İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-34)
İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-34)

İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-34)

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (34) Türk ve İspanyol Öğrenciler Tarafından Verilen Cevapların Karşılaştırılması
     Ankette yer alan 14. soru olan “Kültür ve dil farklılıkları etnik kökenli/bölücü terörün ortaya çıkışını etkiler mi?” sorusuna Türk ve İspanyol öğrenciler tarafından verilen cevaplar karşılaştırıldığında;
     Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun “kültür ve dil farklılıklarının etnik bölücü terörün ortaya çıkışında etkili olduğu” görüşünde birleştikleri görülmektedir.
     Bunun yanı sıra, araştırma kapsamında görüş bildiren Türk öğrencilerin 33’ü, İspanyol öğrencilerin ise 68’i “kültür ve dil farklılıklarının etnik bölücü terörün ortaya çıkışında etkili olmadığı” görüşünde birleştikleri görülmektedir. Söz konusu bulgu incelendiğinde, İspanyol öğrencilerin büyük bir kısmının “kültür ve dil farklılıklarının etnik bölücü terörün ortaya çıkışında etkili olduğu” görüşünde Türk öğrenciler ile birleştikleri görülse de, tam zıt görüşü savunan İspanyol öğrencilerin sayısının da azımsanamayacak çoğunlukta olduğu, İspanyol öğrencilerin bu konu ile ilgili bir fikir ayrılığı yaşadıkları söylenebilir.
     Konu ile ilgili Kalem (2011) araştırmasında dil ve kültür farklılıklarının etnik bölücü terörün ortaya çıkışına etkilerini şu şekilde açıklamaktadır: “Her ayrı dil konuşan topluluğu ayrı bir etnik kimlik sayıp ona göre değerlendirilmesinin de etnik sorunları çözecek bir yöntem olarak düşünülmesi yanıltıcı olabilir. Örneğin Hindistan‘da yaklaşık 600 ayrı dil konuşulmaktadır. Başka pek çok ülkede de benzer durumların varlığından söz edilebilir.
     Genel olarak, benimsedikleri dil, din ve sahip oldukları kültür itibariyle diğer gruplardan farklı olan gruplar etnik olarak nitelenir. Dil ve dini inanç, etnikliğin dışa yansıyan en önemli göstergeleridir. Ancak etnik kimliği belirlemede dil ve din unsurları birlikte önem taşıyabilecekleri gibi, ayrı ayrı da önem taşıyabilirler. Bir bölgede aynı dili konuşan ancak farklı ırklara mensup iki ya da daha çok etnik grup bulunabilirken, kimi zaman da ırksal köken bakımından aynı ancak farklı öğeler ile ayrılan gruplar mevcuttur. Burada yakın geçmişte yaşanmış olan etnik çatışmanın tarafları; Ortodoks Sırplar, Katolik Hırvatlar ve Müslüman Boşnaklardır. Dikkat çekicidir ki; yakın geçmişte çok kanlı çatışmaların tarafları olmuş bu üç grup da Güney Slav ırkındandır. Fakat farklı dil konuşan toplulukları ayrı birer etnik kimlik sayarak buna göre bir yargıda bulunmak yanlış ve yanıltıcı olabilir.”
     Tüm bulgular ışığında; hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun kültür ve dil farklılıklarını etnik bölücü terörün ortaya çıkışında etkili bir faktör olarak değerlendirdiği, fakat 11. soruya ait bulgularda da görebileceğimiz üzere; farklı kültür ve ırklardan insanların bir arada yaşayamaması durumunda izlenebilecek en önemli yolun “çok kültürcülük politikaları” olduğu yönündeki değerlendirmeleri göz önüne alındığında, hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin kültür ve dil farklılıklarını etnik bölücü terörün ortaya çıkışında etkili birer faktör olarak değerlendirmelerine rağmen, buna karşın alınabilecek en önemli önlemin de “çok kültürcülük politikaları” gibi söz konusu farklılıkları ayrıştırmak yerine birleştirmek yolunda atılacak adımlar olduğunu belirttikleri görülmektedir.

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-35)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir