İz Bırakan Geziler (Kopenhag)

İ

     Danimarka’nın başkenti olan Kopenhag’ın tarihi oldukça eskiye dayanır. İlk avcıların buraya göç etmesiyle şehrin hikâyesinin M.Ö. 10.000’li yıllara kadar dayandığı varsayılır. Daha sonraki dönemlerde de tarım ve hayvancılığa geçilmiş, M.S. 400’den sonra ise şehirleşme başlamıştır. 8. Ve 11. yüzyıllar arasında Viking egemenliğinde olan şehir, önceleri küçük bir balıkçı kasabası iken sonradan giderek büyümüş, kuzeyin ticaret limanı olmuştur. Hatta adının da Danca’da “tacirlerin limanı” anlamına gelen bir kelimeden türetildiği düşünülür.
     1400’lü yıllarda Kopenhag, Danimarka’nın yanı sıra hem Norveç hem de İsveç’in başkentliğini yapıyordu, buna da Kalmar Birliği denmiştir. Coğrafi keşiflerin başlamasıyla beraber Viking kültüründen çıkan Kopenhag, 17.yy.da giderek modernleşip, zenginleşmeye başlamıştır. 1800’lü yılların başında Norveç’le beraber İngiltere’ye karşı savaşan Danimarka, İngiliz ordusunun Kopenhag’a çıkarma yapmasıyla yenilmiştir. Bu durum Danimarkalıları sanata yönlendirmiş, ülke mimari ve resim gibi birçok sanat dalında ilerleme göstermiştir. 20.yy.da sanayi devrimiyle beraberşehrin hemen her yerinde fabrikalar kurulmuştur. Ama Kopenhag’ı ticaret ve sanayide öne taşıyan şey, 1. Dünya Savaşı’nda Danimarka’nın tarafsız kalması olmuştur. Savaşa katılmayan Danimarka hem çok hızlı bir gelişim göstermiş hem de Kopenhag dünyanın en gelişmiş şehirlerinden biri haline gelmiştir.
     2. Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından işgal edilen Kopenhag, İngilizler’in tehlikenin kendilerine ulaşmaması adına Danimarka’ya yardım etmesiyle işgalden kurtulur. Fakat Avrupa’daki birçok şehir gibi tabii ki Kopenhag da savaştan nasibini almıştır ve bir süre toparlanamamıştır. Daha sonra uygulanan akıllı politikalarla ekonomisi oldukça güçlenen Danimarka hemen hemen her alanda gelişim göstermiş, günümüzde ise refah düzeyi yüksek, yaşanılabilir ülkeler sıralamasında zirveye yerleşmiştir. Ülkenin başkenti Kopenhag da bundan payını almış, birçok açıdan dünyanın en yaşanılabilir şehri pozisyonuna gelmiştir.
     Günümüzde yaklaşık olarak 1,5 milyon nüfusa sahip olan, en mutlu insanların şehri diye nitelendirilen Kopenhag’ın sokaklarında bisiklet sürmek, limanlarında denize girmek, şık mimarisini incelemek, pırıl pırıl sokaklarında gezmek, dünya mutfaklarının leziz yemeklerinin tadına bakmak için Kopenhag’a gitmeniz gerekiyor.
     Nyhavn
     Sosyal hayatın en yoğun yaşandığı yerlerden biri olan Nyhavn, eskiden tüm ülkelerin gemilerinin yanaşabildiği ticari bir limanmış. Bölge denizciler, barlar ve tavernalarla doluymuş. Bugünlerde ise eski güzel evler yenilenmiş, rengarenk hale getirilmiş, o hareketli yaşam adeta modernize edilmiş durumda. Bölgede restoran ve cafeler, kanalda yapılan tekne turları, alışveriş yapılan birçok mağaza ve dükkân bulunmakla beraber sokakta gezerken her yerden duyabileceğiniz jaezz müziği buranın adeta şehrin kalbi olduğunu fısıldıyor. Özellikle yaz döneminde kalabalığın eksik olmadığı Nyhavn’da, limanda şık restoranların birinde jazz eşliğinde lezzetli yemekler yiyebilir, Nyhavn Kanalı’nda tekne turlarına katılarak bu güzel atmosferin tadını çıkarabilirsiniz.
     Danimarka Ulusal Müzesi
     Danimarka’nın büyük ve köklü tarihinden dolayı müze çok zengin bir koleksiyona sahiptir. Müzede Taş Devri, Viking dönemi, Ortaçağ, Rönesans ve modern Danimarka tarihinden oluşan hem eserler bulunmakta hem de bu dönemlere ait sergiler görülebilmektedir. Böylece müzeyi ziyaret edenler, Danimarka’nın bütün geçmişi hakkında bilgilere ulaşabilmektedir. Danimarka Ulusal Müzesi, 1743 yılında yapılan Prens Sarayı’nda yer alsa da günümüzde saray kraliyet ailesi tarafından kullanılmamaktadır. Müzede çok geniş bir etnografik koleksiyon, klasik ve yakın doğu antikaları, bozuk para ve madalya koleksiyonlarının yanı sıra, Vikingler’den kalan özel bir koleksiyon da bulunmaktadır. Ayrıca müzeye ait restoranda Danimarka’nın geleneksel lezzetlerini de tatmak mümkündür.
     Tivoli Bahçeleri (Park)
     Kopenhag’ın merkezinde, Vesterbrogade Bölgesi’nde karşınıza çıkan Tivoli Bahçeleri, aslında bildiğimiz bir lunaparktır ama mimarisi, görkemli yapıtları, binlerce çeşit çiçek ve ağaçları ile ziyaretçilerini göz alıcı bir manzara içerisine davet eder. 1843’ten beri eğlence merkezi olarak hizmet veren Tivoli Bahçeleri’nin içinde eğlence parkurları, birçok restoran ve konser alanları da bulunuyor. Bunların yanı sıra suni göller, akvaryumlar, gün boyunca eğlenceli vakit geçirilecek sınırsız etkinlikler var. Akşam saatleri daha hareketli olan parkta, böylece dolu dolu bir gün geçiriliyor.
     Rosenborg Kalesi
     Rönesans mimarisinin en çarpıcı örneklerinden biri olan Rosenborg Kalesi, İskandinav Kralları’nın en ünlülerinden biri olan IV. Christian tarafından 17.yy.da yaptırılmış. 1838 yılında halkın ziyaretine açılan kalede görülmesi gereken listesinin başında taç giyme töreninin yapıldığı ve tahtların bulunduğu, üç gümüş aslan tarafından korunan şövalye salonu var. Salonun içinde bulunan eşyalar hâlâ özenle korunur ve sizi adeta zamanda yolculuğa çıkarır. Burada kralın özel kitap dolabını, banyosunu ve daha önceki asil halkın mumyalarını görebilirsiniz.
     Küçük Deniz Kızı
     Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in anlattığı hikâyeyegöre; “Deniz kızı bir prense âşık olur ve insan olmak ister. Büyücü deniz kızının isteğini yerine getirir ve onu insana çevirir ama prens onunla evlenmezse bir deniz köpüğüne dönüşecektir. Prens onunla evlenmez ve deniz kızı köpüğe dönüşerek denizde kaybolur…” 1913 yılında hikâyeden esinlenen heykeltraş Edvard Eriksen tarafından tasarlanan Küçük Deniz Kızı Heykeli, 1.25 metre uzunluğunda ve 175 kg. ağırlığındadır. Langelinie Limanı’ndaki bir taş üzerine oturan ve kentin simgesi haline gelen bu küçük deniz kızı heykelini her sene 1 milyonun üzerinde kişi ziyaret ediyor.
     Christiansborg Sarayı
     Bir zamanlar kralların ve kraliçelerin yaşadığı tarihî Christiansborg Sarayı, 1800’lü yılların sonlarına doğru çıkan yangından sonra kraliyet ailesinin Amalienborg Sarayı’na taşınmasıyla, günümüzde Danimarka Parlamentosu’na ev sahipliği yapmaktadır. 2014 yılında halka açılan saray, ücretsiz olarak gezilebiliyor. Kopenhag manzarasının en iyi izlendiği yerlerden biri olan sarayda yüksekliği 106 metre olan Saray Kulesi, şehrin de aynı zamanda en yüksek kulesi unvanına sahip. Kuleye giriş Kopenhag’ın merkezindeki Slotsholmen Adacığı’nda yer alıyor.
     Stroget Alışveriş Sokağı (Caddesi)
     Danimarka kaynaklarına göre Stroget Alışveriş Sokağı dünyanın en uzun, en eski trafiğe kapalı yaya caddesidir. Kopenhag’ın en eğlenceli ve kalabalık sokağı olan Stroget, alışveriş için birçok ünlü mağazaya ev sahipliği yapar. Bunun yanında sokak müzisyenleri, sihirbazlar, akrobatlar gün boyunca gösteriler yaparlar ve bundan dolayı cadde sürekli cıvıl cıvıldır. Stroget Sokağı, hem eğlenceli vakit geçirmek hem de Danimarka ile ilgili hediyelik eşya almak için en uygun yerdir.
     Amalienborg Sarayı
     Danimarka Kraliyet Ailesi’nin bugün ikamet ettiği Amalienborg Sarayı, 18.yy.da inşa edilmiştir. Rokoko tarzı mimari ile yapılan saray, dört ana binadan oluşan bir yapıdır ve dönemin kraliyet ailesi dışında bir çok asil aileye de konaklama imkânı sunmuştur. Tarihte önemli diplomatik görüşmelere ev sahipliği yapan bu şaheserde özellikle kraliyet muhafızlarının nöbet değişim seremonisi görülmeye değer.
     Kuzey Işıkları
     Kutup aurorası (Aurora Borealis) diye de adlandırılan kuzey ışıkları, kutup bölgelerinde gökyüzünde görülen, dünyanın manyetik alanı ile Güneş’ten gelen yüklü parçacıkların etkileşimi sonucu ortaya çıkan doğal ışımalardır. Danimarka’ya bağlı Faroe Adaları ve Grönland’da bu görsel şölene tanıklık edilebilir. Kuzey ışıklarının tam olarak ne zaman görüleceği hesaplanamasa da, 2-3 gün önceden tahmin edilebiliyor, gökyüzü ne kadar açıksa bu ışık dansının görülme şansı da o kadar yüksek oluyor.
     Hygee Felsefesi
     Neredeyse her sene dünyanın en mutlu ülkesi seçilen Danimarka’da felsefe haline gelmiş bir kavram var; Hygee felsefesi. Genel anlamıyla “Samimi ortamlar yaratma sanatı”, “Ruhun sıcacık hissetmesi”, “Tüm dert, sıkıntı ve sinir bozucu şeylerden uzak olma durumu”, “Rahatlatıcı ve mutluluk veren şeylerden keyif alma”, “En sevdiklerinle birlikte olma” gibi düşünceler barındıran felsefe aslında sadece Danimarka’da değil, İskandinavya’nın genelinde uygulanıyor ve dünya genelinde de giderek yayılıyor. Danimarkalılar için yaşam felsefesine dönüşmüş olan bu düşünce sistemi aslında küçük ve basit şeylerden oluşuyor. Sevdiklerinle birlikte vakit geçirmek, uzun süren yemek muhabbetleri, doğada olmak, az mobilya, fazla alan, rahat giysiler, mumlarla aydınlatılmış hoş kokulu bir ortam gibi… Felsefede önemli olan küçük şeylerle mutlu olmak ve ona odaklanmak diyebiliriz. Hygee felsefesini ülkemiz şartlarında uygulamak biraz zor olsa da, hayatımıza böyle bir farklılık katmak belki de en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeydir!
     Lütfen Bunları Unutmayın
* Danimarkalılar çevre konusunda çok hassastırlar, bu nedenle Kopenhag’ta her yerde bisiklet kullanılır. Bunun dışında ulaşımda otobüs ve trenler de tercih edilir.
* Kopenhag dünyanın en pahalı şehirlerinden biridir. Gitmeden önce ona göre bir planlama ve bütçe yapmakta yarar var.
* Danimarkalılar barışçıl ve modern olmalarına rağmen, turistlere karşı pek sıcakkanlı değildirler.
* Ülkenin geleneksel yemekleri, diğer İskandinav ülkelerinde ve Kuzey Almanya’da olduğu gibi et, balık ve patates ağırlıklıdır.
* Kopenhag çok eski ve tarihî bir şehir olduğu için çok sayıda müze, kültür-sanat merkezleri ve tarihi yapılar vardır.
* Kopenhag Kuzey Avrupa’da olduğundan, yaz ayları buraya gitmek için idealdir.
* Kopenhag yıl boyunca önemli festivallere ev sahipliği yapar. Kuzey Avrupa’nın kültür festivali olan Roskilde Festivali her yaz bir hafta sürer.
* Kopenhag’ta gece ve gündüz çok canlı bir yaşam vardır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz