Hoca Bir Gün (1)
Hoca Bir Gün (1)

Hoca Bir Gün (1)

MİNARE
     Nasreddin Hoca, daha Hoca olmadan, hatta Molla olmadan, minicik Nasreddin iken, babasıyla birlikte şehre geldiğinde minareyi görünce;
     “Hey Allah’ım,” demiş. “Şu şehirlilerin işine bak! Kuyuyu ters çevirmişler!”
YALANCI ŞAHİDİN EŞEĞİ
     Hoca her zaman Kadı olacak değil ya, bu sefer de Kadı’nın arkadaşı olmuş. Bir gün ziyaretine gittiğinde, Kadı bir yalancı şahidin davasına bakıyormuş. Yalancı şahide, eşeğe ters bindirilip şehir içinde dolaştırılma cezası verilmiş. Ceza verilmiş ama o sırada eşek bulunamamış. Çaresiz Hoca’dan rica etmişler. O gün akşama kadar Hoca eşeğini beklemiş.
     Bir hafta sonra Hoca bir şey danışmak için Kadı’ya vardığında ne görsün; aynı yalancı şahit için yine eşek aranıyor. Hoca anlamış ki, kendinden yine eşek istenecek. Dayanamayıp gedikli yalancıya dönerek;
     “Bana bak hemşerim,” demiş. “Ya yalancı şahitliği bırak, ya kendine bir eşek al!”
KÖR DÖVÜŞÜ
     Hoca, eşeğiyle pazara giderken yoluna çıkan üç kör, kendisinden sadaka istemiş. Hoca da, altın, gümüş akçe, ufaklık büyüklük cebinde ne varsa birinin avucuna boşaltıp;
     “Aranızda paylaşın,” demiş.
     Adamlar parayı aralarında paylaşmak için çekişmeye başlamışlar. Sana az, bana çok derken, para yerlere saçılmış. Körler birbirine girmiş; son sözü söylemek yine Nasreddin Hoca’ya kalmış:
     “Demek kör dövüşü böyle oluyormuş, bilseydim vermezdim!”
ANASINA YAS TUTUYOR
     Hoca’nın ibiği kınalı biricik tavuğunu tilki mi kapmış, yoksa bir hırsız mı çalmış bilinmez; tavuk kaybolmuş. Zavallı yavrular, bir o yana bir bu yana, süngüsü düşük kanatlarla dolaşmaya başlamışlar.
     Hoca, civcivlerin boynuna siyah birer ip bağlamış. Komşulardan biri; “Nedir bu?” deyince, Hoca ağlamaklı şekilde yanıt vermiş:
     “Anaları için yastalar!”
KURDU RAHATSIZ ETME
     Hoca’nın eşeğini kurt yemiş. Hoca farkına varmış varmasına da, eşeğin kemikleri kaldıktan, kurt sofrayı terk ettikten sonra farkına varmış. Keyfi yerine gelen dağların delikanlısı, dağa doğru yol alırken, birisi çıkıp;
     “Hoca, kurdu kaçırma!” demez mi?
     “Bozma kurdun keyfini,” demiş Hoca. “Tok karınla dağa çıkmak kolay mı sanıyorsun?”
İKİMİZE DE NE?
     Adamın biri Hoca’nın yolunu çevirmiş. Ağzı sulanarak iştahlı iştahlı;
     “Hocam,” demiş. “Az önce bir sininin üzerinde iki kızarmış kaz götürdüler!”
     Hoca umursamaz tavırla;
     “Bana ne!” diye yanıt verince, adam bu kez;
     “İyi de, sizin eve götürdüler!” diye üsteleyince, Hoca aynı umursamazlıkla yanıt vermiş:
     “Sana ne!”
BOZUKLUK BAL ÇÖMLEĞİNDE
     Allah hiçbir şehrin başına vermesin. Konya kadısı rüşvetçinin tekiymiş. Az çok bir şey almadan parmağını oynatmazmış. Hikâye bu ya, Hoca’nın Konya’da kadılık bir işi çıkmış. Hemen bir çömlek bal hazırlayıp Kadı’ya götürmüş. Kadı çömleğin ağzını açıp şöyle bir bakmış; of of… Mis gibi oğul balı! Hoca’nın istediği ilamı kaşla göz arasında vermiş.
     Gelgelelim Kadı, o akşam eve varır varmaz çömleği sofraya koymuş; kaşığı daldırmış ki bir de ne görsün? Çömleğin üstü bal, altı bildiğimiz çamur! Ertesi gün adamını Hoca’ya göndermiş.
     Adamcağız;
     Hoca Hazretleri,” demiş. “Kadı Efendi acele seni istiyor. Dün verdiğin ilamda bir bozukluk varmış, düzeltilmesi gerekiyormuş!”
     “Var git Kadı’ya söyle,” demiş Hoca. “O bozukluk ilamda değil, bal çömleğinde!”
BİR NAR, BİR CEVAP
     Hoca, eşeğiyle evine dönerken bir dervişe rastlamış. Dervişin heybesinin Bursa narıyla dolu olduğunu gören Hoca’nın canı nar çekmiş. Tanış olursam belki ikram eder umuduyla dervişe selam verip sormuş:
     “Erenler, nereden gelip nereye gidersin?”
     “Nereden geldiğim de, nereye gittiğim de önemsiz,” demiş derviş. “Kendimi arıyorum!”
     Aklı nar heybesinde olan Hoca, dervişin bu sözünü fırsat bilip;
     “Eğer,” demiş. “Her bilgi karşılığında bir nar verirsen, kendini bulmana yardım ederim.”
     Dünya malına yüz çevirmiş adamcağız; dünyadan ahretten, geçmişten gelecekten bir sürü soru sormuş. Hoca da sorulan soruları, birer nar karşılığında güzel güzel yanıtlamış. Derken, en can alıcı soru sorulunca, Hoca’nın ağzını bıçak açmaz olmuş.
     Derviş;
     “Herhalde bilemeyeceksin?” diye sorunca, Hoca;
     “Sen öyle san!” demiş. “Heybende nar kalmayınca bende cevap tükendi!”
DELİ ÇEŞME
     Hoca bir yaz günü uzak bir yerden gelirken yolda fena halde susar. Bir aralık çeşmeye rastlar. Bakar ki, lülesine bir kazık tıkamışlar. Kazığı zorla çeker çekmez fışkıran su, üstünü başını ıslatır. Çeşmeye der ki;
     “Tevekkeli değil, böyle deli dolu aktığın için ağzına o kazığı tıkamışlar!”
HOCANIN ŞAŞI KARISI
     Hoca şaşı bir kadınla evlenmiş. Kadın her şeyi iki görüyormuş. İlk gün hoca sofraya bir tabak daha koymuş. Kadın;
     “Hoca Efendi, niye iki tabak getirdin? Bir tabak neyimize yetmez ki?” diye sormuş.
     Hoca bundan elbette memnun kalmış.
     Yemekten sonra kadın utana sıkıla;
     “Hoca Efendi, daha ilk günümüzden misafir getirmen doğru mu? O yanındaki sana benzeyen hoca kim?” diye sormuş.
     Bu sözü duyan Hoca;
     “Dur orda hatun,” demiş. “Bizim evde her şeyi iki görebilirsin ama kocanı bir!”
FAKİRİN MALI
     Hoca sakız çiğniyormuş. Yemeğe buyur etmişler. Sofraya otururken sakızı ağzından çıkarmış, burnunun ucuna yapıştırmış. “Neden böyle yaptın?” diye soranlara da demiş ki:
     “Fakirin malı gözünün önünde gerek!”
AY ALIP-SATMAK
     Bir Ramazan ayında birisi hocaya sorar:
     “Hocam, bugün ayın üçü mü, dördü mü?”
     Hoca cevap verir:
     “Vallahi bilmem, bugünlerde ay alıp sattığım yok!”
PERDELERDE GEZİNMEK
     Bir mecliste latife olsun diye Hocanın eline bir saz tutuşturmuşlar.
     “Hoca şunu çal da biraz dinleyelim,” demişler.
     Hoca, sazı sapından yakalamış, mızrabı aşağı yukarı gezdirmiş, acı sesler çıkarmaya başlamış.
     “Canım Hoca, saz böyle mi çalınır? Parmağını tellerin üzerinde oynatarak perdelerde gezinmek lazım,” demişler.
     Hoca cevap vermiş:
     “Onlar perdeyi bulamazlar da aramak için gezinirler; oysa ki ben buldum, neden boşuna gezineyim?”
KAR-EKMEK
     Bir kış günü Hocaya sormuşlar:
     “Hocam, bir şey icat ettin mi?”
     “Evet,” demiş. “Ama ben de beğenmedim.”
     “Neyi?”
     “Karla ekmek yemeyi!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir