Korkularınızdan Korkmayın

K

       Korkularımız
       Korkularımız bizi sadece korkutmakla kalmayıp, hayatımızı engellemekte de pek ustaca rol oynarlar. İnsan doğasının en tatsız duygularından biri olan korkularımızı kimi zaman açıkça ifade eder, kimi zamansa bundan bile çekiniriz. Bazen birinin rahatça dile getirdiği bir korku, diğeri için kimselere belli edilmemesi gereken bir duygu olur çıkar. Şüphesiz erkekler kadınlara göre çok daha şanssızdır bu konuda. Çünkü toplum çoğu kez erkeklerin korkularına bir de bunu açığa vurma korkusunu ekler. Oysa korku herkes için geçerli olan insani bir duygudur. Bazıları “Allah’tan başka” parantezini açarak, hiçbir şeyden, hiç kimseden korkmadıklarını söyleyerek böbürlenseler de, kim inanır ki buna? Hiç yalan söylemediğini iddia etmek kadar gerçek dışı bir böbürlenmedir bu.
       İnsan hayatının bir parçası olan korkular başarılarımızın, huzurumuzun, hayattan alacağımız zevkin ve kimi zaman tüm mutluluğumuzun önüne kocaman birer engel olarak çıkarlar. Elbette çok çeşitli ve farklı yoğunluk derecelerinde olabilirler, ama hepsi de az veya çok insan hayatını zorlaştırma özelliğine sahiptir. İnsanın doğarken sadece ses ve düşme korkusuna sahip olduğunu, diğerlerinin tümünü yaşam sürecimiz içinde toplumsal öğretilerle edindiğimizi düşünürsek, bu zorlayıcı tabloyu daha gerçekçi gözlerle görebiliriz.
       Korkularımızı normal ve normal olmayanlar olarak ikiye ayırabiliriz. Örneğin; akrepten korkmak normal bir korku sayılabilecekken, her an her yerden akrep çıkacağını düşünüp, hayatı kendine zehir etmek normal olmayan bir korkudur. Bunun gibi hırsızdan korkmak normal, ama tüm önlemleri aldığımız halde sürekli evimize hırsız girecek korkusuyla yaşamak ayrı bir şeydir. Bu şekilde normal korkular olarak adlandırdığımız korkuların faydalı oldukları bile söylenebilir. Zaten doğuştan gelen ses ve düşme korkusu insan hayatı için bir tür alarm sistemi olarak düşünülebilir. Yaşam süreci içinde gelişen benzer korkular da temel önlemleri almamıza neden olarak, aynı görevi görürler. Normal olmayan korkular ise, olumsuz hayat gücünün devreye girdiği noktada başlar. Her şey yolunda gittiği zamanlarda bile, kötü bir şeyler olacak endişesi içinde kıvranan insanlar biliriz. Pek çok örnek korku ve korkusuzluğun dıştan gelen etkilerle değil, kişinin ruhsal durumuyla ilgili olduğunu açıkça gösterir. Örneğin; ekonomik seviyesi aynı olan iki insandan birinin sürekli gelecek endişesi içinde yaşadığına, diğerinin ise korkusuzca huzurlu bir hayat sürdürdüğüne şahit olabiliriz.
       Korkuyla Başa Çıkabiliriz
       Eğer tüm hayatımızı korkuların hapishanesinde geçirmek istemiyorsak, onları kendi haline bırakmak yerine, baş etmenin yollarını aramalıyız. Çünkü korkularımız var oldukça, gerçek özgürlük hiçbir zaman bizim olamaz. Onlardan kurtulmanın kolay olduğu söylenemez. Korktuklarımızla mücadele etmekten “korkmamız” pek de anlaşılamayacak bir durum olmasa gerek.
       Bazılarımızın fobi olarak adlandırılabilecek korkuları vardır ve bunlar kimi zaman oldukça ağır bir tablo oluşturabilirler. Bu çok özel durumları bir yana bırakarak, günlük hayatımızı olumsuz yönde etkileyen, yaşam kalitemizi düşüren korkularımıza karşı pekâlâ kendi kendimize bir eylem planı hazırlayabiliriz. Bunun için iç dünyamıza dikkatle bakmamız ve ona zaman ayırmamız gerekli.
       Korkularımızdan kurtulmaya çalışırken, düşünce gücünün mucizevi etkilerini hatırlayarak işe koyulmalıyız. Onları el yordamıyla hissetmeyi bir kenara bırakıp, ciddi bir biçimde masaya yatırdıktan sonra, hayatımızdaki etkilerini düşünmeye başlayabiliriz. Eğer gerçekten hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor, başarı şansımızı düşürüyor ve mutluluğumuzu engelliyorlarsa çaresine bakmamız gerekir. Tabii korkunun esiri olarak hayata sadece seyirci kalmak, bir köşede mutsuz bir şekilde sessizce yaşayıp gitmek istemiyorsanız.
       Çok korkuyoruz
       Korku insani bir duygu. Nedenleri ve yoğunluğu biraz farklı da olsa bunu hepimiz yaşıyoruz. Önemli olansa korkularımıza teslim olmayıp, onları mümkün olduğunca kenara iterek yolumuza devam etmek. Bu duyguyu yaşayan ilk ve tek kişi olmadığımızı hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. Her insan başaramamaktan, beğenilmemekten, küçük düşmekten, eleştirilmekten, aldatılmaktan, incinmekten, yanlış anlaşılmaktan, yakınlarını, eşini, işini, maddi gücünü, olanaklarını kaybetmekten, canının acımasından, hastalıktan, felaketlerden korkar. Önemli olan hiç korkusuz bir ruh hali değil, bu korkuları kontrol altında tutmayı bilmektir. Bir anlamda onlarla birlikte yola devam etmeyi öğrenmek ve onlar orada diye yolculuktan vazgeçmemektir…
       Biliyoruz ki korku sadece bir düşünceden, üstelik de kendi düşüncemizden ibarettir. O halde onu değiştirip, rahat bir nefes almak bizden başka kimin elinde olabilir ki? Işığa doğru yürümeyi alışkanlık haline getirirsek, birer gölgeden ibaret olan korkular daima gerilerde kalacaktır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi