İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-35)
İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-35)

İstihbarat Notları (PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-35)

     İspanyol ve Türk Öğrencilerin Gözünden Etnik Ayrılıkçı Terörün Sosyolojik Anatomisi
     (35) Türk ve İspanyol Öğrenciler Tarafından Verilen Cevapların Karşılaştırılması
     Ankette yer alan 15. soru olan “Etnik kökenli/bölücü terör ile mücadelede komşu ülkeler başta olmak üzere uluslar arası işbirliğinin önemli olduğunu düşünüyor musunuz” sorusuna Türk ve İspanyol öğrenciler tarafından verilen cevaplar karşılaştırıldığında;
     Hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin “etnik bölücü terör ile mücadelede uluslararası işbirliğinin önemli olduğu” görüşünde birleştikleri görülmektedir. Araştırma kapsamında görüş bildiren Türk öğrencilerin yalnızca 8’i bu görüşe katılmadığını belirtirken, İspanyol öğrencilerin tamamı bu görüşe katıldıklarını belirtmektedir.
     Konu ile ilgili Al (2050) çalışmasında PKK terörünün uluslararası boyutunu şu şekilde ele almaktadır: “Günümüzde terörün en önemli özelliği, uluslararası bir nitelik kazanması ve bu ilişkilerini oldukça geliştirmiş olmasıdır. Artık, teröristler eskiden olduğu gibi sadece içinde bulundukları ülke ile sınırlı kalmayıp, başka ülkelerdeki farklı gruplar ile bağlantılar kurarak karşılıklı destek sağlamaktadırlar. Dolayısıyla teröristler, uluslararası bağlantılarını ve modern teknolojiyi de kullanmak suretiyle milletlerarası etki yapan eylemler düzenleyebilmektedirler.
     Bu terör eylemlerinde teröristlerde ortaya çıkan uluslararası kamuoyundan destek elde etme amacı bu durumun en başta gelen hazırlayıcısıdır denilebilir. Günümüzde sadece bir devletin sınırları içerisinde sınırlı kalan bir terör faaliyeti neredeyse bulunmamaktadır.
     Nitekim PKK’nın yayın organı olan ROJ TV’nin genel merkezinin Danimarka olması, bu örgütün geçmiş yıllarda Yunanistan, İran, Suriye gibi komşularımızda eğitim kampları bulundurmaları bu duruma bir örnek olarak verilebilir. Ayrıca şuanda tasfiye edilmiş olan ASALA Terör örgütü Türkiye’nin Yurtdışı Temsilciliklerini ve burada çalışan personeli hedef alan eylemleriyle ve zamanında PKK terör örgütü ile yapmış olduğu işbirliği çerçevesinde uluslararası teröre örnek gösterilebilir. Bu bağlamda gerek PKK Terör örgütü gerek ASALA Terör örgütünün birer Uluslararası Terör örgütü olduğunu savunabiliriz.”
     İspanya’nın ETA ile mücadelesinde uluslararası işbirliğinin rolünü ise Kalem (2011) şu şekilde ele almaktadır:
     “İspanya‘nın 1986 yılında AB‘ye üye olması terörle mücadelesinde olumlu bir şekilde etki etmiştir. Üyelik sonrasında sınırların kaldırılmasıyla Fransa kendi ülkesinde teröre maruz kalabileceğini değerlendirerek İspanya ile işbirliğine karar vermiştir. Yani ETA‘ya olan en büyük destek kesilmeye başlamıştır. 1999‘da New York‘ta imzalanan “Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme” İspanya iç hukukuna bütünleştirmiştir. AB ve BM desteği ile “Teröristlerin Ekonomik Faaliyetlerini İzleme Komitesi” oluşturulmuştur. Böylece finansal desteğin durdurulması, finansal desteğin hareketinin belirlenmesi gibi konular önem kazanmıştır.”
     Bu noktada konu ile ilgili Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan, terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemine büyük ölçüde dikkat çeken şu yazıyı incelemek faydalı olacaktır:
     “Türkiye, etnik bölücü PKK’dan aşırı solcu terör örgütü DHKP-C’ye, El Kaide ve DEAŞ gibi dini istismar eden terör gruplarından “17 Kasım” ve ASALA gibi terör örgütlerine kadar, terörizmin farklı biçimleriyle yıllardır mücadele etmektedir.
     Türkiye için terörle mücadelede uluslararası işbirliği hiçbir zaman bir söylemden ya da akademik bir ilgiden ibaret olmamıştır. Türkiye’yi hedef alan terör grupları ülkemizin sınırlarının dışında teröristler için eğitim kampları kurmakta, fon toplamakta ve medya organları yoluyla propagandalarını yapabilmektedirler. Terör örgütlerinin liderleri, terör suçlarının failleri, hamileri ve finansörleri Türkiye dışında serbestçe dolaşabilmektedirler
     Bu tehdide karşı uzun yıllardır verdiğimiz mücadeleden çıkarılan temel derslerden biri uluslararası düzeyde somut işbirliği olmadan, terörle mücadelede başarılı olunamayacağıdır.
     Bu anlayıştan hareketle Türkiye, uluslararası toplumun terör tehdidine karşı farkındalığını artırma çabalarında her zaman ön planda olmuştur. Daha etkin terörle mücadele mekanizmalarının oluşturulmasını teminen, gerek ikili planda, gerek çeşitli uluslararası platformlarda ciddi çaba göstermiştir.
     Türkiye, bu çabalarında şu hususları vurgulamaktadır:
* Terör, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik büyük bir tehdit teşkil etmektedir ve motivasyonu ne olursa olsun; nerede, ne zaman ve kim tarafından işlenirse işlensin hiçbir terör faaliyeti meşru görülemez.
* Teröristlerin barınmasının önlenmesi için “iade et veya yargıla” prensibi temelinde devletler arasındaki işbirliği artırılmalıdır.
* Uluslararası toplum, terör örgütleri arasında ayırım gözetmemelidir ve terör gruplarının, üyelerinin ve eylemlerinin önlenmesinde, sindirilmesinde, takibinde ve yargılanmasında aynı kararlılıkla hareket edilmelidir.
* Terörü herhangi bir din ya da etnik grupla ilişkilendirmek tamamen yanlıştır ve teröristlerin amaçlarına hizmet etmektedir.
     Son dönemde artan terör tehdidi uluslararası işbirliğinin önemini daha da ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda, günümüzde uluslararası toplum emsali bulunmayan ölçekte bir tehditle karşı karşıya bulunmaktadır. Terör örgütleri küreselleşmekte, çok daha büyük ölçekte kayıplara yol açabilecek şiddet kapasitesine ulaşmakta, gelişen sosyal medya imkanları sayesinde kendi söylemlerini yayma ve gençleri şiddete teşvik etme yeteneklerini arttırmaktadırlar. Dünyanın herhangi bir bölgesinde, sadece yanlış zamanda yanlış yerde bulunan insanları ayırt etmeden hedef alan bir terör saldırısının gerçekleşmediği bir gün neredeyse yok gibidir. Yabancı Terörist Savaşçılar fenomeni bu endişe verici gerçeğin bir tezahürüdür.”
     Tüm bu bulgular ışığında, araştırma kapsamında görüş bildiren hem Türk hem de İspanyol öğrencilerin etnik bölücü terör ile mücadelede uluslararası işbirliğinin önemli olduğu noktasında bir görüş birliklerinin bulunduğu ve söz konusu görüş birliğinin tarihsel süreçte, İspanya’nın ETA ile mücadelesinde öne çıkan bir unsur olarak karşımıza çıktığı görülmektedir.

(Gelecek yazı: PKK ve ETA Terör Örgütlerine Uluslararası Bir Bakış-36)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir