Tarihin Bilinmeyenleri (Şifre Kırıcılık: Kriptanaliz)

T

     Göründüğünden daha zor, zaten inanılmaz derecede zor görünüyor.
     İnternet aramıza katılıncaya kadar, sadece ordular, bankacılar ve casuslar şifre kullandılar. Şimdi çok satan bir kitabı veya video oyununu satın alışınızı şifreleyen 128-bit algoritmleri var, böylece kimse sizin ne aldığınızı bilemiyor. Casuslar tarafından gönderilen bir mesajın şifresini çözerseniz ciddi bir iş üzerinde olduğunuzu garanti ederim. Biliyorsunuz, Naziler şifreli mesajlarıyla CD satın almıyorlardı.
     Kriptanaliz neredeyse kriptoloji (bilgiyi şifreli hale getirmek) kadar zordur. İnsanlar birinden bir haberi saklamak için bir nedenleri olduğundan beri bilgileri şifreliyorlar, yine de ilk yöntemler oldukça basitti.
     Konunun Ciddi Bir Tarihi
     Yunanlılar mesajlarını belirli bir kalınlıktaki bir sopanın üzerine spiral şeklinde sarılmış kumaşa yazarlardı; kumaştan şerit açıldığında yazılanlar anlamsız hale gelirdi. Romalılar belirli bir düzene göre tüm harflerin yerlerini değiştirirdi. Kaç harfi çevirmeniz gerektiğine Julius Caesar karar verirdi.
     Arap Know-How’ı
     Ciddi şifrelemelerin yapılabilir hale gelmesi on beşinci yüzyılı bulmuştur. Araplar (Avrupa o karanlık çağa gömülmüşken onlar Batı bilimine sahip çıkıp geliştiriyorlardı) kriptolojinin de, kriptanalizin de temellerini sistemleştiriyorlardı. Bazı harflerin (sesli harfler gibi) diğerlerinden daha sık kullanıldıklarını ilk fark eden onlardı ve bazı harflerin kullanım sıklığına bakarak şifreyi kolayca kırabiliyorlardı. Biliyorum, “Hıh, kriptanalizde harf frekansı dağılımını kim bilmez?” diyorsunuz. Ama unutmayın o zamanlar her şey daha basitti.
     Yankee Mahareti
     Kriptolojinin kendi başına kazandığı bir savaş yoktur ama savaşların kazanılmasına yardımcı olmuştur. Bu da savaşan tarafların, düşman şifrelerini çözmeye öncelik tanıması için yeterlidir. Konfederasyon ordusunu ele alalım. Konfederasyon ordusu Kuzeylilerin şifrelerini çözmekte o kadar zorlandı ki, insanlar evlerinde bunları çözmeye uğraşsınlar diye şifreli mesajları gazetelere bastılar. Ama Kuzeyliler görece daha basit bir şifreleme kullanan Konfederasyonculann şifrelerini çözmekte hiçbir güçlük çekmiyorlardı.
     Her Şey Kontrol Altında
     Büyük olasılıkla kriptanalizin önemiyle ilgili en iyi örnek; İkinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerin, Ultra adlı programlarıyla, Almanların Enigma adlı şifreleme sistemini kırmalarıdır.
     Ünlü matematikçi Alan Turing’in başında olduğu Ultra projesi, Müttefikleri Almanların planlarından haberdar ederek büyük bir avantaj sağlıyordu. Bu avantajı her zaman kullanmadılar. Eğer Müttefik kuvvetleri Almanların her hamlesine cevap verselerdi tahmin edeceğiniz gibi Almanlar şifrelerinin kırıldığını anlarlardı.
     Ne Bombası
     Bu durum, çok çetrefilli manevraların yapılmasını gerektiriyordu. Örneğin şifreyi çözdüklerinden İngilizler Alman konvoyunun yerini biliyorlardı, sonra konvoyu “keşfetmek” için bir uçak gönderiyorlar ancak ondan sonra konvoyu bombalayabiliyorlardı. Bazen bu yüzden kurban verdikleri de oluyordu: Bir keresinde İngilizler, Coventry şehrinin bombalanacağını öğrendiler ama şehri boşaltmak yerine (şifreyi çözdüklerini belli etmemek için) bombalanmasına izin verdiler.

Yazar hakkında

Yorum Ekle