Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (5)

T

İLK GÜNDEN
     Dursun bir gün Amerika’ya çalışmaya gitmiş. Aylardan sonra köyündeki arkadaşı Temel’e bir mektup yazmış; “Sevgili Temel, buranın taşı toprağı para, her yerden para fışkırıyor!”
     Temel bu mektup üzerine ilk uçağa binmiş ve Amerika’ya gitmiş. Havaalanında iner inmez terminalin girişinde yerde bir 100 dolar görmüş. “İlk günden de işe başlanmaz ki,” demiş ve yoluna devam etmiş.
ÜÇÜNCÜ TEK
     Fadime ile Temel evlenirler. Fadime Temel’e;
     “Temel biz evlendik ama zannetme ki biz her akşam ilişkiye gireceğiz; benim canım ne zaman isterse o zaman olacak; ben her akşam yatmadan önce saçlarımı tararım, eğer o akşam saçlarımı sağa tararsam bil ki o akşam bana yaklaşma keyfim yok, sola tararsam eh bir ihtimal şansını dene ama geriye doğru tararsam işte o akşam parçala beni,” der.
     Temel bu, hiç altta kalır mı? Fadime’ye;
     “Benim de seninle öyle her akşam sevişeceğimi zannediyorsan yanılıyorsun,” demiş. “Bir kere, akşam eve geldiğimde rakı sofram hazır olacak. Ben eğer o akşam bir tek atarsam bil ki o akşam keyfim yok, zaten sana dokunmam; iki tek atarsam bir ihtimal olabilir, ama üçüncüyü de atarsam saçının şekline mekline bakmam kolla kendini derim!
DEDİKODUCU PEZEVENK
     Temel her gün evine trenle gidip gelmektedir. Yine bir gün trende gelirken karşısında oturan adamın biri durup dururken ‘pezevenk’ der. Temel şaşırır; “Acep bağa mı dedi?” diye sağına soluna bakınır. Adam tekrar ‘pezevenk’ der. Temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakar; “Sanırım bağa dedi!” der. Olay çıkmaması için ilk durakta iner ve olayı evde karısına anlatır:
     “Fadime, bugün trende adamın biri bağa pezevenk dedi,” der. Fadime de ; “Hadi ya, bak terbiyesize!” diye cevap verir.
     Temel ertesi gün aynı adamla trende tekrar karşılaşır. Bu sefer adamın lafı çok ilginçtir. Temele bakar ve şöyle der: “Dedikoducu pezevenk!”
ÇARPI KOYDUM
     Temel ile Dursun balık avlamaya çıkmışlar. Birinci gün hiç balık yakalayamamışlar; ikinci gün de hiç balık yakalayamamışlar; üçüncü gün bir kova balık yakalamışlar. Bunun üzerine Temel Dursun’a;
     “Dursun bu yeri iyi belle, yarın da buraya geliriz,” demiş. Kıyıya vardıklarında da Dursun’a sormuş:
     “Dursun, yeri iyi belledin mi?”
     “Evet.”
     “Ne yaptın?”
     “Kayığın ucuna çarpı koydum.”
     “Ulan salak, yarın bu kayığı kiralayacağımızı nerden biliyorsun?”
DÜN BURADA YOKTU
     Temel boğazda tekneyle turist gezdiriyor. Bir gün, bir Amerikalıyı alıyor ve başlıyorlar gezmeye. Amerikalı bir saray görüyor:
     “Bu ne kadar zamanda yapılmış?” diye soruyor. Temel; “5 yılda,” diye cevap veriyor. Amerikalı;
     “Yazık, bizde olsa 1 yılda yapılırdı,” diyor.
     Biraz sonra bir cami görüyor: “Bu ne kadar zamanda yapılmış?” diye soruyor. Temel;
     “2 yılda,” diye cevap veriyor. Amerikalı;
     “Yazık, bizde olsa 3 ayda biterdi,” diyor.
     Temel uyuz oluyor bu duruma. Biraz sonra bir tarihi yapı daha görüyorlar. Yine soruyor Amerikalı.
     Temel; “2 ay,” diyor bu kez. Amerikalı yine; “Yazık bizde olsaydı 1 haftada biterdi,” diyor.
Temel iyice kıllanıyor.
     Tam o sırada Boğaz Köprüsü’nün altına geliyorlar. Amerikalı yukarıyı göstererek; “Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı,” diye soruyor. Temel şaşkın bakışlarla kafasını kaldırıp; “Hangisi? Bu mu?” diyor.” Bu dün burada yoktu daa!”
YAZ-KIŞ
     Temel çok yaşlanır ve bir gün check-up yaptırmak üzere doktora gider. Muayene sonucunda doktor durumu pek iç açıcı görmez ama yine de sormaktan kendini alamaz:
     “Amca cinsel hayatınız nasıl, memnun musunuz?”
     Temel biraz da sıkılarak, “Valla evlat, birinci iyi de ikincide çok terliyorum,” der.
     Bir zaman sonra aynı doktora Temel’in karısı gider ve aynı kontrollerden o da geçer. Aynı soru ile o da karşılaşır:
     “Teyze, cinsel hayatınız nasıl gidiyor?”
     “Valla oğlum, cinsel hayat mı kaldı ki!” der.
     Bunun üzerine doktor, “Ama nasıl olur, Temel amca birincide iyi ama ikincide terlediğinden bahsediyordu?”
     “Eee… Doğru tabi, birincisini kışın, ikincisini yazın yaparsa tabii ki öyle olur!
UZAYLI
     Dursun, Ordu ile Trabzon arasında yük taşıyan bir kamyonun şoförüymüş. Radyoda ‘Çayeli’nden Öteye’ türküsü çalarken birden yayın kesilir ve yapılan anonsta; “Dikkat! Dikkat! Dünyamızı uzaylılar istila etmiştir. Uzaylıların kuzey yarım küreye indiği tahmin edilmektedir.” denir.
     Dursun umursamaz. Yoluna türkülerle devam ederken yayın tekrar kesilir: “Dikkat! Dikkat! Uzaylıların Türkiye’ye indiği tahmin edilmektedir. Lütfen endişelenmeyin. İyi huylu uzaylılar; ancak dilimizi pek iyi konuşamıyorlar. Kolları uzun, bacakları kısa…”
     Dursun; “Allah, Allah… Bu da nereden çıktı?” der ve içine bir kurt düşer. Yoluna devam ederken yayın bir daha anonsla kesilir: “Uzaylıların Karadeniz bölgemiz, Ordu ile Trabzon arasına indiği tespit edilmiştir. Tekrar ediyoruz… Lütfen endişelenmeyin. İyi huylu uzaylılar; ancak dilimizi pek iyi konuşamıyorlar. Kolları uzun, bacakları kısa. Onlarla yavaş konuşarak anlaşabilirsiniz.”
     Dursun’un içine bir kurt düşer; ama ne yapsın ki, yoluna devam etmek zorundadır. Yaklaşık 10-15 km. sonra, yol kenarında, spikerin tarifine uyan bir yaratık görür. El frenini çekip iner ve yavaş yavaş yaklaşır. Kolları uzun, bacakları kısa varlığa; yavaş ve tane tane;
     “Be nim a dum Dur sun. T rab zon lu yum. Sa na kö tü lük yap mam. Ba na ken di ni ta nit.” der.
     Yaratık da tane tane ama kızarak cevap verir: “A dum Te mel. Ri ze li yum. Ha bu ra ya si çay rum!”
ALTIN PİSUVAR
     Temel, eğlenmek için bir yer arıyormuş. Daha önce birçok bara gitmiş, fakat şimdi gideceği farklı bir yer olmalıymış. Bir arkadaşı ona “Sarı Bar” adlı bir yer önermiş. O da gitmiş, fakat bu barın da diğer yerlerden hiçbir farklı yanı yokmuş. Neyse içkisini içmiş tuvalete gitmiş. Bir de ne görsün, altın bir pisuvar var. Çok şaşırmış. Daha sonra pisuvara işeyip gitmiş. Öbür gün yine gelmiş ve içkisini içip tuvalete gitmiş. Bir de ne görsün altın pisuvar yerinde yok. Barmene gidip, “Tek farkınız altın pisuvardı, şimdi o da yok!” demiş. Barmen o zaman barda oturan iri yarı adama dönüp; “Necmi abi, senin saksafona işeyen adam geldi!” demiş.
ALLAH’IM BENİ AFFET
     Temel ile karısı hacca gitmeye karar verirler ve anneleriyle vedalaşmaya giderler. Annelerinin ikisi de bizleri de hacca götürün diye yalvarınca, dayanamayıp onları da yanlarına alırlar. Hac sırasında günahlarının affı için dua ederlerken, Temel dayanamayıp ne için dua ettiklerini dinler. Kayınvalidesi, annesi ve karısının dualarının aynı olduğunu işitir. Üç kadın da, “Allah’ım, beni affet! Kocamı 3 veya 5 kez aldattım!” demektedir. Temel kulaklarına inanamaz ve kendi duasına şöyle devam eder:
     “Allah’ım çok büyük günah işledim… Bu üç büyük günahkârı huzuruna getirdiğim için beni affet!”
ASTRONOT TEMEL
     Temel, Mars’a gidecek ilk astronottur. Çok paraya mal olmuş¸ muhteşem bir uzay gemisi ile giden Temel’den dönüşüne kadar haber alınamaz. On yıl sonra geri döndüğünde flaşlar patlar, herkes merakla etrafını sarar ve sorarlar; “Mars’ta hayat var mı?”
     Temel omuzlarını silker; “Yok!” der.
     Bilim adamları, basın ve tüm dünya hayal kırıklığı içindedir. Temel’i uçağa bindirip Trabzon’a uğurlarlar. Akşam evinde, ailesi ile kendi dönüşünü seyrederken Temel’in oğlu sorar;
     “Baba ya, gerçekten hayat yok muydu acaba?”
     Temel yine omuzlarını silker; “Haçan uşağım, saat 11 dedin miydu bütün tükkanlar kapani! Sen puna hayat mı diisin?”

Yazar hakkında

Yorum Ekle