Tarihin Bilinmeyenleri (Bütün Haçlı Seferlerini Bitirecek Olan Haçlı Seferi)

T

     1096’da Halkın Haçlı seferi her anlamda iflas ettikten sonra gerçek bir ordunun harekete geçme vakti gelmişti. Bu aslında ‘ikinci’ Haçlı Seferi olsa da ‘birinci’ diye adlandırılır.
     Şövalyeler ve prensler, tecrübeli savaşçılar, Hristiyanlığın Kutsal Toprakları’nı kafir Türklerin elinden almak için bir dizi sefer düzenlediler. Bu resmi seferlerin ilki tahmin edeceğiniz gibi İlk Haçlı Seferiydi. (1096-1099)
     Kötü Çocuklar
     25 binle 30 bin kişi arasındaki, bugün için mütevazı ama o gün için önemli sayıdaki Hristiyan güçlerinin çoğunluğunu, Fransızlar ve Normanlar oluşturuyordu. Normanlar on birinci yüzyılda Avrupa’nın cüretkâr ve maceraperest kötü çocuklarıydılar. 1066’da İngiltere’yi fethetmiş ve Bizans İmparatorluğu’ndan İtalya’nın güneyinin büyük kısmını almışlardı. 1097 yılının Mayıs ayında gözlerini Balkanlara, oradan da Konstantinopolis’e çevirmişlerdi.
     Bizanslılar
     Konstantinopolis bir refah ve kültür kentiydi. Aynı zamanda Kutsal Topraklara saldırı düzenleyecek Haçlıların da üssüydü.
     Ama baştan beri Haçlılar ve Yunan Ortodoks Hristiyanları olan Bizanslı müttefikleri arasında uyuşmazlık vardı.
     Bütün Bizanslılar kafirlere kaptırdıkları Anadolu’daki topraklarını geri almak istiyorlardı. Haçlılar da en azından Hristiyanlık için en kutsal kent olan Kudüs dahil Kutsal Toprakları (Filistin ve Suriye’yi kapsayan bölge) ele geçirmek istiyorlardı.
     Su ve Yağ Gibi
     Bizanslılar ve Haçlılar arasındaki uyuşmazlık o kadar da kötü değildi: Liderler arasında hep bir gerilim ve çekişme olurdu zaten. Bir Norman ve o günlerin en büyük maceraperestlerinden biri olan Bohemond 40 yaşında korkusuzluğu, yaratıcılığı ve acımasızlığıyla haklı bir üne sahip tecrübeli bir savaşçıydı. O da bir başka Haçlı lideri, Toulouse Kontu’yla neredeyse sürekli anlaşmazlık içindeydi. Bohemond’un tam tersine Kont nazik, dürüst ve çok dindar olmasıyla ünlüydü; öngörü ve mucizelere derinden inanırdı.
     Görev: Antioch
     Haçlılar Konstantinopolis’ten Suriye’ye, Antik Antioch (Antakya) şehrine doğru güneydoğu yönünde harekete geçtiler. Antioch, Filistin sahilindeki en zengin ve güçlü şehirdi. Aşılması güç duvarların içine, etraftan yaklaşanların kilometrelerce öteden görülebildiği dört yüz kule inşa edilmişti. Şehrin savunma gücü açıktı, bu yüzden şehir ancak içerden birilerinin ihanetiyle ele geçirilebilirdi. Antioch o zamanlar ilk fırsatta düşmanın üzerine atılacak geniş Rum ve Ermeni nüfusuyla hâlâ bir Hristiyan şehriydi.
     Türk Kızartması
     Haçlılar stokları gitgide azalırken orada aylarını harcadılar. Soğuk ve yağışlı bir kış sonrasında yeni malzemeler geldi ve moraller yükseldi. Bohemond da kendini daha iyi hissediyordu. Antioch’tan çok fazla Türk casusunun çıktığına karar verdi. Yakalanan casusları öldürtüyordu, daha sonra aşçılarına casusları şişe geçirip kızartmaları emrini verdi. O gece, yakalanmamış olan tüm casuslar sessizce Antioch’a geri döndüler.
     Yüksek Mevkilerdeki Arkadaşlar
     Bohemond’un kendi casusları da vardı. Büyük bir Türk destek birliğinin Antioch’a doğru yola çıktığını öğrendiğinde harekete geçme zamanının geldiğini anladı. Kente casuslarını gönderdi; casusları, Hristiyan davasına bağlılığını gizlice sürdüren Firuz adındaki Ermeni bir kaptanla bir plan yaptılar. Bohemond’un adamları Firuz’un kontrolündeki üç kuleden birinden sarkıtılacak deri bir merdivenden tırmanacaklardı.
     Hadi Tırmanın Çocuklar
     Altmış adam merdivenden tırmanıp üç kuleyi ele geçirdiler ve ilk kapıyı açtılar. Kısa süre sonra diğer kapılar da açıldı ve Haçlılar şaşkınlık içindeki savunma güçlerinin üzerine aktılar. Türk destek birliği hızla yaklaştığından Haçlılar çabuk hareket etmek zorundaydı. Ve ettiler de: Günün sonunda Antioch’da neredeyse canlı tek Türk kalmamıştı.
     Daha da Yüksek Mevkilerdeki Arkadaşlar
     Ertesi gün, Türk destek birliği Antioch’a geldi ve hemen şehri kuşattı. Artık kuşatanlar kuşatma altındaydı. Şövalyeler ve piyadeler arasında panik yayılmaya ve birçoğu kaçmaya başladı. Ama Haçlılar mucizelerin gerçekliğine inanan iman adamlarıydı ve Tanrı işaretler ve vizyonlarla konuşurdu. Böylece hemen Kutsal Mızrak biçiminde bir mucize yaratıldı, Çarmıha Germe sırasında Kurtarıcıyı yan taraftan delen mızrağın aynısı. İsa’nın siluetini pek çok kez gördüğünü iddia eden Peter Bartholemew adında fakir bir Fransız köylüsü Mızrağı Antioch Katedralinde gömülü olduğu yerde buldu.
     Şah Mat
     Bu mucizevi buluştan etkilenen Haçlılar, 28 Haziran 1098 sabahı Türklerle çarpışmak üzere şehrin kapılarına yürüdüler. O sırada satranç oynayan Türk kumandanı, Hristiyan güçlerini yeneceğinden emin olduğundan, üzerlerine gelmelerine izin verdi. Yardımcıları hemen saldırıya geçmeyi önerdiyse de o satranç oynamayı sürdürüp bekledi.
     Haçlılar durmadan yaklaşırken bir grup da gizlice Türklerin arkasına dolanıp saldırdı. Türk kumandanın birden asabı bozuldu ve ordusu karmaşa içinde kaçtı. Antioch artık emin bir şekilde Hristiyanların ellerindeydi.
     Kudüs Kuşatması
     Bunlar Haçlıların Kudüs üzerine yürümesinden altı ay önce oldu. Yaz başında şehrin kapılarına dayandılar. Kuşatma güçleri Antioch’daki savaş kayıplarından, aşırı yorgunluktan, açlıktan ve hastalıklardan dolayı azalmışlardı; 1.200 şövalye ve 12 bin piyadeden oluşuyordu.
     Her Şeyi Düşünmüşlerdi
     Kudüs’ün Müslüman kumandanı Haçlılar için fazlasıyla hazırdı. Uzun bir kuşatma için bol bol yiyecek ve içecek stokları ve sadık askerlerden oluşan büyük bir garnizonları vardı. Şehrin etrafındaki tüm kuyular zehirlenmiş, komşu tepelerdeki tüm koyun ve keçiler yakalanarak şehre getirilmişti. Kumandan şehirdeki kulelerin pamuk ve saman balyalarıyla doldurulup Haçlıların mancınık atışlarına karşı güçlendirilmelerini emretmişti. Son olarak da, Kudüs etrafındaki tüm ağaçları keserek Haçlıların yakıcı güneşten korunmalarını engellemek istemişlerdi.
     Ya da Öyle Zannetmişlerdi
     13 Temmuz 1099 gecesi Haçlılar saldırılarını başlattılar. Karanlıkta kuşatma araçları, adamların duvarların ötesine atlamasını sağlayan köprüleriyle tekerlekli kuleler şehre iyice yaklaştı.
     Cepheden Saldırı
     Birkaç günlük şiddetli çarpışmadan sonra Haçlılar kuşatma araçlarından birini uygun pozisyona getirmeyi başardılar. İlk önce, sadece birkaç adam kulenin köprüsünü geçip duvara tırmanmayı becerdi. Ama kısa süre sonra bir-ikiden düzinelere çıktılar. Duvarlara daha çok merdiven dayandı ve çok sayıda Haçlı tırmandı. Saldırı tam bir başarıydı; Kudüs artık Hristiyanların elindeydi.
     Hristiyanlar: 1 Diğer Herkes: Ölü
     3 yıllık mahrumiyet, hastalık ve ölümden sonra Hristiyan askerleri büyük zaferlerini kutlamaya hazırdı. Bunu Kudüs’ü yağmalayıp Müslüman halkı katlederek yaptılar. Yerli Yahudilerin hepsi sinagoga koştular ama Haçlılar Kudüs’ü tam anlamıyla bir Hristiyan şehri yapmakta kararlıydılar. Sinagogu yaktılar ve içerideki herkes öldü.
     Sonraki Seferde Görüşmek Üzere
     İlk Haçlı Seferi amacına ulaşmıştı. Gelecekteki hiçbir Haçlı Seferi bu başarıya ulaşamayacaktı. Ha, siz bittiğini sanmıştınız değil mi? Hayır, daha dökülecek çok kan vardı. Sonraki iki yüzyıl boyunca, Kudüs dahil olmak üzere Kutsal Topraklardaki fetihler yavaş yavaş kaybedilecekti.

Yazar hakkında

Yorum Ekle