erkeğin meselesi haline gelmiştir. Erkek, aile içindeki kadınların başkalarıyla cinsel temasta bulunmamalarını sağlamakla yükümlüdür. Bunu yapmadığı takdirde, kadının gayri ahlâki cinsel teması, erkeğin şerefini lekeleyen bir damga olarak kalacaktır.
     Evli bir kadının bir erkekle cinsel ilişki kurduğundan şüphe edilir ve bu konuda suçlandırılırsa, o kadının namusu ilelebet kirlenmiş sayılır. Kadının erkek akrabaları, genellikle onu ya öldürür (2) yahut da evden kovup onunla ilişkilerini keserler. Bu tip kadınlar, toplum içinde daima küçümsenir ve lanetlenir. Arap’ın şerefini ayaklar altına alan veya onu lekeleyen bir kimseyle toplum arasında bir daha asla iyi münasebet kurulamaz.
     Bir kızın iğfal edilmesi, evli bir kadının başka bir erkekle cinsi münasebette bulunması ya da genel anlamda kadınla erkek arasındaki bu tarz ilişkiler, Arap toplumunda çok hassas konulardır. Bu gibi durumlarda, duyguları tahrik edilmiş kişiler, uzun süren düşmanlık veya ölümle sonuçlanan olaylara yol açabilirler.
     Arap, son derece hassas bir konu olmasına rağmen, başka bir kadının ya da bir erkeğin namusu hakkında tatlı tatlı dedikodu yapar. “Kahbe” ya da “kavvad” kelimelerini konuşmaları arasında sık sık kullanır. Kavvad diye isimlendirilmek, bir erkek için fena bir suçlamadır. Kavvad, genelevlere müşteri götüren kimselere denmektedir.

(1) Thomas Edward Lawrence; Osmanlıların Arap yarımadasında yenilgiye uğratılmasının zeminini hazırlayan İngiliz gizli servis elemanıdır. Aslında üniversitede öğretim üyesi olup, Ortadoğu arkeolojisi uzmanıdır. Sınırsız para olanaklarını kullanarak Arap milliyetçiliğini sonuna kadar körüklemiş, Türk düşmanlığının ilk tohumlarını ekmiş, sonunda “İngiltere’nin millî kahramanı”, “Arabistan’ın taçsız kralı” olarak ilan edilmesine neden olan Ortadoğu yenilgisini hazırlamıştır. Sonradan yayınlanan anılarının bir sürü çelişkiler ve yalanlarla dolu olması, yakınında bulunan kişilerce “İç dünyasında karışık, yalancı, fırsatçı, cinsel sorunlarla boğuşan, homoseksüel ve mazoşist eğilimleri olan” biri olarak tanımlanması, ne yazık ki, tarihi kaderin değişmesini engelleyememiştir.
(2) Mahkeme yoluyla alınan öldürme kararına “recm” denir. Recm, taşlayarak öldürmek demektir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle